Köşe

Afrika’dan Türkiye’ye uzanan mücevher tutkusu

Afrika’dan Türkiye’ye uzanan mücevher tutkusu

Hüssein İsmail… Afrika’da genel müdürlük görevi yaparken farklı bir iş yapmaya karar veriyor ve soluğu Türkiye’de alıyor. Takı tasarımı eğitimi alan Hüssein İsmail’in ilham veren hikayesini sizler için dinledik.

Bize biraz kendinizden bahseder misiniz? Adım Hüssein İsmail. Lübnanlıyım. Lübnan’da iş idaresi konusunda üniversite eğitimi aldıktan sonra 23 yıl farklı firmalarda çalıştım ve son çalıştığım firmada genel müdürlük görevi yaptım.

Neden Türkiye’ye geldiniz ve takı tasarımı eğitimini neden burada almak istediniz? Uzun zaman iş sektöründe çalıştıktan sonra, farklı bir iş yapmaya karar verdim. Çünkü her zaman sanata ve tasarıma ilgi duyuyordum. Türkiye’de bu eğitimi almak istememdeki sebep, İstanbul’un takı konusunda çok gelişmiş ve bu konuda tarihi alt yapıya sahip bir şehir olması. İstanbul’da eğitim alıyorsunuz.

Gelecekteki planlarınız nelerdir? Neredeyse 1 yıldır İstanbul’da yaşıyorum ve eğitim alıyorum. Türkçe eğitimi ve takı tasarımı eğitimi alıyorum. Türkiye’deki takı tasarımı eğitimi çok yüksek kalitede. İlk zamanlar takı tasarımı eğitimi benim için hobi idi fakat şimdi kendi çizgimi oluşturabiliyorum.

Bize kendi ülkenizdeki takı modasından bahseder misiniz? Lübnan’da önceden modern takılar hakimdi. Fakat şimdi daha çok klasik ve Osmanlı-Bizans çizgileri hakim.

Son olarak ülkemizdeki takı firmaları ve takı tasarımları hakkındaki fikirleriniz nelerdir? Türkiye takı konusunda dünyada ilk sıralarda gelen ülkelerden biridir. Bence tarihi alt yapısı ile birlikte Türk mücevher firmaları dünya markaları ile yarışmaktadır. Bence Türkiye’deki mücevher sektörü geleceği olan nadir ülkelerden birisidir.

Jewelry Passion Spanning from Africa to Turkey

Hüssein İsmail… While serving as a general manager in Africa, he decides to pursue a different career and sets his sights on Turkey. We had the chance to hear the inspiring story of Hüssein İsmail, who took up jewelry design education in Turkey.
Question: What is your name and origin? Answer: My name is Hüssein İsmail. I am Lebanese. After obtaining a university degree in business administration in Lebanon, I worked for various companies for 23 years, and my last position was as a general manager. Subtitle 2: Jewelry Design Education in Turkey and Future Plans Question: Why did you come to Turkey, and why did you choose to receive jewelry design education here? Answer: After working in the business sector for a long time, I decided to pursue a different career. I have always been interested in art and design. The reason I wanted to receive this education in Turkey is because Istanbul is highly advanced in jewelry and has a historical background in this field. Question: You are studying in Istanbul. What are your future plans? Answer: I have been living and studying in Istanbul for almost a year now. I am receiving education in Turkish and jewelry design. The quality of jewelry design education in Turkey is excellent. At first, it was just a hobby, but now I can create my own designs. Subtitle 3: Changing Trends in Jewelry Fashion in Lebanon Question: Can you tell us about the jewelry fashion in your country? Answer: In Lebanon, modern jewelry used to dominate. However, now there is a prevalence of more classical and Ottoman-Byzantine inspired designs. Subtitle 4: Jewelry Companies and Designs in Turkey Question: Finally, what are your thoughts on jewelry companies and designs in our country? Answer: Turkey is among the top countries in the world in terms of jewelry. Turkish jewelry companies, along with their historical background, can compete with global brands. I believe that the jewelry sector in Turkey is one of the rare countries with a promising future.

Köşe

TEFAF Maastricht Antika, Sanat ve Tasarım Fuarı

TEFAF Maastricht Antika, Sanat ve Tasarım Fuarı

Handan Duran Keltek

Handan Duran Keltek

VOIR Magazin Köşe yazarı
Columnist for VOIR Magazine.

Tefaf Mücevher
Maastrict

TEFAF Maastricht Antika, Sanat ve Tasarım Fuarı

7-15 Mart tarihleri arasında Hollanda’nın Maastricht kentinde düzenlenen TEFAF, yılın en prestijli sanat fuarlarından biri olma özelliğini taşır. Sergide farklı disiplinlerden olağanüstü eserlerini sergilemek için sanatçı ve sanatseverleri bir araya getiren TEFAF, antik sanat eserleri, büyük ustaların resimleri ve muhteşem mücevherlere ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.

TEFAF (Avrupa Güzel Sanatlar Fuarı) Maastricht, dünyanın güzel sanatlar, antika ve tasarım alanında önde gelen fuarı olarak kabul edilmektedir. 20 ülkeden 275’in üzerinde prestijli bayiye sahip TEFAF Maastricht, şu anda piyasadaki en iyi sanat eserleri için bir vitrin. Mumbai’deki Bhagat Jewelers’ın TEFAF Maastricht’te çıkış yapacak olması ve fuarda kendi salonuna sahip ilk Hintli kuyumcu olacağıydı. Van Cleef & Arpels, Tayvanlı mücevher sanatçısı Cindy Chao, Münih merkezli atölye Hemmerle, eşsiz sanatçı Wallace Chan ve Otto Jakob ihtişamlı eserlerini sergileyecek. TEFAF Maastricht’e bugünün yaşayan en iyi sanatçıları tarafından tasarlanan mücevherlere tanık olmak müthiş bir tecrübe olsa gerek.

TEFAF Maastricht Antique, Art, and Design Fair

TEFAF, which took place in the city of Maastricht, Netherlands, between March 7 and 15, 2022, holds the distinction of being one of the most prestigious art fairs of the year. Bringing together artists and art enthusiasts to showcase exceptional works from various disciplines, TEFAF is prepared to host antique art pieces, masterpieces by renowned artists, and magnificent jewelry at the exhibition.
TEFAF (The European Fine Art Fair) Maastricht is recognized as the leading fair in the world for fine arts, antiques, and design. With over 275 prestigious dealers from 20 countries, TEFAF Maastricht serves as a showcase for the finest art pieces available in the market. Bhagat Jewelers from Mumbai will make its debut at TEFAF Maastricht, becoming the first Indian jeweler to have its own salon at the fair. Prominent names such as Van Cleef & Arpels, Taiwanese jewelry artist Cindy Chao, Munich-based atelier Hemmerle, the exceptional artist Wallace Chan, and Otto Jakob will be presenting their magnificent creations. Witnessing the jewelry designed by today’s most renowned living artists at TEFAF Maastricht promises to be an extraordinary experience.

Share(Paylaş):

Facebook
Twitter
Pinterest
LinkedIn
On Key

Related Posts

Mücevher Sektörü için 2025’e  Güzel Bir Başlangıç

Mücevher İhracatçıları Birliği tarafından bu sene 5. kez düzenlenen Jewellery Antalya Alım Heyeti başarıyla tamamlandı. Dünyada ilk ve tek Türkiye tarafından düzenlenen etkinliğe katılan 500’ü aşkın uluslararası firmadan 1000’in üzerinde

Köşe

Bahadır BENZER Tasarım ve teknoloji ile ilgili seminer gerçekleştirdi
Bahadır Benzer

Bahadır Benzer

VOIR Magazin Köşe yazarı
Columnist for VOIR Magazine.

Bahadır BENZER Tasarım ve teknoloji ile ilgili seminer gerçekleştirdi

Bahadır BENZER Tasarım ve teknoloji ile ilgili seminer gerçekleştirdi

Marka sadakati ve müşteri sadakati birbiriyle yakından bağlantılı olmasına rağmen aslında çok farklı iki kavramdır. Farklı olmakla birlikte, ikisi de müşteriyi elde tutma ve yeniden satın alma olgularını doğrudan etkiler.

Bahadır BENZER gave a seminar on design and technology.

Brand loyalty and customer loyalty, while closely related, are actually two distinct concepts. Despite their differences, both directly impact customer retention and repeat purchases.
Renowned in the industry for his expertise in design and 3D modeling, Bahadır BENZER recently conducted a seminar at Ankara University’s Jewelry and Jewelry Design department on the impact of technology on design and the emergence of new professions in this field. The seminar attracted significant interest, not only from the school’s students but also from the fashion and footwear design departments, creating a large audience. The main focus of the seminar was on technology. Bahadır Benzer discussed various 3D software and 3D printers used in the industry and also talked about the future innovations that await the sector. The topics covered ranged from render designers to 3D operators, animations, and new product visualizations, as well as the transformation of design. Towards the end of the seminar, Bahadır Benzer invited sales and marketing expert Burcu Öztürk on stage to provide the students with insights on how to sell their products effectively. Additionally, he connected live to the human resources department of a company in Istanbul that creates significant employment opportunities in the sector and holds an essential place in exports. This allowed the students to gain firsthand knowledge of what they can expect after graduation and also provided them with promises of job opportunities. The seminar was highly productive and enjoyable. It is hoped that similar seminars will be organized in other universities, and there are wishes for further efforts to continue in this regard.

Share(Paylaş):

Facebook
Twitter
Pinterest
LinkedIn
On Key

Related Posts

Mücevher Sektörü için 2025’e  Güzel Bir Başlangıç

Mücevher İhracatçıları Birliği tarafından bu sene 5. kez düzenlenen Jewellery Antalya Alım Heyeti başarıyla tamamlandı. Dünyada ilk ve tek Türkiye tarafından düzenlenen etkinliğe katılan 500’ü aşkın uluslararası firmadan 1000’in üzerinde

Köşe

Güven ve Dostluğun adı “Garnet”

Güven ve Dostluğun adı “Garnet”

Ferhan Kızıler şahin

Ferhan Kızıler şahin

VOIR Magazin Köşe yazarı
Columnist for VOIR Magazine.

Langantique &Estate Jewelry garnet yüzük
Gizemli bir çekiciliği olan değerli taşlara sahip olmak istemişlerdir. Doğumdan itibaren bedenimizle ruhsal ve zihinsel olarak bağlantı kurduğumuz değerli taşlar, kalbimize ve ruhumuza hitap eder. Kendimize uygun değerli taşları seçip mücevher, takı veya süs objesi olarak bedenimizde veya bulunduğumuz ortamda kullanmak vereceği pozitif enerjiler ve fiziksel yapıları itibariyle size iyi gelecektir. Ocak ve Şubat aylarının taşları Garnet ve Ametist taşıdır.
gem garnet stone

Kırmızı garnetler, insan doğasını güçlendiren ve canlandıran ilhamın
doğum taşları olarak bilinir…
Ocak ayının doğum taşı olan Garnet taşı, bir nar tanesinin rengine ve şekline benzediği için Latince ‘granatum yani “tohum” anlamına gelen bir terimden türetilmiştir. Birçok farklı renkte oluşur. Mandarin Garnet’in ateş portakalı tonundan, Tsavorite Garnet’in zengin elma yeşiline, pembemsi portakaldan moromsu kırmızıya ve en yaygın olarak tanınan koyu kırmızı tonu olan Pyrope Garnet rengine kadar yirmiden fazla granat türü vardır. 1800’lerin sonlarına kadar mücevherleri süsleyen diğer renkli garnet maden yatakları keşfedildi. Mücevher ve objelerde kullanılan garnet taşı renk tonları çoğaldı.
Binlerce yıl önce, Mısır Firavunlarını kırmızı garnetler süslüyordu; Romalılar onları önemli belgeleri mühürlemek için mühür yüzüğü olarak kullandılardı. 1500’lerde,
Efsaneye göre, garnetlerin geceyi aydınlattığını ve sahiplerini kabuslardan koruduğu söylenir. Garnetler, evden uzaktaki kazalardan korunmak için gezginler tarafından taşınmaktaydı.

Seçkinliğin, Gizemin ve Gücün Simgesi ” Ametist”
Tüm çağlarda kendi etkisine hayran bırakan “ametist” gizemin sembolü olarak bilinir…


Şubatı ayını temsil eden ametist, uzun ve ilginç bir tarihe sahiptir. Mor tonuyla kraliyeti simgelediği düşünülen bu kuvars taşının birçok rengi vardır ve dünyanın birçok bölgesinden çıkartılır. Ametist, kuvars mineralinin mor çeşididir. Taşın renk tayfı, koyu erik renginden açık lavanta tonuna kadar değişebilir. Bu mor renk, oluştuğu sırada içine nüfuz eden kristal yapıdaki demir kalıntılarından kaynaklanmaktadır.

 Modern Rusya’dan antik Yunanlılara ve Romalılara kadar bu değerli taş her kültür için tonlarca sembolizme sahiptir. Ametist taşının da güç, şans ve başarı getirdiğine inanılırdı.Kraliyet rengi olarak bilinen mor, herhangi bir kral veya kraliçenin temel taşıdır. Çağlar boyunca birçok kral ve kraliçenin kişisel eşyalarında bulunmuştur. Rusya’nın Büyük Catherine’i bu güzel değerli taşa özellikle düşkündü. Yüzükler, kolyeler ve tokalardan oluşan birçok eşyaları vardı.

Aristoteles’e göre; bir peri, Şarap Tanrısı Bacchus’tan korumak için Güzel Diana’yı ametist taşına çevirmiştir. Bacchus, aşkının bir hatırası olarak taşa şarap döker ve ona bu güzel rengi verir “ diye bilinir. Eski Mısırlılar, koruyucu güçlerini savaşta veya barışta zararlardan korumak için mücevherlerde ve göğüs zırhlarında kullandılar. Kleopatra’da tanrısal fikri, ışığın ve yaşamın kaynağını simgeleyen bir figürün işlendiği bir ametist yüzüğü vardı. Roma İmparatorluğu’nun bir filozofu olan Pliny, Magi rahiplerinin, Güneş ve Ay sembollerinin Ametist üzerine oyulduğunu ve kara büyüye karşı güçlü bir tılsım haline getirdiğine inandıklarını yazmıştır.

color garnet

"The name of Trust and Friendship is 'Garnet'"

They desired to possess precious stones with a mysterious charm. Precious stones, with which we establish a connection both physically and mentally from birth, appeal to our hearts and souls. Choosing the right gemstones for ourselves and using them as jewelry or decorative objects on our bodies or in our environment can bring positive energies and physical benefits tailored to us. The birthstones for January and February are Garnet and Amethyst.

Red garnets are known as birthstones that strengthen and rejuvenate human nature’s inspiration. Garnet, the birthstone of January, is derived from the Latin term ‘granatum,’ meaning “seed,” because it resembles the color and shape of a pomegranate seed. It comes in many different colors, from Mandarin Garnet’s fiery orange tone to Tsavorite Garnet’s rich apple green, from pinkish orange to purplish-red, and the most commonly recognized dark red tone of Pyrope Garnet. There are more than twenty types of garnets. Other colored garnet deposits that adorned jewelry until the late 1800s were discovered. The color tones of garnet stones used in jewelry and objects have multiplied.

Thousands of years ago, Egyptian Pharaohs adorned themselves with red garnets, and the Romans used them as seal rings to seal important documents. In the 1500s, according to legend, garnets were said to illuminate the night and protect their owners from nightmares. Travelers carried garnets to protect themselves from accidents away from home.

The Symbol of Excellence, Mystery, and Power: Amethyst

Known as the symbol of mystery, “amethyst” has fascinated with its influence throughout the ages. Amethyst, representing the month of February, has a long and interesting history. This quartz stone, believed to symbolize royalty with its purple tone, comes in many colors and is mined from various regions worldwide. Amethyst is the purple variety of the quartz mineral. The stone’s color spectrum can range from dark plum to light lavender. This purple color is derived from iron residues in the crystal structure when it forms.

From modern Russia to ancient Greeks and Romans, this precious stone holds tons of symbolism for every culture. It was also believed that amethyst brought power, luck, and success. The color purple, known as the royal color, is a cornerstone for any king or queen. Throughout the ages, many kings and queens have had personal items containing amethyst. Catherine the Great of Russia was particularly fond of this beautiful gemstone. She had many items, including rings, necklaces, and buckles.

According to Aristotle, a fairy transformed Beautiful Diana into an amethyst stone to protect her from the Wine God Bacchus. Bacchus poured wine onto the stone as a memory of his love and gave it this beautiful color. Ancient Egyptians used amethyst in jewelry and breastplates to protect their protective powers from harm in war or peace. Cleopatra had an amethyst ring with a figure depicting a divine idea symbolizing the source of light and life. Pliny, a philosopher of the Roman Empire, wrote that Magi priests believed that symbols of the Sun and Moon were carved into amethyst and made it a powerful talisman against black magic.

Share(Paylaş):

Facebook
Twitter
Pinterest
LinkedIn
On Key

Related Posts

Mücevher Sektörü için 2025’e  Güzel Bir Başlangıç

Mücevher İhracatçıları Birliği tarafından bu sene 5. kez düzenlenen Jewellery Antalya Alım Heyeti başarıyla tamamlandı. Dünyada ilk ve tek Türkiye tarafından düzenlenen etkinliğe katılan 500’ü aşkın uluslararası firmadan 1000’in üzerinde

Köşe

LÜKS SEKTÖRDE MÜŞTERİ SADAKATİ

LÜKS SEKTÖRDE MÜŞTERİ SADAKATİ

Marka sadakati ve müşteri sadakati birbiriyle yakından bağlantılı olmasına rağmen aslında çok farklı iki kavramdır. Farklı olmakla birlikte, ikisi de müşteriyi elde tutma ve yeniden satın alma olgularını doğrudan etkiler.

Marka sadakati denildiğinde; Tüketicilerin markayı her şeyiyle nasıl algıladığıyla ilgili durumdur.Bu kısaca, itibar veya marka ilgili önceki deneyimler olabilir.Tüketiciler (genelde) bir markaya sadıktır. Çünkü o markanın herkesten daha iyi hizmet ve kalite sunduğuna inanırlar. Bu,fiyatlandırmadan bağımsız olan bir durumdur. Markaya sadık bir müşterinin, markanın diğer ürünlerini denemesi daha olasıdır.Bununla birlikte, fiyatlarınız yüksek bir düzeye çıkarsa, ya da müşterileri meşgul etmek için çaba göstermeyi bırakırsanız, yelpazenin müşteri sadakati ucundaki tüketiciler, markanızdan vazgeçerler. Müşteri sadakati denildiğinde ise; Bu durum öncelikle, tüketicilerin genel harcama gücü ile ilgilidir. Onlara, markanızın sunacağı teklifler açısından nelerin öncelikli olacağı önemlidir. Rakiplerde aradıkları hizmet kalitesi, farklılığı, hissettirme, deneyim gibi önemli unsurlarla ilgilidir ki, unutulmaz bir müşteri deneyimi arayan varlıklı tüketiciler, tam da bunu sağlamak için tanınmış lüks markalara güvenirler.Bununla birlikte, müşteri deneyiminin kalitesiyle ilgili sorunlar, iyileştirmelerle ve müşterilerle yeniden etkileşim kurma ve uzun vadede onlardan daha güçlü bir sadakat derecesi kazanma fırsatları da oluşturur.Lüks markaların müşteri deneyimini yeniden keşfetmeleri için, kullanılmayan fırsatlardan yararlanabileceği üç önemli uygulama ön plana çıkıyor: 1- Müşteri deneyimini işletmelerinin merkezine yerleştirmek. 2- Kişisel ilişkilerin gücünü yeniden gözden geçirmek. 3- Dijital devrimi kabullenmek. Özellikle yüksek değerli, yüksek duygulu satın almaların söz konusu olduğu bir premium lüks sektörde, ürün veya hizmet söz konusu olduğunda, marka, bir müşteriyi ömür boyu tutmaya çalışır. Aşağıda, maksimum sonuçları sağlayan yeni yüksek performanslı pazarlama ve yenilik kurallarıyla, birinci sınıf ve lüks bir müşteriyi elde tutma programını güçlendirmek için bir kaç uygulama önereceğim… Mevcut müşterilerinizin değer ölçümleriyle başlayın… Müşterinin mevcut durumunu belirlemeye yönelik en güçlü yaklaşım; değer, güncellik, sıklık ve parasal değerlerinin hesaplamasını yapmaktır. Bu, onlarca yıllık, denenmiş ve gerçek bir yöntemdir. Çoğu ürün ve hizmet de dahil olmak üzere lüks markalardaki müşterilerin ilk %5’i satışların yaklaşık %40’ını, sonraki %15’i ise satışların %30’unu gerçekleştirir. Müşterilerin %80’i ise, satışların kalan %30’unu… Birçok marka, müşteri yaşam boyu değerini hesaplamak için işlem verilerini kullanır ya da kullanmaya çalışır. Fakat çoğunluk müşterileri hakkında fazla bilgileri yoktur. Müşterilerin verilerinin doğruluk oranı (yaklaşık) %30 doğrudur… Bu nedenle müşteri tarafından potansiyel “yaşam boyu değeri” tahmin etmek çok zordur. Bunun sağlam temeller üzerine inşa edilmesi gerekir. Önemlidir! Müşteriden gelen davranışsal veriler, gizli silahınızdır. Müşteri verilerinin çoğunluğunu oluşturan işlem verilerinin tahmin gücü sınırlıdır. Müşteriyi tanıyan (tanıdığını iddia eden) satış ekibi, müşteri piramidinin tepesinde yer alan VIP segmenti ile ilgili, %5’i hakkında bilgiye sahiptir.Bu seviyedeki müşteriler, kişisel alışveriş, alışkanlıklar, zevkler ve tercihler hakkında birçok şey paylaşırlar. Elde tutma, bu segment için daha kolay ve oldukça proaktiftir. Müşterilerin %15’i ile ilgili, markaların çok daha az verisi vardır. Bu yüksek değerli, yüksek potansiyelli müşterilerle, genellikle bir mağaza satış görevlisi ilgilenir ve ne yazık ki, takip disiplini karışıktır. Çünkü genellikle müşteri demografisi, gerçek ihtiyaçlar ve ilişki potansiyeli hakkında çok az şey bilinir.Elde tutma çabaları çoğunlukla rastgele bir süreçtir.Daha az sıklıkta alıcıların en alttaki %80’i içinde, çok sayıda yüksek potansiyelli müşteri vardır. Fakat, yeterli seviyede verilerin bulunmamasından dolayı, pazarlama ya da satış çabası, müşterileri alakasız tekliflerle sürekli olarak taciz eder duruma gelir.Elde tutulması gereken ve tabanın %95’ini oluşturan müşteri segmentini derinlemesine anlamak için zengin bir davranışsal veri kaynağına sahip olmak mecburiyeti vardır.Marka, satışlara dönüşme olasılığı yüksek tahminler ve öneriler oluşturmak için, müşteri tabanındaki segment hakkında daha önce hiç elde edilemeyen eyleme geçirilebilir iç görüler elde etmesi gerekir. Hayati önem taşır! En iyi %5’inizi bunaltmayın… Markalar, en değerli VIP segmenti ile son derece hassas bir denge ile karşı karşıyadır. Bu segmentteki müşteriler, sanki müşteri kaynakları ve markaya yönelik arzuları sınırsızmış gibi, markaların sürekli olarak kendilerine daha fazla satmaya çalıştıklarından şikayet ederler. Ticari dokunuşları sevmezler..Markaların bu grup için özel hizmetler, özel ve sınırlı sayıda üretilen ürünler geliştirmesi gerekiyor. Müşteriyi sürekli temaslarla rahatsız etmek yerine, ilişki yöneticileri müşteriye aile üyelerini, arkadaşlarını ve meslektaşlarını katılmaya veya yönlendirmeye ilham veren benzersiz, olağanüstü deneyimler ve olaylar icat etmelidir.Bu sadakat düzeyindeki müşteri değeri formülleri satın almaları içermelidir. Ancak, satın almalar maksimuma çıktıkça, müşteri değeri hesaplamaları, müşteri tarafından yönlendirilen ağlarının üye sayısını ve her bir yönlendirilen müşterinin yaşam boyu değerini içermelidir. Yüksek olasılıklı müşteri katmanınızı oluşturmaya odaklanın. Sağlıklı ve doğru işleyen veri sisteminiz ve müşteri değeri ile ilgili tahmine dayalı davranışsal öngörüleri ve neredeyse her müşteri için doğru yaşam boyu değerleri hesaplayabilirsiniz.İhtiyaçları belirleyebilir ve ilişki kurma çabalarına öncelik verebilirsiniz. Markanız, karşılıklı değer katan, daha derin ilişkiler kurmak için müşterilere yüksek olasılıklı öneriler sunabilir. %80 kesim ile ilişkilerinizi keşfedin ve sıkı kurun. Veri eksikliği nedeniyle birçok markalar, çok sayıda müşteriyle verimli iletişim kuramıyor. Meta olan kitlesel markaların aksine, lüks markalar, müşteri tabanının %80’ini, onlar hakkında çok az şey bildikleri için görmezden gelmeyi göze alamazlar.Veriler, en üst iki katmanlı, potansiyeli yüksek olan benzer müşteri segmentlerini tanımlayacaktır. Bu segmentle uğraşmanın önemli bir kuralı, iletişimi insancıllaştırmak ve kişiselleştirmektir. Tahmin ve tavsiye algoritmaları sihrinin yapacağı e-postalar, metinler ve aramalar, satış departmanı tarafından oluşturulmalıdır. Duygusal Zeka, tüm müşteri değeri segmentlerinde ilişki kurmanın gizli bileşenidir. Yüksek performanslı müşterilerden elde edilecek zamanında veriler, markanın doğru iletişimi, doğru müşteriye, doğru zamanda, elde tutmayı sağlamak için alma olasılığını önemli ölçüde artıracaktır. Etkili iletişim, duygusal zekanın dört unsurunu bünyesinde barındırmalıdır. Bunlar; uzmanlık, derin empati, güvenilirlik ve nezaket.!Her müşteri segmentinde yer alan müşteriyle kullanılmalıdır. Her bir değer segmentinde müşterileri elde tutmak ve yükseltmek için doğru ürün ve hizmetleri yenilemek için verileri kullanın.Birçok lüks marka, yaratıcı ürünler geliştirir. Bu işe yarayabilir, ancak markaların nesiller boyunca tüm müşteri tabanlarıyla derin ve kalıcı ilişkiler geliştirebilecekleri bir gelir ve kâr düzeyine ölçeklendirme yeteneğini sınırlar.Lüksün mega markaları, en üst düzeyde son derece uzmanlaşmış ürünlerden oluşan bir ürün yelpazesi geliştirir ve ayrıca, genellikle klasik, eskimeyen, son derece imrenilen bir ürün portföyü sunar. Tüm Lüks markalar yaratıcılıklarının kesin ticari boyutunu geliştirmek için, müşteri verilerini kullanıyor. Özellikle sürdürülebilirlik çağında markalar, zengin, alakalı, zamanında ve doğrudan müşteriden gelen veri girişlerini kullanarak ürün ve hizmetler tasarlayan premium ve lüks markalar, gelecekte müşteri ilişkilerini derinleştirme konusunda en yüksek olasılığın keyfini çıkaracak.

Köşe, Yorum

CHANEL ESCALEÀVENISE by Handan D.

CHANEL ESCALEÀVENISE by Handan D.

CHANEL 70 parçadan oluşan yeni HighJewelry koleksiyonu Escale à Venise’nin koleksiyonunu mücevher severlere sunuyor.

Mücevher tasarım stüdyosunun yöneticisi Patrice Leguéreau, Escale à Venise, Gabrielle Chanel’in en sevdiği şehre bir övgü olan Venedik’teki bu Mola, CHANEL’in simgelerini bugünün Serenissima prizmasından alır.


Olağanüstü taşların taşıdığı heykelsi çizgi, bu sete güçlü olduğu kadar değerli bir estetik kazandırıyor.

CHANEL’in imzasını taşıyan koleksiyon, çok sayıda desen, renk ve ayrıntıyla dolu… Venedik şehrinin eşsiz kültürel mirasından ilham alıyor. CHANEL mücevherde ilk kez bu kadar çeşitli bir renk paleti içinde bu kadar çok sembolü sundu. Her bir mücevher parçası somutlaştırılmış ve CHANEL’in ikonları ile harmanlanmış Venedik tarihinin bir bölümünü anlatıyor. 

Bizans Venedik’iyle bağlantılı bu koleksiyon süslü taşlar, lapis lazuli, carnelian, ateş opal, nefrit yeşim, yakut, safir, zümrüt ve spinel gibi değerli taşlar kullanarak malzeme ve renk çeşitliliğinin ahengi Madagaskar’dan bir yüzüğe monte edilmiş 30’dan fazla karatlık bu etkileyici safir veya turuncu parlaklığı muhteşem olan bu 15 karatlık sarı elmas gibi bazı olağanüstü kalitede taşlar ile bütünleşmiş.

Köşe

“Yeni normal”bizi teknolojiye daha da yakınlaştırdı”

“Yeni normal”bizi teknolojiye daha da yakınlaştırdı”

Korona virüs tüm dünyada gerek ekonomik gerekse bireysel olarak ald›€›m›z kararlar› tekrar gözden geçirmemize neden oldu. Sosyal mesafe ve k›s›tlamalar nedeniyle ticaret de olumsuz etkilendi. Peki, bu durumda firmalar rotalar›n› nas›l belirledi? Rota Gold Yönetim Kurulu Baflkan› Kerim Y›lmaz 2020 y›l›n› de€enlendirdi ve  firmalar›n›n yeni stratejilerini anlatt›.

2020 yılı tarihe global anlamda en olumsuz yıllardan biri olarak geçti. Nasıl bir yılı geride bıraktık, sizden dinleyebilir miyiz? Korona virüs dünya çapında 1 yıldır etkisini sürdürerek devam ediyor. Bu durum global anlamda birçok ülkeyi etkilerken kişilerin mental ve ekonomik açıdan yaşadıkları zorluklar kötü durumu daha da perçinliyor. Sağlık, eğitim, ticaret… Yaşamın en önemli kalemleri bu dönemde oldukça zarar gördü. Ticari açıdan baktığımızda ise her ne kadar zor bir yılı geride bıraksak da Rota Gold olarak temkinli ve doğru stratejilerle faaliyetlerimizi zarar görmeden sürdürdük. Yeni ürünlerimizi piyasaya sunduk ve çalışmalarımızı hız kesmeden devam ettirdik. 2021 yılı için nasıl bir planla faaliyet göstermeyi düşünüyorsunuz? Geçtiğimiz yıl gibi 2021 yılı da belirsizliklerle geçiyor. Artan altın fiyatları, fuarların olmaması, ihracatta yaşanan kısıtlamalar, alım gücünün düşmesi gibi sorunlar bizi yeni çözümler üretmeye itti. Tüm bu konuları göz önünde bulundurarak iş ortaklarımızla en kaliteli, güvenilir ve hızlı şekilde nasıl buluşuruzu düşündük ve bunu dijital ortamda gerçekleştirebileceğimize karar verdik. Çağımızın en önemli gereksinimlerinden olan teknolojiyi işimizle birleştirdik ve iş ortaklarımıza sunmuş olduğumuz aplikasyon ile ticaretimizi gerçekleştirmeye devam ettik. Geniş ürün yelpazemizin yer aldığı uygulamamızda yeni ürünlerimiz de eklenmeye devam ediyor. Rota Gold olarak aldığımız olumlu geri dönüşler sayesinde bu alanda kendimizi daha da geliştirmeye karar verdik. Altın fiyatlarının seyrini nasıl öngörüyorsunuz? Altın hiç kuşkusuz ki en iyi yatırım aracı. Altın fiyatları da korona virüs ve jeopolitik olayların etkisiyle yıl boyunca artışını sürdürmeye devam etti. Önümüzdeki yıl boyunca da geçtiğimiz yıl gibi agresif olmasa da daha yavaş bir şekilde yükselişini sürdüreceğini düşünüyorum. Umuyorum ki en kısa sürede korona virüs tüm dünyada etkisini yitirir ve insanlar artık sosyal ve iş hayatına bir an önce kavuşur. Yaşanan kısıtlamalardan dolayı birçok insan işsiz kalırken birçoğunun da gelir düzeyinde düşüş yaşandı. Bu dönemde bireysel olarak en önemli yapacağımız şey temkinli olmaya devam etmek olmalı.

Köşe

YENİ BENJAMİN BUTTON’LAR

Köşe

Benjamin Button filmini izleyenler bilir. İzlemeyenler için de kısaca bahsedeyim… Gösterime girdiği anda büyük beğeni toplayan ve ilgi çeken filmin ana teması hayatı tersten yaşamak üzerine. Çok yaşlı ve sakat bir adam olarak doğan ve yıllar ilerledikçe gençleşen, sıhhatini kazanan ve daha sonra da çocuklaşan Benjamin Button’ın yaşam öyküsünü anlatır. Filmi izleyenler şu replikleri de hatırlayacaklardır; “Her ne olursa olsun, kendin olmak için asla geç değildir. Ya da benim durumumda asla erken değildir. Bunun zamanı yoktur, istediğin zaman başlayabilirsin. Değişebilir ya da aynı kalabilirsin.” Çok güzel bir yapıt, tekrar tekrar izlenebilecek türlerden. Zamanda yolculuk, bilim kurgu, geçmiş ya da gelecekle ilgili birçok filmi izlemişizdir. Ancak bu filmi farklı kılan, başkarakter için zamanın tersten işlemesi, yaşlı olarak doğup, yaşadıkça gençleşmesi, sakatlığının düzelmesi, sonra çocuk olması, daha sonra bebek ve nihayetinde yok olması. Yani yokluğun ya da ölümün başka bir boyutuna geçmesi. Şimdi geçmişte izlenmiş bir filmi neden anlatıyorum? Çünkü günümüze başka bir açıdan uyarlamak için! Çünkü sondan başa dönüş üzerine kurulu bu filmdeki hayata dair mesajlara dikkat çekmek için! Normal hayatta insan doğar, büyür ve ölür. Doğduğumuz andan itibaren öğrenerek büyürüz. Sonra da öğrendiklerimizi bizden sonraki nesile tecrübe olarak aktarırız. Bu şimdiye kadar alışılagelmiş bir hayat döngüsü idi. Acaba bunun tam tersi olsaydı, yani zaman tersten işleseydi, Benjamin Button gibi yaşlı biri olarak doğup, varoluşun bir öncesindeki boyutuna geçseydik ne olurdu? Eminim şimdiki aklımızla geçmişte yaptığımız hataları yapmaz, eksikliklerimizi tamamlardık. Nasıl, niçin, nereden geldiğini anlayamadığımız, milyonlarca insanın ölümüne sebep olan, özgürlükleri kısıtlayan, insanları evlerine hapseden, ekonomileri sarsan, ne zaman biteceğini tahmin bile edemediğimiz bir salgın yaşıyoruz. Bu salgınla birlikte hayatlarımızda çok şey değişti. Görünen o ki daha da çok şey değişecek. Gerek ekonomik, gerek sosyolojik gerekse teknolojik her şeyi değiştiren yeni bir çağdayız. Digital Çağ! Yeni bir evre, yeni bir sistem. Henüz neler getirecek, neler götürecek bilmiyoruz. Bildiğimiz tek şey pandemi ile birlikte digitalleşmeye hızlı geçiş yaptığımız. Hani deniyor ya ‘hiçbir şey eskisi gibi olmayacak’! Belli ki olmayacak. Sağlık başta olmak üzere yaşamlarımızla, uzaktan, sanal ve mesafeli bir hayatla başka bir anlamda sabrımızla sınanıyoruz. Dile kolay alışkanlıklarımızı değiştiriyoruz. Sıcak, samimi, içli dışlı bir yaşam tarzını benimsemiş bir toplum olarak bizim için hiç de kolay olmayacak bambaşka bir hayata geçiş yapıyoruz. Bu süreç zor bir süreç, en az hasarla atlatmanın sınavını veriyoruz. Biliyoruz geçişler sancılıdır ama her şeye rağmen hayat devam ediyor. Artılarıyla, eksileriyle! İnsanız nihayetinde, duygularımızla hareket ediyoruz. Dünya digitalleşirken insan da bu yeniçağa ayak uydurmak için çaba sarf ediyor. Bu çabada en çok da belli bir yaş üstü zorlanıyor. Bilmedikleri, görmedikleri yeni dünyayı keşfetmeye çalışıyorlar. Etrafımızda yeni Benjaminler türüyor. Şimdi diyeceksiniz ki, bu Benjaminler kim? Neredeler? Nasıl çıktılar? Onlar içimizde, onlar bizim değerlilerimiz, annelerimiz, babalarımız, anneannelerimiz, babaannelerimiz, dedelerimiz, komşularımız yani büyüklerimiz. Son zamanlarda onları her yerde gördük, varlıklarını her yerde hissettik. Neredeyse bir yıldır salgınla ilgili alınan tedbirlerde 65 yaş üstünü konuştuk. Bizler için ne kadar değerli olduklarını bir kez daha hatırladık. Şimdi onlar bir başka mücadele veriyorlar. Teknolojik mücadele! Birçoğu çoktan hevesli. Eline akıllı telefonunu alan, tabletini alan büyüklerimiz ‘evladım şunu bir öğretsene’ diye çocuklarından yardım talep ediyor. Eskiden küçükler büyüklere ayak uydurmak zorunda idi, şimdi büyükler küçüklere. Artık küçükler büyüklere özenmiyor, büyükler küçüklere özeniyor. Pandemi ile birlikte alınan tedbirler yeni yeni uygulamaları da beraberinde getirdi. Evden çalışmadan, kurum ve alışveriş merkezlerine girişlerdeki kare kod uygulamalarına, online randevudan, temel gıda ihtiyaçlarını evlere servis etmeye kadar her şey elimizin altında. O kadar evimizin içine girdi ki markete bile gitmeye gerek kalmadı. Evde süt mü bitti, iste online gelsin! Parmaklarımızın dokunması yeterli. Artık bunlar hayatımızın bir parçası haline geldi. Bunları yapabilmek için de teknolojiyi bilmek ve yakından takip etmek gerekiyor. Diyeceksiniz ki bunları zaten yapıyorduk. Evet, yapıyorduk ama belli bir yaş üstü bu dönüşüme o kadar da ilgili değildi. Bakkal Mehmet Bey’e ‘nasılsın, işler nasıl, hayırlı kazançlar’ demeden bu işler nasıl yapılacaktı? Hiç mahalle bakkalıyla muhabbetin yerini tutar mı? Elbette hayır! Ama sabah akşam öyle seçenekler sunuluyor ki sistem sizi adeta içine çekiyor. Şimdi onlar da değişime ve dönüşeme ayak uydurmak zorunda. Genç beyinler bu işi çabuk kavrıyor, sisteme uyum sağlıyor. Ya belli bir yaş üstü? Onlar için de iş başa düştü… Çağın gerisinde kalmamak adına yeni Benjaminler de teknoloji ile tanışmaya başladılar. Akıllı telefonlarıyla dünyayı keşfediyorlar. Birçoğu görüntülü konuşmayı öğrendi, bazıları selfie çekip sosyal medyada paylaşıyor, kimisi de AVM’lere girişte uzun kuyruklar oluşturup kare kodlarını gösteriyor. Teknolojiden en iyi anlayan küçükler büyüklerine tercüman oluyor. Kim derdi ki bir gün teknolojiyi iyi kullanan gençler büyüklere tecrübesini aktaracak! Kim derdi ki büyüklerin yanında kahve bile içemeyen bir kültürün çocukları şimdi büyüklerinin bir bileni olacak! Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir. Zamanla birlikte insan mekanizması artık eskisi kadar çalışamıyor, beyin ve vücut o kadar öğrenmeye açık olamıyor, kabul… Ama sınırları da biraz zorlamak gerekiyor. Benjamin Button filmdeki ‘değişebilir ya da aynı kalabilirsin’ repliği bana göre çok önemli bir cümledir. Değişirsek ne olur, aynı kalırsak ne olur? Bunu tahlil etmek o kadar da zor değil. Etrafımızda kendini değiştirmeyen, geliştirmeyen daha açık bir ifadeyle dünyaya geldiği haliyle kalan insan örneklerinden çok fazla var. Digitalleşmede teknolojiye ayak uydurmak olmazsa olmazımız. Ya bu değişime ayak uyduracağız ya da modası geçmiş bir şekilde yaşayacağız.Değişime direnmeyen yeni Benjaminler hayatlarını daha bilinçli yaşarken, direnenler sadece seyirci olarak kalacaklar. Oyuncu mu, seyirci mi olacağımıza karar vermek gerekiyor. Artık hayat döngüsü büyükler ile küçükler arasındaki bilişim dengesi yeni çağ ile birlikte değişti. Belki de zaman fizyolojik olmasa bile düşünsel olarak tersine akacak. Değişim iyidir, rutini bozar, canlılık katar, heyecan verir. Belli bir dozda biraz heves, biraz çaba bu işin gençlik iksiri olacaktır.