Röportaj

Endüstride Verimlilik ve Hassasiyet: Coşer Technic’in Yüksek Teknolojili Çözümleri
Mücevher sektörüne yön veren Ariş Pırlanta, değerli ve lüks taşlardan tasarladığı koleksiyonunu mücevher tutkunlarının beğenisine sunuyor.
Ariş Pırlanta, 118 yıllık köklü geçmişiyle mücevher sektöründe yeniliklere imza atmaya devam ediyor. Geniş ürün yelpazesi ve kaliteli üretim anlayışıyla tanınan marka, 2024 yılında mücevher tutkunlarına özel kreasyonlarını sergiliyor. Özellikle “Exclusive Koleksiyonu” ve fuarda tanıtacağı yeni modelleriyle dikkat çekiyor. Ariş Pırlanta, 2-5 Ekim tarihlerinde İstanbul Jewellery Show’da, fuar ziyaretçilerine klasik ve zamansız tasarımlarını sunacak. Bu prestijli etkinlikte, baget, elmas, yakut, zümrüt ve tamtur gibi şık ve zarif modeller sergilenecek. Fuara katılmayanlar için ise tüm koleksiyonları Ariş mağazalarında ve online platformlarda erişilebilir olacak. Exclusive Koleksiyonu: Değerli taşlardan tasarlanan “Exclusive” serisi, göz alıcı pırlanta taçlar, küpeler, kolyeler ve bilekliklerle büyüleyici bir etki yaratıyor. İnci, yakut, safir gibi renkli taşlarla bezenmiş bu özel tasarımlar, mücevher tutkunları için unutulmaz seçenekler sunuyor. Ariş Pırlanta, her zaman müşteri memnuniyetini ön planda tutarak, “Gerçek kalite, doğru fiyat” anlayışıyla çalışmalarına devam ediyor. Marka, 118 yıllık deneyimiyle pırlantanın sonsuz ışıltısını modern tasarımlarla birleştiriyor ve bu koleksiyonlarla sektörde fark yaratıyor.

A Mesmerizing Collection from Ariş Pırlanta: “Exclusive”

Ariş Pırlanta, a leader in the jewelry industry, presents its collection designed with precious and luxurious stones to the admiration of jewelry enthusiasts.

With its 118-year rich heritage, Ariş Pırlanta continues to introduce innovations in the jewelry industry. Known for its wide product range and commitment to high-quality craftsmanship, the brand showcases its exclusive creations to jewelry lovers in 2024. The “Exclusive Collection” and new models set to debut at the fair particularly stand out. From October 2-5, Ariş Pırlanta will present its classic and timeless designs to visitors at the Istanbul Jewellery Show. Elegant models, including baguette, diamond, ruby, emerald, and eternity bands, will be on display at this prestigious event. For those unable to attend the fair, the entire collection will be available in Ariş stores and on their online platforms. Exclusive Collection: The “Exclusive” series, designed with precious stones, creates a mesmerizing effect with dazzling diamond tiaras, earrings, necklaces, and bracelets. Adorned with colorful stones like pearls, rubies, and sapphires, these unique designs offer unforgettable options for jewelry enthusiasts. Ariş Pırlanta, always prioritizing customer satisfaction, continues its work with the philosophy of “True quality, right price.” With 118 years of experience, the brand combines the timeless sparkle of diamonds with modern designs, making a significant impact in the industry with this collection.

Röportaj

Ariş Pırlanta’dan Büyüleciyici Bir Koleksiyon “Exclusive”
Mücevher sektörüne yön veren Ariş Pırlanta, değerli ve lüks taşlardan tasarladığı koleksiyonunu mücevher tutkunlarının beğenisine sunuyor.
Ariş Pırlanta, 118 yıllık köklü geçmişiyle mücevher sektöründe yeniliklere imza atmaya devam ediyor. Geniş ürün yelpazesi ve kaliteli üretim anlayışıyla tanınan marka, 2024 yılında mücevher tutkunlarına özel kreasyonlarını sergiliyor. Özellikle “Exclusive Koleksiyonu” ve fuarda tanıtacağı yeni modelleriyle dikkat çekiyor. Ariş Pırlanta, 2-5 Ekim tarihlerinde İstanbul Jewellery Show’da, fuar ziyaretçilerine klasik ve zamansız tasarımlarını sunacak. Bu prestijli etkinlikte, baget, elmas, yakut, zümrüt ve tamtur gibi şık ve zarif modeller sergilenecek. Fuara katılmayanlar için ise tüm koleksiyonları Ariş mağazalarında ve online platformlarda erişilebilir olacak. Exclusive Koleksiyonu: Değerli taşlardan tasarlanan “Exclusive” serisi, göz alıcı pırlanta taçlar, küpeler, kolyeler ve bilekliklerle büyüleyici bir etki yaratıyor. İnci, yakut, safir gibi renkli taşlarla bezenmiş bu özel tasarımlar, mücevher tutkunları için unutulmaz seçenekler sunuyor. Ariş Pırlanta, her zaman müşteri memnuniyetini ön planda tutarak, “Gerçek kalite, doğru fiyat” anlayışıyla çalışmalarına devam ediyor. Marka, 118 yıllık deneyimiyle pırlantanın sonsuz ışıltısını modern tasarımlarla birleştiriyor ve bu koleksiyonlarla sektörde fark yaratıyor.

A Mesmerizing Collection from Ariş Pırlanta: “Exclusive”

Ariş Pırlanta, a leader in the jewelry industry, presents its collection designed with precious and luxurious stones to the admiration of jewelry enthusiasts.

With its 118-year rich heritage, Ariş Pırlanta continues to introduce innovations in the jewelry industry. Known for its wide product range and commitment to high-quality craftsmanship, the brand showcases its exclusive creations to jewelry lovers in 2024. The “Exclusive Collection” and new models set to debut at the fair particularly stand out. From October 2-5, Ariş Pırlanta will present its classic and timeless designs to visitors at the Istanbul Jewellery Show. Elegant models, including baguette, diamond, ruby, emerald, and eternity bands, will be on display at this prestigious event. For those unable to attend the fair, the entire collection will be available in Ariş stores and on their online platforms. Exclusive Collection: The “Exclusive” series, designed with precious stones, creates a mesmerizing effect with dazzling diamond tiaras, earrings, necklaces, and bracelets. Adorned with colorful stones like pearls, rubies, and sapphires, these unique designs offer unforgettable options for jewelry enthusiasts. Ariş Pırlanta, always prioritizing customer satisfaction, continues its work with the philosophy of “True quality, right price.” With 118 years of experience, the brand combines the timeless sparkle of diamonds with modern designs, making a significant impact in the industry with this collection.

Röportaj

 MİORO 50 Yıldır eşsiz Mükemmellik

Mioro’nun Yönetim Kurulu Üyesi ve Yönetici Ortağı olan Umur Gençoğlu, aile şirketinin ikinci nesil temsilcisi. Son on yılını babası ve amcasıyla birlikte şirketin başarısının devamına katkı sunmaya adadı. Umur Gençoğlu ile bu röportajda Responsible Jewellery Council üyesi olarak, RJC’ye katılma süreçlerini ve gelecek vizyonlarını konuştuk.Mioro’nun hikayesi, kuyumculuk sektörüne tutkuyla bağlı iki kardeş, İlyas ve Naim Gençoğlu’nun girişimiyle başlıyor. 1974 yılında, sektörde iz bırakmayı amaçlayan bir ticari girişimle, gençlik heyecanıyla yola çıktılar. Sürekli gelişim ve özgün bir zanaat anlayışı sayesinde, Mioro’nun temelini attılar. Bugün, Mioro 12.000 metrekarelik bir alanda 500’den fazla makineyi içeren tam entegre bir üretim tesisi işletiyor. Hem içi boş hem de dolu çeşitler sunarak makine zinciri üretiminde öne çıkıyor. Mioro, sorumlu ve etik altın takı üretimine olan bağlılığını vurgulayarak, dünya çapında tanınan sertifikalara ve uluslararası değerlendirmelere sahip bir şirket olarak sektörde öncü firmalar arasında konumlanıyor.
Sizi Responsible Jewellery Council’ e katılmaya teşvik eden şey ne oldu?
Mioro’da yenilikçiliğe ve sürdürülebilirliğe olan bağlılık uzun süredir misyonumuzun temelinde yer alıyor. Responsible Jewellery Council ile iş birliğimizden önce bile RJC’nin ilke ve değerlerini destekliyorduk. RJC’ye katılma kararımız, tüm sürdürülebilirlik çabalarımızı kapsamlı bir çerçeve içerisinde güçlendirmek ve bunları uzun vadeli stratejimizle uyumlu hale getirmek için ideal bir platform sağlamasından kaynaklandı. Üye olduktan sonra da sektördeki yeniliklerden haberdar olmanın ve sürdürülebilirlik stratejimizi buna göre sürekli olarak geliştirmenin markamıza ve aynı zamanda iş ortaklarımızla yürüttüğümüz ilişkilerimize olan faydalarını keşfettik.
Sektörde izlenebilirlik ve şeffaflığa yönelik talebin arttığını fark ettiniz mi? Siz bu konu hakkında hangi adımları atıyorsunuz?
Son yıllarda tedarik zincirinde izlenebilirlik ve şeffaflık konusunda müşteri farkındalığında ve beklentilerinde gözle görülür bir artış gözlemledik. Bu durumu sektör adına cesaret verici buluyoruz. Müşterilerimizi teknolojik açıdan gelişmiş üretim tesislerimiz ve 500 personelimiz ile bağlı olduğumuz etik çalışma standartları hakkında bilgilendirmekten gurur duyuyoruz. Müşterilerimiz, üretimin %90’ından fazlasını kendi bünyesinde gerçekleştiren tam entegre bir şirket oluşumuzu ve etik standartlara olan bağlılığımızı önemsiyorlar. Ayrıca, üretimimizde kullanılan tüm malzemeleri ve bileşenleri sorumlu tedarikçilerden temin etmeye özen gösteriyoruz.
Sürdürülebilirlik girişimlerinin sektöre olan katkıları ve etkileri hakkındaki görüşleriniz nelerdir?
Kuyumculuk sektöründeki yenilikler ve girişimler beni her zaman etkilemiştir. Bu sektör dünya çapında hem büyük fabrikaların hem de küçük atölyelerin değerli katkılar sağladığı bir endüstri. Toptancılar, perakendeciler ve kurumsal yapılar hep birlikte çalışıyor. En dikkat çekici olanı ise tüm bu paydaşların sürekli gelişen endüstri dinamiklerine uyum sağlama becerisidir. Şu anda sektördeki sürdürülebilirlik girişimleri önde gelen büyük üreticiler ve kurumsal müşteriler tarafından yönlendiriliyor. Ancak, sektör genelinde bütün işletmelerin hızla aynı yolu izlediği ve tam anlamıyla sorumlu üretime odaklanan bir kuyumculuk tedarik zinciri oluşturmada gelişim olduğu belirgin şekilde görülmektedir.
Mioro için sırada neler var?
Mioro’da, sosyal ve çevresel anlamda pozitif etkiler yaratmak her zaman odak noktalarımız arasında yer alıyor. Önde gelen bir altın zincir ve takı üreticisi olarak, kalite ve hizmet önceliğimiz olmaya devam ederken; yalnızca müşterilerimize değil aynı zamanda topluma ve çevreye hizmet etme sorumluluğumuzun da bilincindeyiz. Fabrikamızda sağlık, güvenlik ve çevresel çalışmalar için özel ekipler kurduk; çevresel etkimizi azaltmak için su arıtma, atık yönetimi ve kimyasalların imhası için özel olarak oluşturulmuş altyapılar kullanıyoruz. Çalışmalarımızı sürekli olarak değerlendirmek ve geliştirmek için iç ve dış denetimlerden faydalanıyoruz. Kısa vadede sosyal ve çevresel koşulları ele alacak şekilde şirket içi eğitim programlarımızı genişletmeyi planlıyoruz. Uzun vadede ise bölgesel STK larla aktif çalışarak ve deneyimlerimizi paylaşarak sektördeki etkimizi artırmayı hedefliyoruz. Sektörümüzü geliştirmenin kolektif çaba gerektirdiğini biliyoruz ve olumlu değişimin itici gücü olmaya kararlıyız.

MİORO
50 Years of Unmatched Excellence

Umur Gençoğlu, Board Member and Managing Partner at Mioro, is the second-generation representative of the family business. He has dedicated the last ten years to contributing to the company’s continued success alongside his father and uncle. In this interview, we discussed Mioro’s journey as a member of the Responsible Jewellery Council (RJC) and their future vision.

Mioro’s story begins with the passion of two brothers, İlyas and Naim Gençoğlu, who were deeply dedicated to the jewelry industry. In 1974, they embarked on a business venture fueled by youthful enthusiasm, aiming to leave a lasting mark in the industry. Through continuous development and a unique approach to craftsmanship, they laid the foundation for Mioro. Today, Mioro operates a fully integrated production facility spanning 12,000 square meters, housing over 500 machines. The company stands out in machine chain production, offering both hollow and solid varieties. Mioro has established itself as a leader in the industry, committed to responsible and ethical gold jewelry manufacturing, with globally recognized certifications and international evaluations.
What motivated you to join the Responsible Jewellery Council?
At Mioro, our commitment to innovation and sustainability has long been at the core of our mission. Even before our collaboration with the Responsible Jewellery Council (RJC), we upheld RJC’s principles and values. Our decision to join RJC was driven by the platform it provided, allowing us to strengthen all our sustainability efforts within a comprehensive framework and align them with our long-term strategy. After becoming a member, we discovered the benefits of staying informed about industry innovations and continually refining our sustainability strategy, which has positively impacted both our brand and the relationships we maintain with our business partners.
Have you noticed an increased demand for traceability and transparency in the industry? What steps are you taking to address this?
In recent years, we have observed a noticeable rise in customer awareness and expectations regarding traceability and transparency within the supply chain. We find this development encouraging for the industry. We take pride in informing our customers about our advanced production facilities and the ethical working standards upheld by our 500 employees. Our customers appreciate that we are a fully integrated company that conducts over 90% of our production in-house and adheres to strict ethical standards. Additionally, we make a concerted effort to source all the materials and components we use from responsible suppliers.
What are your views on the impact of sustainability initiatives on the industry?
I have always been impressed by the innovations and initiatives in the jewelry industry. This is a sector that benefits from the valuable contributions of both large factories and small workshops worldwide. Wholesalers, retailers, and corporate structures work together, and the most remarkable aspect is the ability of all these stakeholders to adapt to the constantly evolving industry dynamics. Currently, the leading sustainability initiatives are driven by large manufacturers and corporate clients. However, it is evident that businesses across the sector are rapidly following the same path, working toward a fully responsible jewelry supply chain.
What’s next for Mioro?
At Mioro, creating positive social and environmental impacts has always been one of our primary focuses. As a leading manufacturer of gold chains and jewelry, while maintaining our commitment to quality and service, we are also aware of our responsibility to serve not only our customers but also society and the environment. In our factory, we have established dedicated teams for health, safety, and environmental initiatives. We use specialized infrastructure for water purification, waste management, and the disposal of chemicals to reduce our environmental impact. We rely on internal and external audits to continually assess and improve our operations. In the short term, we plan to expand our in-house training programs to address social and environmental issues. In the long term, we aim to increase our impact on the industry by actively collaborating with regional NGOs and sharing our experiences. We understand that developing our sector requires collective effort, and we are determined to be a driving force for positive change.

Röportaj

CAN TOSUN’dan Açıklama:”CVD Pırlantalar Doğal Pırlantanın Yerini Alamaz!”
CAN TOSUN “Ülkemizde başlayan CVD pırlanta satışlarının doğal pırlanta satışlarına olumsuz bir etkisi olacağını düşünmüyorum. 40 yıldan fazla bir süredir pırlanta işindeyim. Yıllar önce zirkon geldi pırlantayı durdurmadı. Sonra Mazonit geldi o da pırlantanın popülerliğini düşürmedi. CVD taşlar da belirli bir müşteri kitlesi edinecek ama doğal pırlantanın her zaman alıcısı olacaktır. Hiçbir taş milyon yılda olan pırlantanın yerini dolduramaz.”

CVD Diamond (Laboratuvar ortamında yetiştirilen pırlanta) bir diğer adıyla sentetik pırlanta son dönemde sektörümüzün gündeminde hızla yer almaya başladı. CVD üzerine ofis açıldı. Çeşitli mağazalar CVD taşlı takılar son tüketiciye sunmaya başladı. ABD’de geçtiğimiz yıl CVD’nin mücevher piyasasından ciddi bir oranda pay aldığını biliyoruz. Bu önemli konuda yaklaşık 40 yıllık tecrübesiyle, sektörümüzün kıymetli değerli taş eksperi, Elit Diamond firma sahibi Can Tosun’un görüşlerini aldık. Tosun; CVD pırlantanın net bir şekilde CVD olarak belirtildikten sonra hatta sertifikalandırıldıktan sonra satılmasında hiçbir sorun olmadığını, bütçesi pırlantaya yetmeyen bir kitlenin CVD Pırlanta alımı yapabileceğini söyledi. Meslek hayatında yıllar içinde zirkon, mazonit gibi taşların ilk piyasaya çıkış anına şahitlik ettiğini, bu taşların ilk çıkarken pırlantanın yerini doldurma iddiasıyla öne sürüldüğünü kaydeden Can Tosun; “Tabi ki pırlanta her zaman kendi konumunu korudu ve kendine has alıcı kitlesinin ilgisini hiç kaybetmedi. Zirkonun da mazonit taşının da alıcısı oldu. Şimdi gündemde CVD var. CVD’de bir Pazar oluşturacak ama ben özellikle ülkemizde doğal pırlanta satışlarına olumsuz bir etkisinin olacağını düşünmüyorum. Doğal olmayan hiçbir şey doğal olan kadar kıymetli ve cazip olamaz” diye konuştu. Ülke insanımızın yapı itibariyle bir şeyin orjinali varken onun sahtesine, doğal olmayanına uzun soluklu ilgi göstermediğini, geçmiş yıllardan çeşitli örneklerle sunan Can Tosun; “Bir tarafta yüzbinlerce yılda yer altında oluşan, hikayesi olan pırlanta var bir tarafta da 8-9 saatte ortaya çıkan sentetik, pırlantaya birebir benzeyen bir taş var. CVD’nin piyasada artmaya başladı. Hem kuyumcu dostlarımızı hem de son tüketiciyi mücevher alırken çok daha bilinçli ve kontrollü bir ticaret yapmaya davet ediyorum. Özellikle sertifikalı ürün alımı konusunda daha fazla ısrarcı olalım” sözleriyle açıklamasını sonlandırdı.

Statement from CAN TOSUN: “CVD Diamonds Cannot Replace Natural Diamonds!”

CAN TOSUN: “I don’t believe that the sales of CVD diamonds, which have started in our country, will have a negative impact on natural diamond sales. I have been in the diamond business for over 40 years. Years ago, zircon came, but it didn’t stop the sale of diamonds. Then came Mazonite, which also did not diminish the popularity of diamonds. CVD stones will also acquire a certain customer base, but there will always be buyers for natural diamonds. No stone can replace the natural diamond, which takes millions of years to form.”

CVD Diamonds (diamonds grown in laboratory settings), also known as synthetic diamonds, have rapidly become a topic of discussion in our industry recently. Offices specializing in CVD have opened, and various stores have started offering jewelry with CVD stones to consumers. We are aware that CVD took a significant share of the jewelry market in the US last year. To gain insights into this important issue, we consulted with Can Tosun, the esteemed gem expert of our industry with nearly 40 years of experience and the owner of Elite Diamond. Tosun stated that there is no issue with selling CVD diamonds as long as they are clearly identified as CVD and even certified. He mentioned that those whose budgets may not afford natural diamonds could opt for CVD diamonds. Tosun recalled witnessing the emergence of stones like zircon and mazonite over the years, noting that they were initially touted as replacements for diamonds but never managed to overshadow the appeal of natural diamonds, which maintained their distinct position and continued to attract their unique audience. He emphasized, “While CVD will create a market of its own, I do not believe it will have a negative impact on the sales of natural diamonds, especially in our country. Nothing artificial can ever be as valuable and attractive as something natural.” Tosun also highlighted the inherent nature of our people, who typically show little long-term interest in imitations or non-natural items when the original is available, citing various examples from past years. He concluded his statement by pointing out the vast difference between a diamond formed underground over millions of years with its own story and a synthetic stone that emerges in 8-9 hours, albeit resembling a diamond. With the increasing presence of CVD in the market, Tosun urged both jewelers and consumers to engage in more informed and controlled trade practices when purchasing jewelry, particularly advocating for the purchase of certified products.

Röportaj, Söyleşi

Çiçek Dilligil ile annelik, aşk ve sanat üzerine…

Çiçek Dilligil ile annelik, aşk ve sanat üzerine…

Ekranların ve tiyatro sahnelerinin sevilen ismi Çiçek Dilligil uzun yıllardır başarılı şekilde profesyonel hayatını sürdürüyor. Peki, nasıl bir eş ve anne? Sorularımızı içtenlikle yanıtlayan Çiçek Dilligil ile sanata, aşka ve aileye dair keyifli bir röportaj gerçekleştirdik…

Çiçek Dilligil’i biraz da siz anlatabilir misiniz?

Her şeye yetişmeye çalışan, mükemmeliyetçi bir yapım var. İyi organize olan bir insanım. Yaptığım işe iyi konsantre olurum. Bu nedenle doğru konsantrasyonla ve doğru zamanlamayla işlerim çabucak biter. Faal bir insanım. Önceliklerim ailemdir. Ardından mesleğim gelir. Mesleğim çok kutsaldır. Bu nedenle elimden geldiğince mesleğim ve mesleğimin yan dalları olan işlerimi yapmaya çalışıyorum. Oyunculuk okudum. Ailemden de gördüğüm, uzmanlaştığım mesleğim oyunculuktur. Ancak bu zamana kadar edindiğim tecrübeyle birlikte; yönetmenlik, eğitmenlik, bölüm başkanlıkları, sanat yönetmenlikleri, sahne hocalıkları da yapıyorum. Seslendirme çalışmalarım da devam ediyor. Ayrıca kurumsal eğitimler de veriyorum. Özel gece sunucukları da yaptığım işlerden biri. 6 sene Afife Tiyatro ödüllerinde jüri üyeliği yaptım. Oldukça oyun izler, okur ve yazarım. Bunca yoğunluk arasında evimi hiç ihmal etmem. Mutfağım benim için çok kıymetlidir. Çocuğum ve kocam özellikle üstlerine titrediklerimdir. Dostlarıma da vakit ayırmayı ihmal etmem. Televizyon ekranlarının sevilen yüzlerindensiniz. Ancak tiyatroya da gönül vermiş birisiniz. Şu an hangi projelerde ve çalışmalarda sizi görebiliriz? Şu anda Bavul isimli bir oyunumuz var. Geçen sezon başlamıştık. Bu sezon da devam ediyor. İstanbul’un yanı sıra Doğu’da, Güney Doğu’da, İç Anadolu’da da turnelerimiz oldu. Önümüzdeki günlerde Karadeniz, Akdeniz ve Ege’de de turnelerimiz olacak. Ayrıca Aktör Stüdyo ve Eyüboğlu Koleji’ndeki eğitimlerimiz önümüzdeki sene devam edecek. İnternet üzerinden de İçten Sesler Korosu isimli dizimiz başladı. Onun da çekimleri gerçekleşiyor.

Son yıllarda tiyatro oyunlarının sayısında bir artış gözlemliyoruz. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu sorunun cevabı biraz önceki sorunun içerisinde saklı aslında… Ne kadar arz, o kadar talep, ne kadar talep o kadar arz… Mesleğinizle ilgili yapmak istediğiniz ya da hayal ettiğiniz bir konu var mı? Mesleğimle ilgili hayalim hiçbir zaman bitmez. Her zaman şu rolü oynasam, şöyle bir proje olsa gibi düşünceler olur. Bizim işimiz hayal etmek, hayal ettiğimizi hayata döndürmek… Türkiye’de tiyatro bilinci halk tarafından yeteri kadar oluştu mu? Özellikle babam Avni Dilligil kendi tiyatrosuyla Anadolu’ya ve birçok bölgemize tiyatro götürdü. Birçok usta tiyatrocu da aynı şekilde. Müthiş bir altyapı sağladılar. Bizler de onların üzerine birer taş koymaya çalışıyoruz. Değişen yapılar var. Ana akım tiyatronun yapısı artık çok değişti. Alternatif mekanlarda yapılan, alternatif denen işler de çok gündeme geldi. Onlar biraz daha ana akım tiyatro halini almaya başladılar. Son yıllarda tiyatronun çok renkli bir yelpazesi oluştu. Her seviyeye hitap edebilecek ve her seviyeyi bir seviye artırabilecek tarzda oyunlar var. Çok seçenek var… Bazen nitelik nicelik kaygısına düşüyorsunuz ama zaman içerisinde zaten eleme sistemiyle birçoğu elenip bu işi layıkıyla yapanlar ayakta kalıyorlar. Çok güzel oyunlar var. Kurslar bu konuda çok iyi seyirci yetiştiriyor. 7-8 ayda kurslarda alınan eğitimlerle oyuncu olamazsınız. Konservatuardan mezun olduğunuzda dahi ben şahane bir oyuncuyum dediğiniz yerde yanlışa düşersiniz. Oyunculuk hep öğrenmeye ve öğretmeye açık bir iş. Bu nedenle kurslara hobi bazlı giden insanlar iyi birer oyuncu olmadan önce iyi bir seyirci olabiliyorlar. Bu da çok önemli bir faktör. İyi bir seyirci olursa iyi oyunlar çıkacaktır.

 

Bora Öztoprak’la mutlu bir evliliği uzun yıllardır sürdürüyorsunuz. Günümüzde giderek zorlaşan beraberliklerde birbirine tutunmanın sırları nedir?

Evliliğimizde 22 yılı geçtiğimiz günlerde geride bıraktık. 23 yılın içerisindeyiz. Bunun sırrı sevgi saygı tabii ki. Biz birbirimize çok özen gösteren insanlarız. Özen göstermenin çok önemli olduğuna inanırım. Evinizde yetiştirdiğiniz çiçeğe bile gösterdiğiniz özenle büyür. Bambaşka kültürlerden gelmiş iki insanın bir yaşımı, bir kılmayı becermesi çok kıymetli ve zor bir şey. Hiçbir şey hiçbir zaman toz pembe değildir tabi ama onu olumlu hale getirmek sizin elinizdedir. Kendi yaşam alanlarımızı hiçbir zaman bozmuyoruz. Kendimize ait zamanlarımız, mekanlarımız ve uğraşılarımız var. Birlikte yapmaktan çok keyif aldığımız birçok şey var. Gün gelir aynı evin içerisinde dahi karşılaşmadığımız anlar olur. Bu bize birbirimizi özletir. Günümüzde birçok insan çok çabuk vazgeçiyor bir şeylerden. İnsanların tahammül gücü azalıyor… 

Çiçek Dilligil nasıl bir eş, nasıl bir anne?

Bunu Bora ve Ardahan’a sormak gerekiyor galiba normalde iyi bir organizatör ve koordinatörüm, fena bir dinleyici sayılmam. Dinlemeyi, paylaşmayı ve sohbet etmeyi çok severim. Hayata onların açısından bakmaya çalışırım, özellikle oğlum açısından. Eşim benim sığındığım limanım, en yakın arkadaşım. Yeri geliyor babam, yeri geliyor kardeşim… kısacası her şeyim. Bu konuda fena değilim galiba ki, kimse beni bırakmıyor 

Oğlunuzdan sonra hayatınızda neler değişti? Annelik size neler kattı?

Oğlumdan sonra hayatımdaki en büyük değişiklik ne derseniz “kaygı” diyebilirim. Çok kaygı dolu bir insan oldum. Hayatta onu nasıl yetiştireceğimiz konusunda ister istemez kaygıya düşüyoruz. Bunun yanı sıra dünyanın en güzel duygusu annelik. Bunu hiçbir duyguyla kıyaslayamazsınız. 

Takı ile aranız nasıl, her zaman kullandığınız ya da uğuruna inandığınız bir takınız var mı?

Takı kullanmayı çok severim ve epeyce takım vardır. Ama hiçbiri değerli madenden oluşmuyor. Benim için takıların maddi değerindense manevi değerinin yüksek olması lazım. Nasıl yapıldığı, kimin yaptığı, elektriği, rengi, bana nasıl hissettirdiği yani her şeyi bana……………. Takıların maddi değeri benim için önemli değildir. VAV taşırım üzerimde. Zaman zaman da onun bana ağırlık verdiğini hissedip çıkarırım ancak çoğunlukla VAV’lı bir kolyem ve VAV’lı bir yüzüğüm var… aytaşımın simgesi olan bana özel bir kolye yapılmıştı. Onu çok taşırım. Konya’dan aldığım, üzerinde Mevlana işlemeli bir kolyem var. Bu kolyelerimi her zaman kullanırım. Küpe çok severim. Yani takıyı ben çokça severim 

Çiçek Dilligil on motherhood, love, and art...

Çiçek Dilligil, a beloved figure of both television and theater stages, has been successfully pursuing her professional career for many years. But what kind of wife and mother is she? We had the pleasure of conducting an enjoyable interview with Çiçek Dilligil, who answered our questions candidly, about art, love, and family...

Q: Can you tell us a bit about Çiçek Dilligil?

 A: Çiçek Dilligil is a multi-talented individual with a proactive and perfectionist nature. She excels in organizing her tasks and maintains a strong focus, leading to quick and efficient completion of her work. Her priorities are firmly set on her family first and then her sacred profession as an actress. Having studied acting, she has specialized in her craft and expanded her expertise into various related fields, including directing, teaching, art direction, stage coaching, and voice-over work. She also provides corporate training and hosts special evening events. With a strong theater background, she continuously watches, reads, and writes about plays.

Q: What projects and works is Çiçek currently involved in? A: Currently, Çiçek is part of the play “Bavul,” which has been on tour in various regions of Turkey, including Istanbul, Eastern Anatolia, Southeastern Anatolia, and Central Anatolia. Upcoming tours are planned for the Black Sea, Mediterranean, and Aegean regions. Additionally, she continues her involvement in teaching acting at Aktör Stüdyo and Eyuğboğlu College. Moreover, she stars in the web series “İçten Sesler Korosu,” available on the internet.

Q: How do you evaluate the observed increase in the number of theater productions in recent years? A: The increase in theater productions can be attributed to supply and demand. As theater continues to evolve, there is now a diverse and colorful array of plays that cater to audiences of all levels.

Q: Are there any specific roles or projects that Çiçek dreams of in her profession? A: Çiçek’s imagination knows no bounds when it comes to her profession. She constantly envisions playing various roles and being part of exciting projects. For her, acting is about turning dreams into reality.

Q: Is theater culture well-established in Turkey, according to Çiçek? A: Yes, Çiçek acknowledges the significant contributions of her father, Avni Dilligil, and many other talented actors in taking theater to various regions and establishing a strong foundation. While the structure of mainstream theater has evolved, alternative productions have also gained popularity, adding to the rich tapestry of theater in the country.

Q: How does Çiçek emphasize continuous learning and improvement in acting? A: As an actress, Çiçek believes in the importance of continuous learning and improvement. While courses and training provide a good foundation, true mastery comes from constant dedication to the craft. Being a good audience member is also crucial for aspiring actors.

Q: What are the secrets to Çiçek’s long and happy marriage with Bora Öztoprak in the face of increasing challenges in relationships? A: The secrets to their successful relationship lie in love and respect. They both take great care to be considerate of each other’s needs and maintain their individual spaces and interests while enjoying shared activities.

Q: How has motherhood impacted Çiçek’s life, and what does it mean to her? A: After her son’s birth, Çiçek experienced a significant change in her life. Motherhood is a unique and incomparable feeling for her, and she has become a more caring and protective individual.

Q: What is Çiçek’s view on jewelry, and does she have any favorite pieces? A: For Çiçek, jewelry is more about sentimental value than material worth. She has several pieces that hold special significance, and she values the emotions and stories associated with them. A VAV necklace, symbolizing her son, is among her favorite pieces, along with a unique necklace from Konya with Mevlana’s motif.

The Jewelery Exporters’ Association participates in the fairs on two continents at the same time. The Turkish jewelery industry, under the leadership of the Jewelery Exporters’ Association (MIB), is exhibiting at the most important fairs in both Asia and the USA at the same time. The Turkish pavilion will take place at the Jewelery & Gem WORLD Singapore (JGW Singapore), one of the world’s three largest jewelery fairs, held between 27 – 30 September, with the participation of 64 companies. For the first time, Turkey will participate in the Jewelers International Showcase Fall – Miami (JIS FALL – MIAMI), the second largest fair of the USA, held on September 30 – October 3. The goal is to get ahead of Italy and India Bringing together jewelery manufacturers and industry stakeholders from more than 30 countries of the world in Far Asia, JGW Singapore is being held for the first time since 2019 due to the pandemic. Turkey is participating in the fair held at Singapore Expo with the Turkish pavilion established on an area of ​​606 m2. Noting that Far Asia is an important market for Turkey, Jewelery Exporters’ Association Chairman Burak Yakin stated that JGW Singapore is an important event for the promotion of Turkish jewellery. “We aim to achieve significant increases in exports to Asian countries, especially Hong Kong. In 2022, Hong Kong is the third country to which we export the most. At the same time, we accelerated our initiatives to get ahead of India, Italy, United Arab Emirates and Japan, which we are competing to dominate the Asian market.” Turkish jewelery will be exhibited for the first time at the fair in Miami Noting that the USA is the third country to which the Turkish jewelery industry exports the most in 2022, Yakin drew attention to the importance of Turkey’s participation in JIS FALL – MIAMI, which is the second largest jewelery fair in the country, and said: It ranks 3rd in exports to Turkey. This puts an important responsibility on us. Miami is the gateway to South America and the Caribbean in the jewelry trade. Therefore, it is very important for us to promote the value and quality of Turkish jewelry among more than 600 local and international exhibitors who come to Miami and bring them together with buyers. We believe that they will contribute significantly to increasing our market share here.” Buyers from 90 countries were invited to Istanbul Jewelry Show Jewelry Exporters’ Association continues its preparations at full speed for the Istanbul Jewelry Show, which will take place on October 6-9. Istanbul Jewelry Show, which is among the five largest jewelry fairs in the world, will be organized at the Istanbul Expo Center. As the most preferred international jewelery fair of the region, the fair, which brings together the important companies and brands of the sector from Eastern Europe to the Near East, from Russia to North Africa, from the Commonwealth of Independent States to the Middle East, helps the development and growth of the Turkish jewelery industry. provide support. Noting that they are continuing their efforts to reach new buyers and markets for the fair, Burak Yakin, Chairman of the Board of Directors, said, “We will ensure that the buyers we invite from all over the world hold bilateral meetings with Turkish companies within the scope of the fair. We invited buyers from 90 countries, we anticipate over a thousand buyers to attend. As one of the first unions to take action for the revival of trade, especially with the normalization of relations with Saudi Arabia, we invited leading jewelry companies, especially Al Romaizan, L’azurde, Al Haddad and Al Sharaby. We will do our best to bring the increasing interest to our fair to the highest level by hosting all the participants in the best way with the famous Turkish hospitality.”

Röportaj

Ekrem Sağel; MÜŞTERİLERİNİZİ ANLAMAK, SATIŞLARINIZI ARTIRIR

Ekrem Sağel; MÜŞTERİLERİNİZİ ANLAMAK, SATIŞLARINIZI ARTIRIR

Müşterilerinizi anladığınızdan ve pazarlama stratejinizden en iyi şekilde yararlandığınızdan emin olmalısınız.

You need to make sure you understand your customers and get the most out of your marketing strategy.

Mücevher sektöründe, işinizi başarılı bir şekilde sürdürmenin ve geliştirmenin önemli bir parçası, müşterinizin kim olduğunu ve onları nasıl hedefleyeceğinizi anlamaktır. Herkese satamazsınız.!
Bunun yerine, ideal müşterinizin kim olduğunu anlar ve pazarlama dikkatinizi onlara odaklarsınız.
Kime sattığınızı anlamak için, ne sattığınızı anladığınızdan emin olmanız gerekir. Sunduğum eğitimlerde satış ekiplerinin ve iş verenlerin pırlanta hakkında bilgilerinin vasatın altında olduğuna şahit oluyorum. 15-30 yıldır sektörde çalışmış olmanın pek önemi kalmıyor. “Sattığınız ürünü bilmiyorsanız; satışta başarılı olmazsınız.!”. Günümüzde “satıcılar” satış yapamıyor. Müşteriler satın alıyor ve satıcılar, “sipariş memuru” görevi görüyor. 

Aşağıda mücevher satışlarınıza nasıl destek sağlayacağınıza dair ipuçlarını sunacağım. 

Öncelikle, sattığınız ürünler eğlenceli mi yoksa ciddi mi?
Modern mi, klasik mi? Sportif mi, zarif mi?
Her ikisinin karışımı da olabilir. Ancak mücevherinizi nasıl tanımladığınızı ve hangi yöne eğilme eğiliminde olduğunu bilmeniz gerekiyor. Markanızın misyonunu anlamak, hedefleyeceğiniz insan gruplarını belirlemenize yardımcı olacaktır. Bu aynı zamanda markanız için tüm görsellerinizi ve mesajlarınızı tasarlamanıza destek verir.Her kişiye satmaya çalışmak sizin yararınıza değildir. Muhtemelen para, zaman ve enerjiyi boşa harcarsınız. Dikkatinizi markanızdan/firmanızdan satın alma olasılığı en yüksek olan tüketici grubuna odaklamanız daha verimli olur.
Mevcut müşterileriniz hakkında mümkün olduğunca çok şey öğrenin. Firmanızdan/markanızdan kaç erkek ve kadın alışveriş yaptığı gibi bu bilgilerden bazılarını elde etmek önem arz eder.  

İdeal müşteri segmentini özenle belirleyin. Markanızı anlamanın işe yaradığı yer burasıdır.
İdeal müşterinizle ilgili temel bilgileri tanımlayın. Kaç yaşındalar? Erkek mi, kadın mı? Nasıl bir kariyerleri var? Belki çok güçlü bir üst düzey yönetici, ya da orta düzey yönetici olabilir.
Makul miktarda harcanabilir gelirleri var mı?
İdeal müşteriniz bir ebeveyn mi, bekar mı yoksa arada bir yerde mi?
Müşterinizin nasıl yaşadığını ve düşündüğünü incelemeniz de ayrıca önemlidir. 

Nasıl bir yaşam tarzları var?
İdeal müşteriniz büyük bir şehirde mi yaşıyor yoksa açık havanın hayranları mı?
Ne tür değerlere sahip olabileceklerini bilmek size avantaj sağlar.
Örneğin; sürdürülebilirlik ve çevre dostu olmakla birlikte aile, yaratıcılık, çeşitlilik, maneviyat vb. gibi daha pek çok şey ile ilgili bilgi sahibi olmanız gerekiyor.

İdeal müşterinizin ne tür ilgi alanları var?
Bitkilerine veya evcil hayvanlarına takıntılılar mı, yoksa hevesli okuyucular mı?
Müşterinizin coğrafi konumuna bakın. Özellikle çevrimiçi satışlar için kesin bir konuma fazla takılmayın. Ancak nerede yaşadıklarını ve bunun müşteriniz olmalarını nasıl etkilediğini düşünün. İdeal müşteriniz büyük bir şehirde göz alıcı bir hayat mı yaşıyor yoksa küçük bir kasabada mı daha basit yaşıyorlar? Kumsallarda mı hayat sürüyorlar?  

Uluslararası satış yapıyorsanız, ülkelerini de göz önünde bulundurmanız gerekebilir. Persona oluşturmanız ayrıca size farklı bakış açılarıyla satış yapmanızı sağlar. Kısaca örnek verecek olursam;
Kadın.
• 20’li yaşların sonu – 30’ların sonu.
• Kendine profesyonel bir kariyer yapmak istiyor.
• Üniversite mezunudur.
• Harcanabilir bir geliri var.
• Kendini şımartmayı seviyor. Ancak üst düzey mücevher satın alacak kadar değil.
• Muhtemelen bekar.
• Kariyeri, hobileri ve arkadaşlarıyla meşgul bir kadın.
• Bağımsızlığına değer veren, biraz asi bir çizgiye sahip.
• Fikrini söylemekten korkmayan ve kalabalığın içinde öne çıkacak kadar kendine güvenen modern bir kadın.
• Bir köpek ve/veya kedi annesidir.
• Bir metropol bölgesinde veya hızla gelişen orta ila büyük ölçekli bir kasabada yaşıyor.
• Şehrin göz alıcı tarafında bulunmayı sevmiyor.

Müşteri karakteri; Enteresan sofistike görünümlü mücevherler isteyen ancak tek bir parçaya 200$ harcamaktan çekinen çalışan genç kadınlar olarak özetleyebiliriz.
İdeal müşterinizi bildiğinize göre, hedef kitlenizi ve onlara pazarlamada başarıyı nerede bulacağınızı bulmak çok kolay.
• 27 – 40 yaş arası kadınlar.
• Üniversite eğitimli.
• Profesyonel kariyer.
• Gelir aralığı; …. ile …. TL arasında. 

İlgi alanları arasında evcil hayvanlar, evcil hayvan dostu seyahat, yerel işletmeler yer alıyor.
Hedef konumlar, daha büyük şehirleri ve onların çevresindeki daha küçük alanları içerebilir. Bir personanın demografisini bilmek, ideal müşterilerinizi hedeflemenin anahtarıdır.  Her platformdaki hedef kitle ve hedef kitlenizle nasıl bir uyum içinde oldukları hakkında bir fikir edinmek için bu araştırmalara önem verin. Satışlarında farklılıklar ve artışlar göreceksiniz. -Tecrübeyle Sabittir.!- Kitlenizi tanımak, müşterilerinizle sosyal medya ve e-postalarda nasıl etkileşim kuracağınızı anlamanıza yardımcı olur. Hedef kitlenizin evcil hayvanlarını sevdiğini ve onları maceralara çıkardığını bildiğinizden, köpeğinizi götürdüğümüz eğlenceli yerel yerler hakkında içerik oluşturup paylaşabiliriz. and growing your business is understanding who your customer is and how to target them. You can’t sell to everyone!
Instead, you understand who your ideal customer is and focus your marketing attention on them.
To understand who you’re selling to, you need to make sure you understand what you’re selling. In the trainings I offer, I witness that the knowledge of sales teams and employers about diamonds is below average. Having worked in the industry for 15-30 years does not matter. “If you do not know the product you are selling; You will not be successful in selling.!”. Today, “sellers” cannot sell. Customers buy and sellers act as “order clerks”.

Below I will offer tips on how to support your jewelry sales.

First, are the products you sell fun or serious?

Is it modern or classic?

Sporty or elegant?

It could be a mix of both. But you need to know how you define your jewelry and which way it tends to lean. Understanding your brand’s mission will help you identify the groups of people you will target. This also helps you design all your images and messages for your brand.
It is not in your best interest to try to sell to every single person. You will likely waste money, time and energy. It is more efficient to focus your attention on the group of consumers most likely to buy from your brand/company.Learn as much as possible about your current customers. It is important to obtain some of this information, such as how many men and women shop from your company/brand.

Carefully identify the ideal customer segment. This is where understanding your brand comes in handy.
Is your ideal client a parent, single or somewhere in between?
It is also important that you study how your customer lives and thinks.

What kind of lifestyle do they have?

Does your ideal client live in a big city or are fans of the outdoors?

Knowing what kind of values they might have gives you an advantage.
For example; sustainability and environmental friendliness, as well as family, creativity, diversity, spirituality, etc. You need to know about many other things such as

What interests does your ideal customer have?
Are they obsessed with their plants or pets, or a
vid readers?
Look at your customer’s geographic location. Don’t get too hung up on a precise location, especially for online sales. But consider where they live and how this affects them becoming your customers.

Does your ideal client live the glamorous life in a big city or do they live more simply in a small town?

Do they live on beaches?

If you’re selling internationally, you may also need to consider their country.Creating a persona also allows you to sell from different perspectives. If I give a short example;
that woman.

• Late 20s – late 30s.
• He wants to make himself a professional career.
• He is a university graduate.
• Has a disposable income.
• He likes to pamper himself. But not enough to buy high-end jewelry.
• He’s probably single.
• She is a busy woman with her career, hobbies and friends.
• Has a somewhat rebellious streak, valuing his independence.
• A modern woman who is not afraid to speak her mind and is confident enough to stand out in the crowd.
o She is a dog and/or cat mother.
• Bir köpek ve/veya kedi annesidir.
• Lives in a metropolitan area or a rapidly developing medium to large town.
• He doesn’t like being on the glamorous side of the city.

Customer character; We can summarize it as working young women who want interesting and sophisticated looking jewelry but are afraid to spend $200 on a single piece.
Now that you know your ideal customer, it’s easy to find your target audience and where to find success in marketing to them.

• Women between the ages of 27 and 40.
• University educated.
• Professional career.
• Income range; …. with …. between TL.

His interests include pets, pet-friendly travel, local businesses.
Target locations may include larger cities and smaller areas around them.
Knowing the demographics of a persona is key to targeting your ideal customers. Pay attention to these researches to get an idea of the target audience on each platform and how they align with your audience. You will see differences and increases in their sales. -It is fixed with experience.


Jewelery Exporters’ Association participates in fairs on two continents at the same time.

Under the leadership of the Jewelry Exporters’ Association (MIB), Turkish jewelry companies are preparing to make an export attack in both Asian and US markets at the same time. Participating in JGW Singapore, one of the three largest jewelery fairs in the world, with 64 companies, Turkey will attend JIS FALL-MIAMI, the second largest fair of the USA, for the first time this year.

The Jewelery Exporters’ Association participates in the fairs on two continents at the same time. The Turkish jewelery industry, under the leadership of the Jewelery Exporters’ Association (MIB), is exhibiting at the most important fairs in both Asia and the USA at the same time. The Turkish pavilion will take place at the Jewelery & Gem WORLD Singapore (JGW Singapore), one of the world’s three largest jewelery fairs, held between 27 – 30 September, with the participation of 64 companies. For the first time, Turkey will participate in the Jewelers International Showcase Fall – Miami (JIS FALL – MIAMI), the second largest fair of the USA, held on September 30 – October 3.

The goal is to get ahead of Italy and India

Bringing together jewelery manufacturers and industry stakeholders from more than 30 countries of the world in Far Asia, JGW Singapore is being held for the first time since 2019 due to the pandemic. Turkey is participating in the fair held at Singapore Expo with the Turkish pavilion established on an area of ​​606 m2. Noting that Far Asia is an important market for Turkey, Jewelery Exporters’ Association Chairman Burak Yakin stated that JGW Singapore is an important event for the promotion of Turkish jewellery. “We aim to achieve significant increases in exports to Asian countries, especially Hong Kong. In 2022, Hong Kong is the third country to which we export the most. At the same time, we accelerated our initiatives to get ahead of India, Italy, United Arab Emirates and Japan, which we are competing to dominate the Asian market.”

Turkish jewelery will be exhibited for the first time at the fair in Miami

Noting that the USA is the third country to which the Turkish jewelery industry exports the most in 2022, Yakin drew attention to the importance of Turkey’s participation in JIS FALL – MIAMI, which is the second largest jewelery fair in the country, and said: It ranks 3rd in exports to Turkey. This puts an important responsibility on us. Miami is the gateway to South America and the Caribbean in the jewelry trade. Therefore, it is very important for us to promote the value and quality of Turkish jewelry among more than 600 local and international exhibitors who come to Miami and bring them together with buyers. We believe that they will contribute significantly to increasing our market share here.”

Buyers from 90 countries were invited to Istanbul Jewelry Show

Jewelry Exporters’ Association continues its preparations at full speed for the Istanbul Jewelry Show, which will take place on October 6-9. Istanbul Jewelry Show, which is among the five largest jewelry fairs in the world, will be organized at the Istanbul Expo Center. As the most preferred international jewelery fair of the region, the fair, which brings together the important companies and brands of the sector from Eastern Europe to the Near East, from Russia to North Africa, from the Commonwealth of Independent States to the Middle East, helps the development and growth of the Turkish jewelery industry. provide support. Noting that they are continuing their efforts to reach new buyers and markets for the fair, Burak Yakin, Chairman of the Board of Directors, said, “We will ensure that the buyers we invite from all over the world hold bilateral meetings with Turkish companies within the scope of the fair. We invited buyers from 90 countries, we anticipate over a thousand buyers to attend. As one of the first unions to take action for the revival of trade, especially with the normalization of relations with Saudi Arabia, we invited leading jewelry companies, especially Al Romaizan, L’azurde, Al Haddad and Al Sharaby. We will do our best to bring the increasing interest to our fair to the highest level by hosting all the participants in the best way with the famous Turkish hospitality.”

LÜKS SEKTÖRDE MÜŞTERİ SADAKATİ

Röportaj

Doğu ve batıyı notalarında sentezleyen isim; Canan Anderson

Doğu ve batıyı notalarında sentezleyen isim; Canan Anderson

Tarzını “Crossover” olarak tanımlayan keman sanatçısı Canan Anderson, son günlerde sosyal medya hesaplarında dolaşan videosuyla izleyenlere gülümseten görüntüler sağladı. Dünya çapında önemli bir kariyere sahip olan Anderson’ın müzikal yolculuğunu sizin için dinledik.

Müzikseverlerin çok yakından tanıdığı bir isimsiniz. Ancak son günlerde sosyal medya hesaplarında insanların gülümsemesine neden olan bir videoyla daha çok kişiye ulaştınız. Bu video nasıl gelişti? 🙂

Tamamen spontane. O gün Balat’ta gezerken 3 tane müzisyene rastladım. O kadar şirinlerdi ki birden aklıma onları da mutlu edeceğini ve gülümseteceğini düşündüğüm bir şaka geldi. Sanki keman çalmayı bilmiyormuş gibi yanlarına gidip “Bana nasıl çalınacağını gösterir misin?” diye sordum. Kemanı çalan genç “Tabii abla” deyip bana nasıl çalmam gerektiğini gösterdi. Ben de elime kemanı alıp çalmaya başlayınca öyle şaşırdılar ki, bana eşlik etmeye başladılar. Gerçekten izlenmeye değer görüntüler oldu.

Müzikal yolculuğunuz nasıl başladı?
Kemana 5 yaşında başladım. İlk konserimi Avusturya Kültür Merkezinde 6 yaşındayken verdim. Önce Belediye Konservatuarı’nda, daha sonra Mimar Sinan Üniversitesi İstanbul Devlet Konservatuarı’nda okudum. Ardından ücretli olarak İstanbul Devlet Opera ve Balesinde 1 sene kadar görev yaptım. Daha sonra Almanya, sonrasındaysa Avusturya’ya yerleştim. Almanya’da ilk gösterimi olan ‘Kugeln des Sultans’ adlı operada, Ost Würtemberg Orkestrasında; Hindistan’da ise Bombay Filarmoni Orkestrası’nda başkemancılık yaptım. Salzburg Mozarteum Orkestrası ile İtalya turnesinde sahne aldım. Bunların yanı sıra Macaristan, Romanya, Belçika, Dubai, Almanya, Amerika başat olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde konserler verdim. Hala da vermeye devam ediyorum.

Tarzınızı nasıl tanımlarsınız?
Dünya müziklerini çalmayı, kendi tarzımı yansıtmayı seviyorum. Yeri geliyor klasik batı müziğinin içerisinde bir doğu enstrümanı kullanırken, doğu tarzında bir müzik eserini batılılaştırabiliyorum. Tam karşılığı Crossover denilen bir tür.

Türkiye’nin yanı sıra dünya çapında sahne alıyorsunuz. Hangi ülkenin dinleyicileri sizi daha çok etkiledi?
Aslına bakarsanız bunu cevaplamak gerçekten zor. Önemli olan seyircilerle kurduğunuz sinerji. Yine de Doğu insanı bir kademe daha yakın. Beğenilerini, sevgilerini çok daha kolay ve rahat hissedebiliyorsunuz.

Hayalinizde bir isimle sahne almak var mı?
Sanatını doğru icra eden, hem karakteri hem de müziği ile dünyada sevilip sayılan sanatçılar beni cezbediyor. Özel bir isim veremem.


Sahnede unutamadığınız bir anınız oldu mu?
Elbette. Bir keresinde orkestramla sahne aldığım sırada son parçamda bir anda seyircilerin bakışları topluca nedenini anlamadığım bir biçimde sola kaydı. Sahnede de olduğum için konsantrasyonum bozulmasın diye hiçbir yere bakmadan parçamı bitirdim. Selamımı verdikten sonra sahneden inerken bir de ne göreyim? Phill Collins ve ekibi beni alkışlıyorlar. Hemen sohbete başladık. Phill Collins akşam İstanbul’daki konserine çağırdı. Beni en önde görmek istediğini söyledi. Çok hoş bir andı benim için…

Önümüzdeki süreçte programınız nasıl, sizi nerede dinleyebilirler?
Şimdiye kadar daha çok özel gecelerde, festivallerde sahne aldım. Bundan sonra bir proje kapsamında amacım biletli konserler yapabilmek.


Takı, mücevher sizin için ne ifade eder? Takı modasını takip eder misiniz?
Aslında giydiğim tarza göre takı zevkim de değişiyor. Eğer spor bir kıyafet giydiysem takılarım daha sade olur. Ancak bir davete ya da özel bir yemeğe gidiyorsam, mücevher takmaktan hoşlanırım.
Tasarlamak isteseniz bu hangi ürün (kolye, küpe, yüzük, bileklik vb) ve tarzı nasıl olurdu?
Zaten kendi tasarımlarım var. Bu tasarımlarda daha çok metal ve değerli doğal taşlar kullanıyorum.

Röportaj

Televizyon ekranlarının en “iyi” “kötü” karakteri; Mehmet Özcan Varaylı

Televizyon ekranlarının en “iyi” “kötü” karakteri; Mehmet Özcan Varaylı

Televizyon ekranlarının aranan “kötü karakterlerinden” Mehmet Özcan Varaylı’yı biraz yakından tanıyalım. Oynadığı karakterlerin arkasında nasıl bir karakter, hangi projelerde yer aldı, unutamadığı anılar ne? Tüm merak edilenleri Voir Magazin’e anlattı.
Birçok unutulmayan karaktere can verdiniz. “Cerrahpaşalı Halit” karakteriyle unutulmaz bir role imza attınız. Sizin için unutamadığınız, en çok sizi etkileyen rolünüz/projeniz hangisidir? Keşke bunu önceden düşünseydim… Çünkü benim için hepsi ayrı ayrı kıymetlidir. Yani hiçbir karakterimin arasında ayrım yapamıyorum çünkü hepsi benim çocuğum gibi. Ama en sevdiğim karakter çok berbat bir iş olmasına rağmen bir köyün delisini oynadığım Neşet Ertaş hayranı bir deli… Onu da zaten Neşet Ertaş’ın memleketinde, Kırşehir’de çektik. En çok onu sevmiştim, çok severek oynamıştım çünkü o kadar özgürdüm ki beni kimse sorgulayamıyordu. Örneğin abuk subuk bir hareket yapıyordum yönetmen “Niye böyle bir şey yaptın?” dediğinde “Deliyi mi sorguluyorsun?” demiştim ona, sustu. Yani çok severek oynadığım, en güzel karakter bence oydu. Oyuncu olmaya nasıl karar verdiniz? Oyuncu olmaya ben karar vermedim beni hayat zorladı diyebilirim. Yani bu gerçekten uzun bir hikaye… Ailemde zaten oyuncular var; annem bir balerin, teyzem Ankara Sanat Tiyatrosu’nun kurucularından. Sanırım genlerimde vardı. Sanırım 14 ya da 15 yaşındayken bir gün babam beni evden kovdu. Ben de Üsküdar Şehir Tiyatrosu’na gittim. Her zaman gittiğim bir yerdi zaten oyun izlemek için, bekçinin kapısını çaldım. “Abi,” dedim, “burada kalabilir miyim?”. “Oğlum,” dedi, “ailen” falan filan, neyse çok uzatmayalım buralarını, orada kalmaya başladım ve oyun izliyorum, orayı süpürüyorum oyundan sonra falan ve orada yaşıyorum yani bir yandan da okuyorum. Ailemle bir kopukluk dönemim diyelim. O sıra bir çocuk oyunu çalışıyorlar. Bir çocuk, başrol bir de biraz kabiliyetsizdi sanırım ya da şımarıktı bilemiyorum. Ben de devamlı izlediğim için artık her şeyi biliyorum. Replikleri biliyorum, hareketleri biliyorum falan. Yönetmen döndü “Şuradaki temizlikçi çocuk bile senden daha iyi oynar” dedi çocuğa. Çocuk da şımarık bir tarzda dedi ki “Yok artık hocam.” Yönetmen bana “Evladım, gel bakalım” dedi bana. Nasıl çıktım o sahneye bilmiyorum, çıkışım o çıkıştır. Gerçek anlamda böyle başladım. Sanırım başarılı oldum ya da hocanın istediğini verdim ki o oyunda başrolü ben oynadım ve ondan sonra Üsküdar Şehir Tiyatrosu’nda bütün çocuk oyunlarında oynadım. Benim konservatuvarım orası. Ağırlıklı olarak zor karakter olarak tanımlanan kötü karakterlerde rol alıyorsunuz. Bu durum sosyal hayatınızı etkiliyor mu? Beni değil de eşlerimi etkiledi (gülüyor). Beni çok etkilemiyor çünkü dediğin gibi kötü karakterlerden insanlar biraz korkar, tırsar; ben de onu yaşıyorum. Ama eşlerim dışarıdan, “Evde de böyle mi?”, “Sizi dövüyor mu?” gibi sorularla karşılaşıyorlarmış. Yani zorluğunu ben değil eşlerim yaşıyor. Eşlerim derken o anki eşlerimden bahsediyorum. Altı kere evlenip ayrıldığım için… Bir idolünüz var mı ya da beraber rol almak istediğiniz bir oyuncu? Robert De Niro’yla oynamak isterdim. Tanıştım ama oynayamadım. Kendisiyle Bodrum’da tanıştım, çok keyifli bir sohbetimiz oldu ve çok enteresan bir şey söylemişti bana. “Evladım, 42 yaşına kadar bir şey yakaladın yakaladın, yakalayamadın boş ver bırak gitsin” dedi ve Kurtlar Vadisi’ndeki çıkışımı tam 42 yaşımda yakaladım. Benim için çok önemlidir… Türkiye’de ise artık şu anda herhangi bir idolüm yok, geçmişte evet vardı. Tarık Akan’la, Yılmaz Güney’le oynamak isterdim. Gerçek idollerim onlardır. 42 yaş gerçekten bir dönümmüş, çok etkileyici… Evet, öyleydi. Kalp krizi geçirdiğim yıl da oydu. 41 kere maşallah derler ya, benimki 42 kere maşallah oldu. Popüler kültür sinema sektörünü nasıl etkiliyor? Hiçbir fikrim yok (gülüyor) çünkü sinemaya gitmiyorum. Gerçekten gitmiyorum. Sinemalarda ne oynuyor ne oynamıyor bilmiyorum. Ama bir gelişme olduğunu hissediyorum. Yurtdışında artık birtakım filmlerimiz ödül almaya başladı. Yönetmeni, senaryosu, başrol erkek oyuncusu ya da başrol kadın oyuncusu… Yani ödül alınabiliyorsa demek ki bir gelişme var. Oynamayı istediğiniz bir rol var mı? Ne gelirse başımın üstünde yeri var (gülüyor). Altından kalkmaya çalışırım ama özellikle şunu oynamak istiyorum dediğim bir şey yok gerçekten. Sizin için rollerde değişiklik olması güzel bir şey mi? Kesinlikle, tabii ki. Yani ben “mahallenizin kötü adamı” ya da “evinizin mafyası” falan olmak istemiyorum. Ben değişik değişik kategorilerde değişik karakterleri oynamak istiyorum. Yani ben de kötü karakter olarak kaldım. Tipim bozuk olduğu için hep kötü oynatıyorlar bana (gülüyor). Ben çocuğuma bile oynadığım projeleri elimde silah var diye izletmiyorum. Evde silah arıyorlar ondan sonra. “Babamın tabancası nerede?” diye benim oğlum çok koşturdu.Bu çeşitlilik hem sizin kendinizi bir oyuncu olarak aktif tutmanız açısından, hem de başkalarının sizi farklı bir şekilde görmesi açısından güzel bir şey.Aktörlüğün verdiği bir şey var. Ben konservatuvar mezunu değilim ama büyük ustalarla oynadım. Hepsinden bir şeyler aldım. Benim için trajikomik bir anekdot anlatayım. Rahmetli Nejat Uygur’la uzun zaman bir oyun çalıştık, ilk perdede ben kovuldum. Onun bana attığı açmazı aldım; yuvarladım toparladım ona geri attım. Ondan fazla alkış aldım diye perde arasında kovdu beni. Bu da güzel bir dersti. Ben Devekuşu Kabare’de oynadım. O zaman çok gençtim. Zeki Alasya ve Metin Akpınar ile birlikte sahne paylaşmanın keyfini yaşadım. Bunlar güzel şeyler. Bu kadar doluyken neden böyle elinde silah, onu bunu vuran bir adam olayım? Beni üzen bu, tek bir şeye indirgenmek. Maalesef yaşıyoruz bunu. Yaklaşık 2 yıldır korona virüs etkisi altında yaşamımızı sürdürüyoruz. Bu dönemden sektörünüz nasıl etkilendi? Yaşamımızı süründürüyoruz diyelim… Sektörümüz çok fazla etkilenmedi. Daha çok sahne sanatlarından müzisyenler etkilendi, sadece tiyatro yapanlar etkilendi ama dizi sektörü dediğimiz; mankenden, şarkıcıdan oluşma, yakışıklı erkeklerden ve güzel kadınlardan oluşan o sektör pek de etkilenmedi, devam ettiler. Ama beni etkiledi, kötü adama ihtiyaç duymadılar galiba (gülüyor).

Röportaj

“Bu yaz renkli bilezikler ön planda olacak”

“Bu yaz renkli bilezikler ön planda olacak”

Klasik bilezik algısını günümüz trendleriyle harmanlayarak değiştirmeyi başaran Rota Gold, oluşabilecek tüm taleplere hızlı ve etkili şekilde en kısa sürede yanıt vermeyi başarıyor. Genç jenerasyonun tercihi modellere imzasını atan Rota Gold Yönetim Kurulu Başkanı Kerim Yılmaz, bu yaz renkli bileziklerin ön plana çıkacağını duyurdu.
Yılın ilk yarısını geride bırakmak üzereyiz. Rota Gold pandeminin gölgesinde geçen yarıyılı nasıl geçirdi? Rota Gold yılın ilk çeyreğini çok sakin geçirdi. Bilezik kategorisi olarak genelde Kasım ayından sonra yavaşlayan işlerimiz, hem altın fiyatlarının dengesizliği, hem de pandemi süreci boyunca yaşanan hafta sonu yasakları ve tam kapanma nedeniyle durgun bir sezon geçirmemizi sağladı. Hafta içi her ne kadar halk için alışveriş yapma imkanı olsa da özellikle beyaz yakalı çalışan kadınlar için hafta sonu yasakları dolayısıyla birçok sektörde olduğu gibi kuyum alışverişleri de imkansız hale geldi. Ayrıca lüks tüketim sınıfına giren takı grubu alışverişlerinde yaklaşık %30 azalma yaşandı. Pandemi döneminde iş ortaklarınıza ulaşmak, onlara ürünlerinizi daha yakından göstermek adına ne tür çalışmalar geliştirdiniz? Uzun süren hazırlık aşaması ve titizlikle hayata geçirmiş olduğumuz aplikasyon ve sosyal medya hesaplarımız vasıtasıyla hem iş ortaklarımıza hem de halka güzel bir şekilde Rota Gold’un ismini ve modellerini ulaştırmayı başardık. Ürünlerimizi iş ortaklarımıza ve halka en doğru ve hızlı şekilde göstermeye devam edeceğiz. Seyahat yasağı olmayan bir sektör olduğumuz için bizden talep edilen tüm ürünleri en hızlı şekilde adreslerine ulaştırmaya devam ediyoruz. Bu dönemde geniş ürün yelpazemize yeni modeller eklemeye ve AR-GE çalışmalarımızı sürdürmeye devam ettik. Her zaman ürünlerimizi geliştirerek ve in kaliteli şekilde üreterek markamızın faaliyetlerini sürdürüyoruz. Gelişen teknoloji ve yenilikleri takip eden bir firmasınız. Sektörü bu konuda değerlendirebilir misiniz? Bu konuda iş ortaklarınızla karşılıklı iş hacmini artırmak adına önerebileceğiniz girişimler var mıdır? Eminim ki diğer sektör firmaları iş ortaklarımız da, kendi grubunda bu pandemi döneminde daha fazla ürün satışı ve farklı ürünler ortaya çıkarma adına çalışmalarını sürdürüyorlardır. Bu konuda kendi firmam adına uyguladığım en önemli yöntemi sektör firmalarına önerebilirim. O da iş ortaklarını dinlemeleri… İş ortaklarımızla her zaman fikir alışverişinde bulunmalı, istişare içerisinde olmalıyız. Bir araya geldiğimizde mutlaka ürünlere olan talebi, ürün çeşitliliğini ve talep görmeyen ürünlerin nedenlerini konuşuruz. Önemli olan nihai tüketicinin ne istediğini en sağlıklı bir şekilde anlayıp o doğrultuda ürünler üretmek. Yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte kuyumculuk sektöründe bir hareketlenme bekliyor musunuz? Bu yaz ağırlıklı olarak hangi ürünler ön planda olacak? Geçen seneki iki aylık tam kapanma döneminden sonra da hiçbir beklentim olmamasına rağmen iş yoğunluğumuz ve gelen talepler bizi mutlu edecek boyutta oldu. Bu yıl ise Haziran ayından sonra yaşanılacak olan bir gevşeme ile alakalı yaz döneminde düğün cemiyetlerinde tekrar bileziğe talep olacaktır. Bunun neticesinde de işlerin hareketlenebileceğini öngörüyorum. Bu yaz benim düşüncem gösterişli ama hafif ve modern ürünler ön plana çıkacaktır. Her geçen gün bilezikte genç jenerasyonun da talepleri oluyor. Genç kadınların bilezikten yana talepleri de renkli ve gösterişli hafif ürünlerden yönelik oluyor. Yılın ikinci yarısı için nasıl bir strateji ile ilerlemeyi planlıyorsunuz? Hiçbir zaman bir plan ya da strateji uygulamayı düşünmedim. Her zaman ortamın durumuna göre hareket etmeyi, bulunduğumuz kabın şeklini almaya önem gösterdiğim bir stratejim var. Her daim tedbirimizi alıyoruz, elimizden geldiği kadar da cevap vermek için çalışmalarımızı yapıyoruz. Her zaman AR-GE çalışmalarımızı yapıyor, yeni modellerimizi oluşabilecek taleplere göre stoklarımızda bulunduruyoruz. Model konusunda oldukça geniş bir vizyona ve ürün yelpazesine sahibiz. Bu nedenle oluşabilecek tüm taleplere yanıt verebiliyoruz.

Röportaj

BMA Rings ile alyansta yeni dönem: 3D Alyans Yapılandırıcı sistemi

BMA Rings ile alyansta yeni dönem: 3D Alyans Yapılandırıcı sistemi

İnovatif bakış açısıyla her zaman alyans sektöründe farklılığını ortaya koyan BMA Rings, 3D Alyans Yapılandırıcı sistemi ile artık dijital ortamda kişilerin kendi alyanslarını tasarlamalarını sağlıyor. Özellikle pandemi döneminde çiftler için büyük kolaylık sağlayan bu sistemi Satış ve Pazarlama Yöneticisi Miray Saraç anlattı.
Mert Alyans’ın 2. Jenerasyon temsilcisi olarak firmada yerinizi aldınız. Sizi biraz tanıyabilir miyiz? Bu mesleği tercih etme nedeniniz neydi?   Seattle Central College’da İşletme bölümünde eğitimimi tamamladıktan sonra Türkiye’ye döndüm. Çocukluğumda en büyük hayalim tasarımcı olmaktı. Annem Ferah Saraç ve babam Hakan Saraç’ın azmi, başarıları ve idealleri; aile şirketimizi gelişen teknoloji ile birlikte daha üst seviyelere taşıma konusunda beni daima heveslendiriyordu. Yurt dışında aldığım eğitim sonrasında ben de vakit kaybetmeden öğrendiklerimi markamıza en iyi şekilde yansıtmak istiyordum, bu sebeple BMA Rings çatısı altında Satış ve Pazarlama bölümünde görevime başladım. İlk iş tecrübesi olarak aile şirketimizde görev almanın ayrıcalığını, her geçen gün farklı tecrübeler edinerek ve geliştirerek hissediyorum ve son iki senedir görevime her gün bir farklılık yaratmayı amaçlayarak devam ediyorum.   Uzun yıllar kuyumculuk sektörü geleneksel yöntemlerle yönetilme şeklini sürdürdü. Genç jenerasyonla birlikte bu algı şekil değiştirmeye başladı. Kuyumculuk sektörü günümüz gerekliliği olan yeniliklere açık mı?    Hem tüketici davranışlarında, hem de dünyada teknolojik anlamda ortaya çıkan değişiklikler ve yenilikler sürmektedir. Her ne kadar kuyumculuk sektörü büyük olsa da günümüzde daha dinamik olması gerektiğine inanıyorum. Yenilikçi firmalar olarak her zamanki gibi eski geleneksel yöntemleri devam ettiremeyiz ve bu sebeple gelişmeye ayak uydurabilmeliyiz. Ürün geliştirme döngüsü sürelerini ve daha yenilikçi rakipler tarafından geride bırakılma riskini azaltmak için önemli gelişmelere karşı atik ve duyarlı olmamız gerektiğine inanıyorum.   Sizin firmanız ve sektör adına yapmak istediğiniz bir proje var mıdır?   Günümüzde artık her sektörde kişiselleştirme söz konusudur. Yiyecek içecek sektöründen tekstil sektörüne kadar artık firmalar rakiplerinden sıyrılmak ve kendi markalarını ön plana çıkarabilmek için müşterine satın alacakları ürünleri kişiselleştirme fırsatı sunmaktadır. Kişiselleştirme, verimliliği artırmak için şirketlerin planladığı en yeni marka stratejisidir.  Biz de, BMA Rings ailesi olarak, muazzam bir etki yaratmak için kişiselleştirme opsiyonunu sektörümüze uyarlayarak, Türkiye’de ilk defa kullanılmakta olan yeni nesil alyans uygulaması “3D Alyans Yapılandırıcı” sistemini müşterilerimizin hizmetine sunuyoruz.  3D Alyans Yapılandırıcı sisteminde müşterilerimiz, mağazaları gezmeden evlerinden PC, laptop, tablet veya telefonlarını kullanarak rahatça ulaşabilecekleri ve bir ömür boyu sürecek evliliklerinde taşıyacakları en özel anıyı; alyanslarını, kendi zevklerine veya bütçelerine göre tasarlayabiliyorlar. Profillerden ölçülere, metal seçiminden taş tipleri ve mıhlamalarına, kanal ayrımlarından iç yazılarına kadar hayallerindeki alyansa BMA Rings Yapılandırıcı ile artık çok daha rahat ulaşabiliyorlar.   Düğün sezonu yaklaşıyor. Ancak pandemi nedeniyle 1 yıldır düğünler iptal olurken evlilikler de ertelenmeye başladı. Bu durum alyans sektörünü nasıl etkiledi?   Düğünler, pandemi nedeniyle durdurulan ilk etkinliklerden biri oldu. Düğünlerin yasaklanmasıyla hem firmalar hem de çiftler tarafında bir belirsizlik yaşansa da çiftler, düğünleri iptal etmek yerine ertelemeyi tercih etti.  Hepimizin bildiği gibi bugünün tüketicisi her şeyi evinden ya da ofisinden çıkmadan bütün mobil cihazlarını kullanarak halletmeye devam etmek istiyor. Düğünlerini iptal etmek yerine yeniden daha kısıtlı koşullarda gerçekleştirme planları yapıyorlar.  Pandemi dönemi öncesinde başlayan ve hali hazırda devam eden Alyans Yapılandırıcımız ile aslında biz de ne kadar doğru bir adım atmış olduğumuzu görmüş olduk. Dünya genelinde yaşanılan normalleşme adımlarının atılması ile yeni evlenecek çiftlerimizin, evlerinden çıkmadan online olarak alyans satın alma isteklerinin daha da artacağına inanıyoruz.    Bu yıl alyansta trend nedir? Hangi modeller ön planda olacak?   Günümüzde tüketiciler, özellikle alyans seçimlerinde kendilerini ön planda tutabilecekleri ve özel hissedebilecekleri bir trend arıyorlar. Özellikle “Millenials” adı verilen ve benim de içinde olduğum Z kuşağı, havalı ve gösterişli alyanslar yerine, artık beklenmedik, özel ve benzersiz alyansları tercih ediyor. Bu sebeple sabit bir trend yerine, her tüketici kendi beğenisine göre ömürlerinin sonuna kadar takmak isteyecekleri alyanslara sahip olmak istiyor. Yeni evlenecek her çiftimizi, 3D Alyans Yapılandırıcısında yer alan sınırsız tasarım seçeneklerine göz atmaya davet ediyoruz.