Haber

Rota Gold 50. yılını kutluyor!

Bilezik Üretiminde Yarım asırdır faaliyet gösteren Rota Gold her zaman koleksiyonlarıyla ilgi çekici bir firma oldu.50.Yılına özel Yepyeni tarzıyla logosunu da güncelleme kararı aldı

Son yıllarda yapmış olduğu koleksiyonlarla klasik bilezik algısını yıkıp, bileziği genç jenerasyona sevdirmeyi amaçlayan Rota Gold, bu hedefine adım adım yaklaşıyor. Bu yıl 50. yılını kutlayan Rota Gold’un dünden bu güne uzanan hikayesini, son koleksiyonlarını ve hedeflerini Yönetim Kurulu Başkanı Kerim Yılmaz anlattı…

iç kuşkusuz ki bir firma için yarım asırlık bir geçmiş başarılı bir yönetim gerektirir. Bu yıl 50. yaşınızı kutluyorsunuz. Dünden bugüne Rota Gold’un yolculuğunu anlatır mısınız?
1970 yılında Yılmaz Kuyumculuk adıyla sektöre adım attık. İlk olarak ufak bir atölye ile başladığımız bu yolda ana karakter olarak bilezikle beraber, zincir ve alyans da ürün yelpazemizde bulunuyordu. 2001 yılından itibaren firmamıza getirmiş olduğumuz CNC makinesi ile birlikte vizyonumuzu ve bakış açımıza yenilikler katarak rotamızı tam anlamıyla yeni ismimizle beraber tamamen bileziğe çevirdik. Bu noktadan sonra bilezikte devrim yaptığımıza inanıyorum. Farklı bir makineyle birlikte farklı modeller ortaya çıkarmaya başladık.
Dümende yaklaşık 12 yıldır ben varım. Babam Eyüp Yılmaz’dan 2008 yılında dümeni devraldım. Getirmiş olduğumuz CNC makinesiyle birlikte aslında sektörde tatlı bir rekabet ortamı da sağlamış olduk. Bununla beraber hiçbir zaman AR-GE ve pazarlama çalışmalarımızı durdurmadık. Her sene üstüne koymaya çalışarak hizmet vermeye çalıştık. 2008 yılından bu yana da sürekli yeni modellerle birlikte hem kendimizi hem de sektörü aşmaya çalıştık. Rota Gold olarak bilezikte denenebilecek en mükemmel tarzları denedik ama bilezik sonuçta klasik bir tasarım etrafında döner. Bu noktada yeni bir vizyonla yolumuza devam etmeye başladık. Bileziği genç jenerasyona daha fazla nasıl sevdiririz, daha fantazi hale nasıl getiririz diye yola çıkarak 2 yıl önce Istanbul Jewelry Show’da Retro Luxury Koleksiyonuyla ürünlerimizi renklendirerek hedef kitlemizi etkilemeyi başardık.
Anadolu’dan bu koleksiyona nasıl bir ilgi oldu?
Sonuçta bilezik takı olma özelliğinin yanı sıra önemli bir yatırım aracı olarak da önem taşıyor. Sektör olarak genele baktığımızda hizmet ettiğimiz kitle ve sektörün kalkınmasının en büyük payı Anadolu kadınlarına aittir. Anadolu’da da altın önemli bir yatırım aracı olarak görülüyor. Ancak artık Anadolu kadını da takıda tasarıma bakıyor. Amacımız tüm kadınların tarzına hitap edecek tasarımlar geliştirmek.Bu noktadan yola çıkarak bizde ana tarzımızı ve ürünlerimizi geliştirerek koleksiyonumuzu oluşturduk ve bunu başardığımıza inanıyorum.
2020 yılı da baba mirası olan Rota Gold’un 50. yılı. Ulaştığımız nokta oldukça mutluluk verici. Bu 50 yıl boyunca yanımızda olan, bize destek olan herkese teşekkürlerimi iletiyorum. Bu seneki koleksiyonumuzu 50. yılımıza özel, hem geçmişten günümüze gelinen süreci anlatan, hem de modern tasarımları yansıttığımız ürünlerden oluşturduk. Yine mega bileziklerimiz, renklendirdiğimiz ajdalarımızı, modernize ettiğimiz 3’lü burmalarımızı koleksiyonumuzda kullandık. Amacımız tam anlamıyla bir retro koleksiyon oluşturup modern bir tarzla hedef kitlemize sunmak.
Firmanız adına yapmış olduğunuz bir yenilik de logo değişikliği oldu. Sizi bu değişime yönlendiren nedenler nedir?
Daha kurumsal, güçlü ve karakterli durabilmek adına böyle bir karar aldım. Sonuçta logo bir firmanın duruşunu ve ağırlığını yansıtır. Logomuz güzel bir elbiseydi biz de bu elbiseyi daha şık hale getirerek Rota’ya giydirme kararı aldık. Logomuzda altın rengi ile siyah rengini kullanarak bir bütünlük oluşturduk ve markamızı en iyi şekilde temsil edecek olan tasarımı hazırladık.
Koleksiyonunuz için özel bir çekim gerçekleştirdiniz. Koleksiyon çekiminizin detaylarından ve konseptinizden bahsedebilir misiniz?
Çekimlerimiz Beykoz Kundura Fabrikası’nda gerçekleşti. Gayet güzel ve renkli bir çekim gerçekleştirdik. Çekimimizde yeni ürünlerimizin yanı sıra Retro Luxury ürünlerini de kullandık. 50. yılımıza uygun olarak retro konsepti ile yaptığımız çekimde, ürünlerimiz, kostümler ve modeller bir bütün oluşturdu. Çekimimizde bileziğin modern bir takı olduğunu kanıtladık. Her sene farklı tarz ve konumdaki kadınların bileziği kullanabileceğini göstermeye çalışıyoruz.
Ürünlerinizin tarzını nasıl anlatırsınız?
Ürünlerimizin gösterişli, modern ve hafif olmasına dikkat ediyoruz.
Tüm dünya aylardır korona virüs ile mücadele ediyor. Korana virüsün etkileri kuyumculuk sektörüne nasıl yansıdı?
Global anlamda yaşanan birçok olay altın fiyatlarına yansıyor. Dolayısıyla bazı sektörler bu gibi durumlarda sekteye uğrar, ardından stabil duruma geçilince tekrar hareketlenme yaşanır. Bu bir döngüdür. Bu gibi durumlarda da altın fiyatlarında artış yaşanıyor. Düğün sezonu satışları da bu durumdan etkilendi elbette ancak biz alım gücünü artırıcı ürünlerimizi piyasaya sunarak halkın bir nebze de olsa ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyoruz.

Haber

Gelinler için 14 bin liraya altın işlemeli maske üretildi

Gelinler için 14 bin liraya altın işlemeli maske üretildi

Kahramanmaraş’ta bir kuyumcu, Covid-19 tedbirleri kapsamında gelinliklerin bir parçası haline gelen maskeleri ortalama 30 gram altınla işleyerek yaklaşık 14 bin liradan satışa sundu.
Sektörün öncü kentlerinden Kahramanmaraş’ta, ağırlıklı olarak “22 ayar” altın işlemeciliği yapıp Türkiye’nin her yerinde vitrinleri süsleyen kuyumcu esnafı, Covid-19’dan korunmak için hayati önem taşıyan maskeye düğün hazırlığını sürdüren çiftler için yeni bir anlayış kazandırdı. Bir kuyumcu, normal yaşamda olduğu gibi düğün ve nikah töreni sırasında da takılması zorunlu olan maskeleri altınla kapladı. İşlemeli altını, cerrahi maskelerin üzerine süsleyerek farklı bir tarz oluşturan kuyumcu, hem maskeye farklı bir görünüm kazandırdı hem de takı olarak değerlendirilmesini sağladı. Kuyumcunun ortaklarından da olan Kahramanmaraş Kuyumcular Odası Başkanı Hacı Mustafa Öz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, oda yönetimi ve kuyumcu esnafıyla birlikte aldıkları kararla “altın süslemeli maske” dönemini başlattıklarını söyledi. “ALTIN MASKELİ GELİNLERİ SIKLIKLA GÖRECEĞİZ” Üretilen maskenin takı olarak da ilgi göreceğine inandıklarını belirten Öz, “Çok yakın zamanda düğünlerde altın maskeli gelinleri sıklıkla göreceğiz diye düşünüyorum. Düğünlerde gelinlerin maskeyle sahnede olmaları ve sade maskenin görsellik açısından pek uyuşmadığını gördük. Biz de bunun üzerine maskeyi bir altın takıyla süsleyerek görsellik kattık.” dedi. Genellikle 30 gram civarında altın kullanılan maskenin yaklaşık 14 bin liradan satıldığını aktaran Öz, maskede 100 grama kadar altın kullanılabildiğini ve fiyatın da buna bağlı olarak arttığını dile getirdi. Öz, Kahramanmaraş’ın altın takı üretiminde İstanbul’dan sonra en büyük üretici olduğuna dikkati çekerek, geleneksel tarzda üretim yapan ustaların becerilerinin sektöre çok ciddi katkı sağladığını sözlerine ekledi.

Sektörden

Elite Diamond’dan başarılı büyüme atağı

Elite Diamond’dan başarılı büyüme atağı

Kuyumculuk sektörü normalleşme sürecine girilmesiyle hareketli günler yaşamaya başladı. İstanbul Kuyumcular Odası Başkanı Mustafa Atayık, son günlerde merak edilen tüm soruları Voir Magazin’e yanıtladı…

Uzun yıllardır sektörde taş tedarikçisi kimliğiyle faaliyet gösteriyorsunuz. Artık bitmiş ürün grubunda da hizmet veriyorsunuz. Bitmiş ürün kategorisine giriş yapma nedeniniz nedir?
Müşterilerden gelen talepler doğrultusunda bitmiş ürün kategorisine girme kararı aldık. Kısa süre içerisinde bu sektörde de yakın çevremizin memnuniyetini kazandık. Bu kategoriye girmeden önce uzun zaman süren AR-GE çalışmalarımızı ve tasarım çalışmalarımızı gerçekleştirdik, hazır olduğumuz zaman ürünlerimizi iş ortaklarımızın hizmetine sunduk. 

Ürünlerimizi hazırlarken; talepleri, ekonomik koşulları ve en kaliteli materyalleri birleştirip en iyiyi ortaya koymayı amaçladık. Şimdiye kadar markamızı en iyi şekilde temsil etmeyi başardık. Bundan sonra aynı başarıyı bitmiş ürün kategorisinde de sürdürmeyi hedefliyoruz.

Ürün yelpazenizde hangi ürünler olacak? Ürünlerinize nasıl ulaşılacak?

Taş yelpazemiz çok geniş olduğu için tüm ürünlere girmeyi düşünüyoruz. Ancak şu an trend olan bagetli ürünlere daha çok yoğunlaşmayı planlıyoruz. Klasik olan tektaş ve alyans modellerimiz her zaman stoklarımızda olacak. Tüm kadınlar pırlantayı sever. Biz de mücevherseverlere geniş ürün yelpazemizle istediklerini bulacakları doğru adres olduğumuzu göstermek istiyoruz.

Yeni bir kategoride hizmet vermek aynı zamanda bir risk de taşıyor. Sizi rakiplerinizden ayıran özellikleriniz nedir? Nasıl ön plana çıkmayı hedefliyorsunuz?

Bizi ilk etapta rakiplerimizden ayıran en önemli özellik eski ve güvenilir bir firma olmamızdır. Sektördeki rekabetten ötürü işimizi daha hırslı ve severek yapmamızın bize kazandırdığı en önemli noktası da piyasadaki açığı bulup farklı yelpazelere yönelmemizdir. Şimdiye kadar çalıştığımız iş ortaklarımız ile kurduğumuz sinerji bizi yeni projelere girmeye sevk etti.

2020 yılı korona virüs gölgesi altında geçiyor. Bu zorlu süreci nasıl yaşıyorsunuz? İşlerinize nasıl yansıdı?

Dünya genelindeki covid19 hastalığı sebebiyle yeni bir planlama yaparak hedeflerimizi biraz daha realleştirip güncelleme kararı aldık. Kısa ve uzun vadeli planlamalarımızı yaptık, bu planlamalar doğrultusunda çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Bu sebeple bu zorlu süreci başarıyla geçireceğimize inanıyorum.

Bu yıl yaptığınız yeniliklerden biri de yeni bir ofis oldu. Yeni yerinizden bahsedebilir misiniz? Hangi hizmetler verilecek?
Bizi ziyaret eden esnaf, zanaatkar, değerli eş, dost ve müşterilerimiz için daha rahat, ferah, konforlu, geniş ofisimizde sizlere hizmet vermekten mutluluk duyacağız. Amacımız her zaman en kaliteli ürün ve hizmeti sunmaktır. Firmamız başarılı bir şekilde büyüme hedeflerini gerçekleştiriyor. Bu noktada hem müşterilerimiz hem de firmamıza yakışır bir şekilde hizmetlerimizi sürdürmeye devam edeceğiz. Yeni ofisimizin dizaynında tüm detaylara dikkat ettik. 

Konforun ve kaliteli hizmetin en iyi şekilde sunulacağı bir ortam oluşturduk. Elite Diamond müşterileri artık ayrıcalıklarının farkını daha iyi anlayacaklar…

Analiz

Kuyumculuk sektörü gümüşe de ağırlık vermeli…

Kuyumculuk sektörü gümüşe de ağırlık vermeli…

2009-2019 yılları arasında son 10 yılda altın, yüzde 426 değer kazanarak yatırımcısının yüzünü güldürmeye devam ediyor. Altın, 10 yıldır birinciliği elden bırakmayan en fazla kazandıran yatırım aracı. Son yıllarda tasarruf sahipleri, altın fiyatları yüksek olduğundan altın birikmekte zorlandıklarını ifade ediyor. Ancak değerli emtialardan gümüş, altına alternatif kazançlı bir yatırım aracı. Gümüş, Türkiye’de genelde takı ve süs eşyası olarak kullanılıyor ve böyle biliniyordu. Son 2 yıldır Türkiye’de gümüş farkındalığı oluşturmaya çalışıyorum. Tasarruf yapanlar, son 10 yıllık gümüşün performansına baktığında altın gibi kazançlı bir yatırım aracı olduğunu görecek. 2008 krizinin başlangıcı olan Ekim 2008’de gümüşün ons fiyatı 9.01 dolarken 10 Temmuz 2010’da 100’de 100 artarak 18.16 dolara yükseldi. Aynı dönemde altının ons fiyatı, 730 dolardan 1.212 dolara yükseldi. Böylece altındaki artış oranı yüzde 65’te kaldı. Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını sürecindeki Mart ayında gümüşün ons fiyatı 12 dolara, gümüşün gram fiyatı 2,50 liraya geriledi. Virüs salgını vaka sayılarının artması, merkez bankalarının genişlemeci politikaları ve hükümetlerin aldığı kararlar sonrası emtia fiyatlarında yükseliş trendi başlamış oldu. Haziran ayının son haftasında gümüşün ons fiyatı 18,36 dolara gümüşün gram fiyatı 4,00 lira seviyesine yükseldiğini gördük. Pandemi sürecinde altın ve gümüş performansta kazanç anlamında şöyle bir kıyaslama yapabiliriz; 2020 Mart altın gram/TL: 299,00 Lira 2020 Mart gümüş gram/TL: 2,50 Lira 1 kg altın: 299.000 Lira 120 kg gümüş: 300.000 Lira  1 Temmuz 2020 altın gram/TL: 393,00 Lira 1 Temmuz 2020 gümüş gr/TL: 4,00 Lira 3,5 ayda  1 kg altın: 94.000 Lira 1 kg gümüş: 180.000 Lira Getirisi olduğunu gördük.Yani kriz dönemlerinde gümüşün performansı ve getirisinin altından daha fazla olduğunu gözlemliyoruz. Gümüş, orta ve uzun vadede altınla yarışabilir hatta zaman zaman altını geride bırakabilir. Gümüş, uzun vadeli bir yatırım aracı olarak görülmeli. Eğer uzun vadeli görülmez, kısa vade için al-sat yapmak için yatırım yapılırsa zarar ettirebilir. Bu kural, tüm yatırım araçları için geçerlidir. Gümüş, ucuz olduğundan dolayı fiziki alımlarda çok yer kaplıyor. Saklama koşullarının zor olması, talebi azaltan etkenlerden olduğunu söyleyebiliriz.Ancak yatırımcılara katılım bankalarından gümüş hesabı açmalarını tavsiye edebiliriz.Her ay düzenli olarak gümüş birikimi yapmaları, gelecek yıllar açısından kazançlı bir karar olabilir. Altın pahalı olduğu için tasarruf yapmayanlar, gümüş alabilir.Hem ucuz hem de yıllık bazda altına yakın getirisi olacağını söyleyebiliriz. Teknik olarak kısa vade için gümüşün ons fiyatında 14-18 dolar aralığını, gümüşün gram fiyatında 3,50-4,00 lira aralığını takip ediyorum. Uzun vade için bu seviyelerin kalıcı olmayacağını tahmin ediyorum.Gümüş, ucuz ve kazançlı bir emtia’dır.Küçük küçük döviz birikimi yapanlar, gümüşü alternatif olarak düşünmeli. Gümüşün de gram altın gibi paketli 5-10-20-50-100 gramları mevcuttur. Yüklü miktarda almak isteyenler için külçe ya da boncuk şeklinde granür gümüşler de mevcuttur. Gümüş, tıp sektöründe çok talep gören bir emtia’dır. Mikrop öldürücü özelliği gibi tıp sektöründe birçok özelliği bulunmaktadır. Salgın hastalıklar, doğal felaketler, savaşlar yani tüm kötü senaryolarda gümüşün talebi artar. Kuyumculuk sektörü gümüşe önem vermeli… Türkiye genelinde kuyumcu perakende mağazalar da gümüş satarak müşterilerine farklı imkanlar sunmalı. Özellikle bu yıl vatandaşlar gümüş bulamaktan şikayetçi. Anadolu’daki esnafların ise “Biz gümüş tavsiye etmiyoruz, kazandırmıyor, getiremeyiz” tarzında müşterilerine açıklama yaptıklarını duyuyoruz. Bu hem sektör hem de yatırımcılar açısından kötü bir durum. Çünkü mağazanıza bir müşteri geliyor ve farklı bir emtiaya yatırım yapmak istiyor. Siz nasıl altın sattığınızda para kazanıyorsanız gümüş sattığımızda da para kazanacaksınız. Nasıl altının yanında saat satıyorsunuz veya imitasyon takılar da satıyorsunuz gümüş de satmalısınız. Tercih müşteriye bırakılmalı, müşteri ne isterse ona yatırım yapmalı, bizlerin görevi hizmet sunmak ve para kazanmak. Kuyumculardan aradığını bulamayan vatandaş da bu sefer bankalara yöneliyor ve işlerini bankalardan hallediyor. Sonra da sektördeki esnaflar “Bankalar neden onu yapıyor, neden bunu yapıyor, bizim işimize el atmasın” tarzında açıklamalar yapıyorlar. Bana göre bu haykırış haksızdır.Rafineler, kesinlikle gümüş konusunda Anadolu’ya açılmalı. Sektöre bugün kazançsız gelen bu hizmetin çok yakında kazançlı bir hizmet olduğunu görecek. Şuan Türkiye’de bir gümüş talebi var ancak sektör ve temsilciler bu konuyu görmemezlikten geliyor. Katılım bankaları bu konuda çok başarılı ve güzel de kazanıyorlar. İsterdim ki kuyumcu esnafları da kazansın.

Haber

Erkan Özşen internet satışlarında büyük ivme yakaladı

Erkan Özşen internet satışlarında büyük ivme yakaladı

Özellikle kendi üretimleri olan şahmeranlarla nihai tüketicinin dikkatini çeken Erkan Özşen Kuyumculuk, dijital mecraya ağırlık verdi. “Günümüz şartlarına ayak uydurarak dijital mecra aracılığıyla tüm Türkiye’ye ulaşıyoruz” diyen Firma Sahibi Erkan Özşen, bu alanda yakaladıkları başarıyı Voir Magazin’e anlattı.
Erkan Özşen Gold Jewellery olarak son dönemlerde dijital platformlarda sıkça yer almaya başladınız. Markanıza ait ürünler nerelerde yer alıyor? Bu girişimde bulunma nedeniniz nedir? Ürünlerimiz uzun zamandır kendi internet sitemizde satışta bulunuyor. Bunun yanında Türkiye’nin en büyük alışveriş sitesi Trendyol üzerinden de nihai tüketiciye ulaşmayı ve markamızı daha bilinir bir hale getirmeyi amaçlıyoruz. Talebe göre daha farklı dijital platformlara da katılabiliriz. Kuyumculuk sektörü için internet üzerinden yapılan alışveriş nihai tüketici tarafından bakıldığında oldukça güven gerektiriyor. Bu konuda önemli bir ivme yakaladınız. Son dönemlerde gerçekleşen satışları nasıl buluyorsunuz? Ağırlıklı olarak hangi kitle tarafından tercih ediliyor? Günümüzde online satışlar oldukça ilerledi ve e-ticaret dünya ekonomisinde büyük bir yer tutuyor. İnternet üzerinden her şey alınıp satılabiliyor fakat bu kategorilerin içinde en zor olanlardan biri de altın satmak… Bunun için çok mesai harcadık, çok emek verdik. Çok şükür ki şu an için hedeflediğimiz noktaya her geçen gün bir adım daha yaklaşıyoruz. Biz; Erkan Özşen Gold Jewellery olarak her kitleye hitap edebilen bir ürün çeşidiyle hizmet vermeyi amaçlıyor ve bunu da genel olarak başarıyoruz. Ürünlerinizin üretimi kendinize ait…Bu yaz hangi ürünler revaçta olacak? Malum altın fiyatları zirveyi zorluyor… Biz de herkesin alabileceği ekonomik ve güncel modeller üretmeye çalışıyoruz. Vazgeçilmez aksesuarlarımız şahmeranlar, kolyeler ve bileklikler yine bu yaza heyecan getirecek. Korona virüsün ülkemiz üzerindeki yankıları etkisini yitirdikçe normal hayata dönüş başladı. Mağazanızda bu dönemde ne tür önlemler aldınız? Adım adım normalleşmeye doğru gittiğimiz bu günlerde Sağlık Bakanlığımızın tavsiyelerine ve uyarılarına mutlaka uymaya özen gösteriyoruz. Sektörümüz için hazırlanan çalışma rehberine bağlı kalarak mesailerimize devam ediyoruz. Dediğiniz gibi salgının etkisi azaldı ama henüz tam olarak geçmedi. Bu sebeple rehavet oluşmaması için ekstra dikkat etmemiz gerekiyor.

Söyleşi

Emre Alkin’le hayata, gündeme, ekonomiye dair…

Emre Alkin’le hayata, gündeme, ekonomiye dair…

Türkiye’nin en önemli ekonomistlerinden biri Prof. Dr. Emre Alkin… Hem ekonomist, aynı zamanda akademisyen, yazar, müzisyen. Spor da hayatının önemli bir parçası… Peki, nasıl bir baba, nasıl bir çocukluk geçirdi? Babalar Günü’ne özel gerçekleştirdiğimiz röportajda Emre Alkin’i daha yakından tanıma fırsatı yakaladık. Gündeme ve geleceğe ilişkin önemli görüşlerini aldık…
Akademisyen, yazar, ekonomist gibi birçok kimliğe sahip birisiniz. Peki, nasıl bir babasınız? Benim babam iyi bir insandı. Ancak ailesinden önce öğrencileri ve mesleği gelirdi. Sosyal olarak babamla çok fazla vakit geçirdiğimi hatırlamıyorum. Ben çocuklarımla bu konuda çok fazla vakit geçirebildim. Çocuklarına sesini yükselten bir baba da değilim. Onları güzelliklere özendirmeye çalışan bir babayım. Benim gibi olsunlar diye diretmiyorum. Her ikisiyle de müzik ve spor üzerine sohbetler yapıp, paylaşımlar gerçekleştirebiliyoruz. Büyük oğlumla sohbetlerimiz genellikle insanların davranışları üzerine olurken, küçük oğlumla da seyahatler üzerine konuşabiliyoruz. Babanız Türkiye’nin en önemli ekonomistlerinden Erdoğan Alkin… Çocukluğunuzda babanızın hangi davranışlarını örnek alırdınız ya da anlamlandıramazdınız? Ben babamın rahatlığını anlamazdım… Ancak yaşım ilerledikçe onun bu davranışının bilgelikten kaynaklandığını anladım. Bu benim için önemli bir keşif oldu. Babamla ilgili ne kadar çok düşündüğüm şeyler varsa zamanla onu anladım. Doğruyu kendi kendimize bulmamız için çok çabaladığını ve bir baba olarak kendi evlatlarıma da aynı metodu uygularken kalbimin çarpmasını, içimdeki heyecanı bastırmanın ne kadar zor olduğunu şimdi anlayabiliyorum. Annemle babamın felsefesi şuydu; önce üzül, sonra sevin. Balık tutmayı mı öğretmelisiniz, balık mı vereceksinizi? Balık verirseniz önce seviniyorsunuz ancak sonra üzülüyorsunuz. Çünkü çocuk hiçbir zaman balık tutmayı öğrenmemiş olacak. Balık tutmayı öğretmek meşakkatlidir, zordur ancak zamanla tutmayı öğrenecektir. Bunu yapmak büyük bir sevgiden kaynaklanıyor. Çocuklara, anne babalarına mecbur kalmadan hayatlarını idame etmelerini, yuvadan uçup gitmelerini sağlıyor. Programlı bir hayat mı yaşamayı tercih edersiniz, hayatı akışına bırakmayı mı? Bu konuda oldukça programlı bir adam olduğumu söyleyebilirim. Birçok işi bir gün içerisinde bitirmek zorundayım. Bu nedenle geç kalanlardan hiç hoşlanmam. Geç kalmayı da hiç sevmem. Şartlar uygun değilse de bir işe başlamam. Herhangi bir konuda başarısız olacağını anladığı zaman da fazla üstelemez. Dolayısıyla Emre Alkin’in hayatla ilgili yaklaşımı sürekli keşiftir. Niçin beklemem gerektiğini ve koşturmam gerektiğini çok iyi biliyorum. Bazı şeylerin arkasından koşturunca gerçekleşiyor, bazıları da bekleyince… Bu tabi yaşam ve yaşla edinen tecrübeyle gerçekleşiyor. Türkiye, tüm dünya gibi korona virüs ile mücadele ediyor. Ekonomide, ihracatta, üretimde, istihdamda ve birçok alanda zarara neden oldu. Bu durumdan Türkiye nasıl toparlanarak çıkacak? Türkiye şimdiye kadar karşılaşılan sorunlardan nasıl toparlanarak çıktıysa, bu durumda da aynısı olacaktır. Korona virüs sırasında bu güne kadar hiç spor yapmamış olanlar spor yapmayı öğrendi, insanlar kendileriyle yüzleşmeyi öğrendi, insanlar bazı harcamaların ne kadar gereksiz olduğunu öğrendi. Korona virüsün etkisiyle ekolojik denge de değişti. Mesela, İstanbul’da yunus balıkları hiç bu kadar yakından görülmemişti. Ancak her şey normale döndüğünde insanlarda tekrar bir rehavet olacaktır. İnsanlar bu dönemde neyi anladılar? Bu kadar çok metrekareye sahip olmanın gerekli olmadığını anladılar. Kötü dijital altyapının insanların başına bela açabileceğini anladık, insanları çok fazla çalıştırmanın gerekmediğini anladık, şirketleri yönetirken kişiyi değil işi kontrol etmenin gerektiğini anladık. Ayrıca obezite oranın ne kadar yüksek olduğunu öğrendik. Sağlığın ne kadar önemli olduğunu anladık. Genel olarak, iş, aile, kişilik ve gerçeklerle yüzleştiğimiz bir süreç oldu. Bu yüzleşme kötü bir anlam değil, aksine kendimizi sevmeyi öğrendik. Korona virüsün yankılarından en çok etkilenen sektörlerden biri de kuyumculuk sektörü oldu. Sektörün ne zaman toparlanmasını öngörüyorsunuz? Kuyumculuk ve mücevherat sektörü dünyada en çabuk toparlanacak olan sektörler arasında görülmesine rağmen, dünyaya nazaran Türkiye Cumhuriyeti’nde biraz gecikmeli olarak toparlanacak. Sebebi de; Türkiye’de kuyum bir yaşam tarzıdır. Bu yaşam tarzını da para durumu belirliyor. Şu anda genel olarak mali bir daralma var. Düğün sezonu ertelendi, hal böyle olurken toparlanmanın bu sene Ekim-Kasım aylarında yaşanacağını öngörüyorum. Altın fiyatları nasıl bir seyir izleyecek? Altın fiyatları uluslararası piyasalarda belirleniyor. Ama mücevherat fiyatlarını ise tasarım ve işçilik belirler. Tasarım var olduğu sürece fiyatların geriye gelmesi imkansız. Türkiye’de kuyumculuk ve tasarımcı anlamında dünya markası olan çok fazla isim yok. Bu durum ihracatı ve sektörün gelişimini nasıl etkiliyor? İhracatı fazlasıyla etkiliyor. Mesela Sevan Bıçakçı gibi çok önemli tasarımcılarımız var. Hem karakter hem de mesleki olarak önemli bir isim. Bu anlamda meslek liselerinin de açılması gerektiğini düşünüyorum. Kuyum ve mücevherat sektörüne tasarımcı yetiştirmemiz için bizim ortamımızın; özgürlükçü, adaletli ve bol eğitimli olması gerekir. Başka türlü tasarımcı yetiştiremeyiz. Tasarımcıların yetişmesi için hür bir ortamda yaşamaları, adaletli bir şekilde eğitilmeleri gerekir. Tasarımcıların etkileneceği her şey yok oluyor. Doğa kirleniyor, insanlar öfkeli, mutsuzluk hakim. Bu tür ortamlardan güzel tasarımlar çıkamayabilir. Bu nedenle gençlere çok daha güzel bir gelecek yaratmamız lazım. Kuyumculuk sektörünün ihracat çalışmalarını, markalaşma girişimlerini, tasarımlarını nasıl buluyorsunuz? Dünya çapında önemli kuyum markalarının bugünlere gelmesi önemli bir zaman almış. Bu noktada firmaların acele etmemesi gerektiğini düşünüyorum.

Analiz

Piyasalarla birlikte altın fiyatları da normale dönüyor…

Piyasalarla birlikte altın fiyatları da normale dönüyor…

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını endişesi, küresel ekonomilerde daralmaya, merkez bankalarının genişlemeci politikalarına, altın fiyatlarının da agresif yükselişlerine neden oldu.

Merkez bankaları ardı ardına faiz indirimlerine giderken, dünya genelinde insanlar varlıklarını korumak için panikle ETF altın alımlarına hız verdi.
Dünya genelinde maden ocaklarının, rafinerilerin, perakende kuyumcu mağazalarının kapalı olması ve ülkeler arası uçuşlar yasak olduğundan fiziki altın dolaşımının gerçekleşmemesi gibi nedenler, insanların fiziki altına ulaşımını kısıtladığından ETF alımlarında 19 yılın rekoru kırıldı.Dünya Altın Konseyi’nin (WGC) 2020 yılının ilk çeyrek raporunda, dünya genelinde yaşanan virüs salgını nedeniyle üretim ve tüketiminde %8-9 civarında düşüşler olduğunu belirtti. Hindistan başta olmak üzere en fazla işlenmiş altın tüketen ülkelerin düğünlerini ötelemesi, fabrikalar kapalı olduğundan teknoloji tarafında altın talebinin olmayışı, insanların geliri olmadığından tasarruf amaçlı fiziki altın talebinde bulunamaması bu açıklamayı doğruluyor. WGC’nin Nisan ayı raporunda ise güvenli limanlara olan talebin sürdüğünü, 9,3 milyar dolar yatırım fonlarının arttığını, fonlara 170 ton altın eklendiğini, toplam tutarın 3.355 tona yükseldiği açıklandı.Diğer yandan altın, puslu havaları sevdiğinden jeopolitik riskler, doğal felaketler ve salgın olayları yaşandığında güvenli liman özelliğini korur. Ancak merkez bankalarının düşük faiz uygulamaları ve panik alımları, ETF alımlarının rekor kırmasıyla altın fiyatlarında beklenmedik sunî yükselişlere neden olduğunu gözlemledik. 2020 yılına 1.517 dolar seviyesinden başlayan altının ons fiyatı, 1.765 dolara yükselerek 5 ayda 248 dolar %16,5 değer kazandı. Bu süreçte dolar varlıklarında da yükselişler yaşandı.
Küresel ekonomi ve piyasaların normalleşme sürecine girmesiyle beraber altının ons fiyatında dolar ile beraber düşüşler başladı.
Salgın sürecinde insanların nakit ihtiyacı olduğundan rezerv para olarak dolar tercih edildi ve dolar endeksi 100.0 seviyesinin üzerine yükseldi. Yani dolar ve altın salgın vakalarının arttığı dönemlerde beraber yükseldi.Şimdi de beraber gerilediğini gözlemliyoruz.
Düşüşlerin yıl içinde devam edeceğini tahmin ediyorum.
Teknik olarak 1.700 dolar seviyesinin altına sarkmalarda kademeli olarak 1.680-1.650-1.630 dolar seviyelerini takip edeceğim.
Küresel borsalarda beklediğim 2.satış dalgası gerçekleşirse, borsa yatırımcıları ek teminat tamamlamak için tekrar altın satmak zorunda kalabilirler. O zaman da altının ons fiyatı 1.600 dolar seviyesinin altına sarkabilir ve düşüşler 1.520 dolar seviyesine kadar sürebilir.
Altının ons fiyatı, Haziran ve Temmuz ayında düşüşlerini sürdürebilir.
2020 yılına 291 lira seviyesinden başlayan altının gram fiyatı ise 396 liraya yükselerek 5 ayda 105 lira, %35 değer kazandı.
Uluslararası piyasalarda altının ons fiyatından, yurtiçi piyasalarda dolar/TL kurundan destek alan altın gram fiyatı, 1 yıllık kazancını 5 ayda verdiğini gördük. Ondan sebep bu yükselişlerin köpük olduğunu düşünüyorum. Çünkü 16 Mart’tan itibaren altının ons fiyatı 1.450 dolar, altının gram fiyatı 299 lira seviyelerinden itibaren kar satışları ve düzeltme hareketleri gerçekleştirmeden soluksuz yükseldi. Salgın ortamında piyasalarda anormal süreçler yaşandığından düğün yapacaklar, altın borcu olanlar veya ilk kez altın yatırımı yapacak olan vatandaşlar, yükselişler karşısında üzüldü.
Altın fiyatlarındaki yükselişlere üzülen vatandaşlara, Nisan ayından bu yana sakin olmalarını, panik alımı yapmamalarını, düşüşler için sakin ve soğukkanlılıkla beklemeleri konusunda sık sık tavsiyelerde bulunmuştum. Mayıs ayı içinde 396 liraya yükselen altının gram fiyatının geçtiğimiz hafta 367 liraya gerilediğini gördük.
Ekonomi yönetiminin almış olduğu tedbir ve önlemler sonrasında dolar/TL kuru, 7,27 liradan 6,69 liraya düştü. Türkiye-Katar arasında swap anlaşmasının 5 milyar dolardan 15 milyar dolara yükselmesi, dolar endeksinin gerilemesiyle gelişmekte olan ülke para birimlerinin değer kazanması, başka ülkelerle swap anlaşmalarının geleceğine dair beklentilerin güçlenmesi, küresel borsalarda yaşanan yükselişler ve bankalardan alınan dövizlere BSMV oranın yüzde 1’e çıkarılması dolar/TL kurunun düşüşlerinde etkili oldu.Dolar/TL kurundaki düşüşlerin kısa vadede 6,60 lira seviyesine kadar süreceğini öngörüyorum. Ancak dolarla ticaret yapanlar için 6,80-6,60 lira aralığı, alım için son bir fırsat olabilir. Düşüşlerin kalıcı olmayacağını öngörüyorum. Özellikle Haziran ortalarında tüm ülkelerde normalleşme sürecinin hızlanması, hem dolar hem de altını baskı altında bırakmayı sürdürebilir. Dolar/TL kuru ve altının ons fiyatında yükselişlerde olduğu gibi düşüşlerinde beraber yaşanması, altının gram fiyatını olumsuz yönde etkilemesini bekliyorum.

Altının gram fiyatı, kademeli düşüşlerini sürdürebilir.
Altın almak isteyenlere kademeli alımlar tavsiye edebilirim.
Kademeli düşüşlerde 370-360-350 ve 340 lira seviyelerini bekliyorum.
Geçtiğimiz haftalarda 364 liraya gerileyen altının gram fiyatı, yatırımcısına kademeli
alımlarda 2.fırsatı sunmuş oldu.
Umarım kademeli alım yapmışlardır.
Alımları yüzde 25’lik dilimler halinde yapılmasını, dolarla almanın risk açısından daha
sağlıklı olacağını söyleyebilirim.
Altın alımı için TL’de bekleyenler, nakitlerinin en az yarısını dolar yaparlarsa risklerini
azaltmış olurlar.
Altın alımını yarı TL, yarı dolarda bekleyenler hem TL tarafında hem de ons tarafındaki
düşüşlerden faydalanabilirler.

Toparlayacak olursak, altın alımı için çok acele edilmemeli.
Zaten düğünlerin yüzde 90’ı Eylül-Ekim-Kasım aylarına ötelendi.
Düğün yapacakların acele etmesi gereken bir durum yok.
2 yıl önce 7,20’li seviyelerden dolar alanların zararını kapatmak için 20,5 ay beklediklerini
unutmamak gerek.

2013’de ETF’lerde yaşanan satışlardan dolayı altının ons fiyatının yüzde 27 değer
kaybettiğini unutmamak gerek.
Özellikle bankalardan fiziki olmayan döviz ve altın satışlarından alınan yüzde 1’lik BSMV
vergisini göz önünde bulundurduğumuzda sanal al-sat yapanlar, piyasalarda sunî
dalgalanmalara neden olamayacaklar.
Vergi kararı sonrası döviz ve altın talebinin de azalacağını düşünüyorum.
Bu zorlu süreçte vatandaşlar sosyal medyadaki algı operasyonlarına çok dikkat etmeli.
Dolar 10 lira olacak, altın 450 lira olacak, bankalardaki mevduatlarınıza devlet el koyacak
diyenler iki yıl önce olduğu gibi yine sahnede.
Yurtdışından maddi ve teknik destek alarak sosyal medya üzerinden yalan yanlış beyan
verenlerin tuzağına düşmeyin.
Özellikle ajansların sahte hesapları üzerinden gerçekleşen algı operasyonları, gerçekleri değil
hükümeti hedef aldığından milleti galeyana getirmek için uğraş veriyorlar.
Söylediklerimi şöyle bir örnekle özetleyebilirim.
Türkiye’de al-sat yaparak kolay para kazanan binlerce oyuncu var.
Özellikle yabancı oyuncuların elinde TL bulunmadığı halde günlük 60-70 milyon dolarlık
açığa alım-satım yaparak paralar kazandığını, bu dalgalanmalar döviz kurları üzerinden
piyasaları olumsuz etkilendiğini düşünün.
İki hafta önce BDKK, Londra merkezli üç bankayı tespit etmiş ve işlem yasağı getirmişti.
Al-sat yapan binlerce piyasa oyuncuları ve onlara aracılık eden bankalar kolay para
kazanmayı sürdürürken devletin vergi istemesinden doğal ne olabilir ki?
Kazancın olduğu her yerde vergi olur.
Döviz ve altına gelen vergilerden rahatsız olan kolay para kazananlar, millete bu durumu
yalan yanlış anlatmayı sürdürüyor.
Asıl gerçek hortumlarının kesilmesi.
Ekonomi yönetiminin vergi kararı, sadece devletin vergi kazanmasına destek vermeyecek,
beraberinde kumar bağımlığı olmuş insanların bağımlılığını azalmış, toplumun tasarruflarının
korunmasına neden olacak.
Tasarruflarınızla al-sat yapmayın.
Al-sat kumar bağımlılığı yapar ve oynayan kazanır.
Tasarrufçu olmayı başarın.
Neye yatırım yaparsanız yapın, uzun vadeli düşünerek plan kurun.
Yurtiçi yerleşiklerin altının mevduatlarında son iki yılda ciddi artış yaşandı.
2018 Mayıs’ta 5.4 milyar dolar olan altın mevduatları, 2020 Mayıs’ta 20.9 milyar dolara
yükseldi.
Sosyal medyada sürekli dolar mevduatlarının arttığını, vatandaşın dolar stokladığını yazanlar,
milletin altın tasarrufu yaptığını ve altın mevduatlarının arttığını söylemiyorlar.
Türkiye’de harcama ve tasarruf alışkanlıkları değişti.
Yastık altı ve nakit tercihi geçen yıla kıyasla 7 puan yükselerek yüzde 24’e yerleşti.
Son üç yıldır tasarruf araçları tercihinde yastık altı altının payı yüzde 14 oldu.
Bu yıl tasarruf sahiplerinin yüzde 16’sı altın hesabını tercih ederek tasarruflarının arttığını
belirtiyor.
TL’deki değer kaybına karşın emtia fiyatları, enflasyon görünümü üzerinde olumlu etkiye
neden olabilir.
Piyasalarla birlikte altın fiyatları da normalleşme sürecine girdi.

Düğün sezonu başlıyor, gelenekler değişiyor!
Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını, dünya genelinde düğünlerin ertelenmesine neden
oldu.
Dünya genelinde sosyal mesafe kuralı ve kısıtlamalar dolayısıyla ertelenen düğünler, bu yıl
yaklaşık 200 sektörde kargaşaya neden olduğunu gördük.
En çok etkilenen sektörlerin başında takı sektörü geliyor.
Hindistan, Çin ve Türkiye gibi ülkeler, düğün sezonunda en çok işlenmiş altın talebini artıran
ülkeler.
Hindistan, hint modelleri dediğimiz ağır gram ve işçilikli altın takıları tercih ederken Çin,
mücevherat talebinde önemli bir paya sahip.
Türkiye ve Ortadoğu ülkeleri, 21-22-14 ayar işlenmiş takıları tercih ediyor.
Virüs salgını sürecinde ülkeler arası uçuşlar yapılamadığından fiziki altın dolaşımı
gerçekleşmedi.
Rafine, maden ocakları ve perakende kuyumcu mağazaların kapalı olması da insanların altın
ulaşımını engellemiş oldu.
Yani, dünya genelinde düğün yapacakların altın alamadıklarını gördük.
3,5 aylık süreçte dünyada fiziki altın talebi azaldı ancak insanlar varlıklarını korumak için
ETF altın talebini artırdı.
Pandemi sürecinde panik altın alımlarının artması, fiziki altın ulaşımının olmaması ve
düğünlerin ötelenmesi aslında düğün yapacak olan insanlar için iyi olduğunu söyleyebilirim.
Çünkü fiziki altın ulaşımı olsaydı insanlar yüksek fiyatlardan altın almak zorunda
kalacaklardı.
Bu da altın alacakların zarar etmesine neden olacaktı.
Uluslararası piyasalarda altının ons fiyatının 1.765 dolar, altının gram fiyatının 396 liraya
yükseldiğini anımsatmak isterim.
Ekonomilerin normalleşmesiyle altının ons fiyatının 1.668 dolar, altının gram fiyatının 364
liraya gerilediğini gördük.
Piyasaların normalleşmesi, fiyatlarında normalleşmesine neden oldu.
Dünyada hükümetlerin ve merkez bankalarının almış olduğu tedbir ve kararlar, virüs vaka
sayılarının azalması, kısıtlamaların kalması ve sosyal mesafenin normalleşmesi, düğün ve
nikah yapacak insanların tekrar düğün hazırlığına başlamasına neden oldu.
Ancak düğün sezonun en yoğun yaşanacağı aylar Eylül-Ekim ve Kasım ayları olacak.
Yaptığım araştırmalar sonucunda düğün salonları, oteller, nikah salonları ve açık hava
mekanlarda rezervasyonların bu aylarda full olduğunu gözlemledim.
Kapalıçarşı ise tarihinde ilk kez alınan tedbir ve önlemlerden kapsamında 90 gün kapalı kaldı.
1 Haziran itibariyle tamamen açılan Kapalıçarşı’da yavaş yavaş düğün hazırlıklarının
başladığını gözlemliyoruz.
Ancak virüs korkusu nedeniyle insanlar alış veriş için Kapalıçarşı’yı değil, mahalle cadde
esnaflarını daha çok tercih ediyor.
Alışmaları sanırım biraz zaman alabilir.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, nikah salonlarının 15 Haziran, düğün salonlarının 1
Temmuz’dan itibaren açılacağını duyurdu.
Sektörlerde buna göre hazırlığını yaptı.
Mart ayı öncesi nikah ve düğün tarihi almış, evlerini hazırlamış yani her şeyi hazır olan çiftler
Haziran ve Temmuz aylarında düğün ve nikahlarını yapacaklarını, tarih almayanlarında Eylül-
Ekim ve Kasım aylarında yapacaklarını söyleyebilirim.

Bu süreçte hükümetin almış olduğu tedbir ve destekler de sektörlerin canlanmasına olumlu
katkı sağlayacak.
Mesela; Yurtiçi turizmin desteklenmesi amacıyla yurtiçi havayolu, seyahat acentaları ve
konaklama harcamalarında kredi kartı taksit sınırı 12 aydan 18 aya yükseltildi.
Önümüzdeki günlerde ya da haftalarda farklı sektörlerde de taksit sınırlamasının
artabileceğini düşünüyorum.
Özellikle altın alış verişlerindeki 8 ay taksit sınırı 12 aya yükseltilebilir.
Böyle bir uygulamanın hem düğün yapacak, hem altın borcu olan hemde altın sektörüne
büyük katkı sağlayacağını görebiliriz.
Altının gram fiyatı her yıl yüzde 35-40 aralığında değeri arttığından alım gücü azalıyor.
Ondan sebep düğün yapacak çiftler, altın aldıklarında rahat rahat ödeme imkanı olmalı.
Düğünden hemen sonra nakite sıkışıp altınlarını bozdurmamalı veya bozmak zorunda
kalmamalı.
Çiftlerin almış oldukları altın takılar ve düğünde takılan hediye altınlar, çiftlerin gelecekte ev
ya da farklı şeylere yatırım yaptıklarında peşinatı olarak biriktirmeli.
Altın taksit sınırlamasının yükseltilmesi altın borcu olanlara da bir fırsat sunacaktır.
Bugün düğün yapacak çiftler, en az 30 bin liralık alış veriş yaptıklarını göz önünde
bulundurduğumuzda taksit imkanının faydasını görmek daha kolay olacaktır.
Düğünler bu yıl sosyal mesafe kuralları içinde yapılacak.
Düğün salonları ve organizasyon yapılacak mekanlar ona göre hazırlandı.
Düğünlerde örf ve âdetlerimiz olan takı hediyeleşmesinde de farklılıklar olmalı.
Bugüne kadar süren klasik süreçte gelin ve damadın boynuna asılan kurdeleye takılar
takılırken artık hediye keselerin içerisine takılarını koymak, öpüşüp koklaşmadan tebrik
etmek şart oldu.
Takıların gelin ve damadın yaka veya kollarına takılmaması, ten iletişimini sonlandırır, sosyal
mesafeyi korur.
Bu yıl mecbur olarak bu süreci böyle sürdürmek zorundayız.
Diğer geleneklerde ise gelinin avucuna altın bırakmak artık tarih oluyor.
Salgın sürecinde vatandaşlarımızın günlük kullandıkları takıları, birbirine takmak amaçlı
emanet vermemeli.
Haziran ayının ilk haftasında altın satışlarında bir hareketlilik yaşandı.
Ancak vatandaşların altın bozdurmalarında daha fazla yoğunluk yaşandı.
Yani altın satanların sayısı, alanlardan daha fazlaydı.
Çünkü hükümetin piyasaları canlandırmak için faizleri düşürmesi, ev ve araba alacak
olanların yastık altından altınlarını nakite çevirmesine neden oldu.
Gelecek aylarda ev ve araç satışlarındaki rakamsal artışları hep beraber göreceğiz.
Virüs salgını sürecinde vatandaşların tasarruf alışkanlıklarında da değişiklikler olduğunu
gözlemledim.
Özellikle yastık altı tasarruflar arttı, birikimlerin çoğu altına döndü.
Yurtiçi yerleşiklerin bankalardaki altın mevduatları, Mayıs 2018’de 5 milyar dolardı.
Mayıs 2020’de bu rakam 20,9 milyar dolara yükseldi.
Mart’ın ikinci haftasında gümüşün gram fiyatının 2,50 liraya gerilemesi, Mayıs’ın son
haftasında 4,00 lira yükselmesi, banka mevduatlarında gümüş hesaplarının artmasına, iç
piyasalarda fiziki gümüş talebinin de artmasına neden oldu.
2,5 ayda gümüşün altından daha fazla getirisi olduğunu belirtmek isterim.
Gümüş, Türkiye’de artık takı ve süs eşyası olmaktan çıktı.

Gümüş, artık yatırımcıların yeni gözdesi.
Açıklanan altın ve gümüş ithalat rakamları şöyle;
-Türkiye'nin altın ithalatı Mayıs ayında 11.768 Kg oldu
-Türkiye'nin gümüş ithalatı Mayıs ayında 40.011 Kg oldu
-Türkiye'nin altın ithalatı Ocak-Mayıs döneminde 93.865 Kg oldu
-Türkiye'nin gümüş ithalatı Ocak-Mayıs döneminde 140.692 Kg oldu

Haber

Brexit Sonrası Yeni Vergi Oranları

Brexit Sonrası Yeni Vergi Oranları

Birleşik Krallık (BK) Hükümeti’nin 31 Aralık 2020 tarihinde sona ermesi öngörülen ‘Geçiş Dönemi’ sonrasında 1 Ocak 2021 tarihi itibarıyla uygulanması öngörülen yeni gümrük vergisi oranları yayınlanmıştır. 1 Ocak 2021 tarihi itibarıyla uygulanmaya başlayacak olan mücevher GTİP ürün tablosunu ekte bilgilerinize sunarız. Detaylı bilgi için kaynak: https://www.gov.uk/check-tariffs-1-january-2021 Saygılarımızla,

Stil

Swarovski tropik ihtişamdan ilham alan yaz koleksiyonu ile işildiyor

Swarovski, sezonun yüksek enerjisi ve canlı ruhundan ilham alan yaz koleksiyonu ile sizi tropikal aşkınızı bulmaya davet ediyor
Yaz sezonu hislerinizi şımartmak için harika bir dönem ve Koleksiyonun egzotik tasarımları ise renk, ışıltı ve dokuyla oynayarak yoğun bir ihtişam sunuyor
Swarovski, Yaz Koleksiyonu ve Kampanyası aracılığıyla merak, çekim ve arzu yayıyor ve sizi tropik bölgelerdeki bir cenneti keşfetmeye davet ediyor

KOLEKSİYONDA ÖNE ÇIKANLAR
Yazın cesur ruhu, zahmetsiz tasarımlar ve cesur uygulamalarla tamamlanan Koleksiyona yansıtıldı. Canlı gökkuşağı renklerindeki tropikalden ilham alan takılar, verimli yağmur ormanları, parlak güneş, mavi denizler ve yaz rüzgarlarında salınan palmiye ağaçları imgelerini uyandırıyor. Moda silüetler, yaz sezonu doruk noktasına çıktığında tamamı tarzınıza yoğun bir ihtişam katan çeşitli bitki örtüsü, hayvan yaşamı ve tropikal kuşlarla birleşiyor. Parlak yeşiller ve pembeler, iri tasarımlarda, maksi uzun küpelerde ve çok renkli kolyelerde kullanılan zengin altın ve havalı gümüş tonlarıyla göz alıcı bir zıtlık yakalıyor. Sezonun görkemli bir amblemi olan ve tüm dikkatleri üzerine çekmeye hazır olan egzotik papağan Koleksiyonun öne çıkan parçası oluyor.

SPECTRUM SHINE
Gökkuşağından ilham alan Spectrum Shine, parıltılı parçalarının tamamında renk spektrumuna eksiksiz bir şekilde yer veriyor. Mutluluk ve iyimserliğin simgesi olan doğal fenomen, saygı, eşitlik ve çeşitliliğin temsilcisi olarak bu özel Koleksiyona anlam katıyor.
Tarz ipucu: Çok yönlü Spectrum Yüzük setini göz kamaştırıcı bir tarz için birlikte takın veya seçtiğiniz parçanın tarzınızı ifade etmesine izin vermek için tek başına takın.

Haber

Cemcem’den ilkbahar esintisi…

Cemcem’den ilkbahar esintisi…

Cemcem, 2020 ilkbahar/yaz sezonuna hakim olacak tasarımlarıyla mücevherseverlerin dikkatini çekecek. Renkli taşlarla altının ahengini yansıttığı yeni koleksiyon her kadının vazgeçilmez takısı olacak.
Piyasaya sunmuş olduğu göz kamaştıran koleksiyonlarıyla adından söz ettiren Cemcem, yine dikkat çeken bir koleksiyonla mücevherseverlerin karşısına çıkıyor. Çeşitli renk, taş ve dokulardan oluşan koleksiyon 21 ayar altın üzerinde şekil buluyor. Farklı form ve taşları koleksiyonlarında bir araya getiren Cemcem, tüm kadınların favorisi olacak tasarımlara imza atmaya devam ediyor.