Stil

Swarovski tropik ihtişamdan ilham alan yaz koleksiyonu ile işildiyor

Swarovski, sezonun yüksek enerjisi ve canlı ruhundan ilham alan yaz koleksiyonu ile sizi tropikal aşkınızı bulmaya davet ediyor
Yaz sezonu hislerinizi şımartmak için harika bir dönem ve Koleksiyonun egzotik tasarımları ise renk, ışıltı ve dokuyla oynayarak yoğun bir ihtişam sunuyor
Swarovski, Yaz Koleksiyonu ve Kampanyası aracılığıyla merak, çekim ve arzu yayıyor ve sizi tropik bölgelerdeki bir cenneti keşfetmeye davet ediyor

KOLEKSİYONDA ÖNE ÇIKANLAR
Yazın cesur ruhu, zahmetsiz tasarımlar ve cesur uygulamalarla tamamlanan Koleksiyona yansıtıldı. Canlı gökkuşağı renklerindeki tropikalden ilham alan takılar, verimli yağmur ormanları, parlak güneş, mavi denizler ve yaz rüzgarlarında salınan palmiye ağaçları imgelerini uyandırıyor. Moda silüetler, yaz sezonu doruk noktasına çıktığında tamamı tarzınıza yoğun bir ihtişam katan çeşitli bitki örtüsü, hayvan yaşamı ve tropikal kuşlarla birleşiyor. Parlak yeşiller ve pembeler, iri tasarımlarda, maksi uzun küpelerde ve çok renkli kolyelerde kullanılan zengin altın ve havalı gümüş tonlarıyla göz alıcı bir zıtlık yakalıyor. Sezonun görkemli bir amblemi olan ve tüm dikkatleri üzerine çekmeye hazır olan egzotik papağan Koleksiyonun öne çıkan parçası oluyor.

SPECTRUM SHINE
Gökkuşağından ilham alan Spectrum Shine, parıltılı parçalarının tamamında renk spektrumuna eksiksiz bir şekilde yer veriyor. Mutluluk ve iyimserliğin simgesi olan doğal fenomen, saygı, eşitlik ve çeşitliliğin temsilcisi olarak bu özel Koleksiyona anlam katıyor.
Tarz ipucu: Çok yönlü Spectrum Yüzük setini göz kamaştırıcı bir tarz için birlikte takın veya seçtiğiniz parçanın tarzınızı ifade etmesine izin vermek için tek başına takın.

Stil

Oscar’ın göz kamaştıran mücevherleri…

Oscar’ın göz kamaştıran mücevherleri…

92. Oscar Ödül Töreni’nde kırmızı halı geçişinin en merak edilenlerinden biri de mücevherlerdi. İşte ünlü yıldızların göz kamaştırıcı mücevherleri…

Amerikan sinema endüstrisinin en prestijli ödülleri olarak kabul edilen Oscar Ödülleri kadar gecede ünlü yıldızların kullandıkları mücevherler de merak edilen konular arasındaydı. Scarlett Johansson, Charlize Theron, Penelope Cruz ve Salma Hayek gibi birçok yıldız kırmızı halıda şıklıklarıyla göz kamaştırdılar. Gecede ağırlıklı olarak, Bulgari, Harry Winston, Tiffany & Co., Gucci, Cartier ve Forevermark mücevherleri ön plandaydı.

Haber

KARALTIN Concept yine farklılığını kanıtlayacak

KARALTIN Concept yine farklılığını kanıtlayacak

Müşteri memnuniyeti mottosunu benimseyen, yeniliklerden ve ilklerden vazgeçmeyen KARALTIN, yine yeni koleksiyonlarla adından söz ettirecek. KARALTIN Firma Sahibi Cevat Kara, son dönem çalışmalarını, sektöre ışık tutacak değerlendirmeleri ve yeni projeleri hakkında açıklamalarda bulundu.

Hasır denince akla gelen ilk firmalardan birisiniz. Yaptığınız yenilik ve ilklerle bu alanda sektöre ışık tutuyorsunuz. 2020 yılında KARALTIN’ın pazarlama alanında yeni girişimleri olacak mı?
KARALTIN olarak yılda sadece bir kere değil, 6 ayda bir yeni projeler ve girişimlerde bulunmayı prensip olarak benimsedik. Bu yıl da her zaman olduğu gibi KARALTIN Concept olarak farklı tarz ürün imalatı yapmaya başladığımızı duyurmak isterim. Trabzon hasır bileziğin duayeni olarak daima şehrimize katkı sağlayarak, sektörümüzü geliştirerek bu yeniliklerimizi hizmete sunmaya devam edeceğiz. Trabzon hasır bilezik imalatımızın yanında, İstanbul imalatımız da KARALTIN Concept olarak farklılıklar yaratacak. Güncel hafif görsellikleri müşteri beğenisine göre tasarlanmış ürünlerle 2020 yılında müşterilerimizin beğenisine sunuyoruz. Bunun yanında imalattaki personel sayısını çoğaltarak pazarlama ağını da genişlettik. Uğramadık müşteri, gidilmedik esnaf kalmasın felsefesini uyguluyoruz.

Şu an Karaltın ürünlerine nerelerden ulaşılabilir?
Ülkemizin 38 şehrinde birden fazla satış noktamız var. Bunun yanında pazarlama ekiplerimiz her hafta aktif hizmet vermekte. Ayrıca ihracatlarımız, Katar, Dubai, Hindistan ve Cezayir’e devam ediyor. Avrupa ülkelerimize pazarlamamız ayda 2 sefer ulaşıyor. Bu ülkeler, Almanya, İtalya, Belçika ve İngiltere.

Markanızın olmazsa olmaz kuralı nedir?
Markamızın mottosu müşteri memnuniyeti. Firmamız için en büyük kazanç, müşterilerimizden aldığımız olumlu geri dönüşlerdir. Bu da bizi her zaman daha büyük bir şevkle çalışmaya sürüklüyor.

Yılın ilk çeyreği neredeyse tamamlanmak üzere. Global anlamda ve yurtiçinde yaşanan olumsuz gelişmeler sektörümüze nasıl yansıdı?
Mutlaka her sektör gibi bizler de etkilendik. Savaşlar, hastalıklar, kurlarda yaşanan dalgalanmalar gibi birçok etken sayabiliriz. Yine de bu fiyatlara rağmen farklılık yaratarak, tasarımlara ağırlık vererek bu süreci hasarsız bir şekilde atlatmaya çalışıyoruz.

Bu dönemde başarılı bir şekilde faaliyet sürdürmek için önerileriniz ne olur?
Altın fiyatları yükselişteyken hafif ürünlere yönelmek hem nihai tüketici açısından hem de firmalar açısından avantaj sağlar. Sektörümüzün büyük problemlerinden biri olan tasarım kopyacılığını yapmanın hiçbir firmaya katkı sağlamayacağını, aksine olumsuz etkiler yaratacağını söyleyebilirim. Aksine herkes üreterek farkını ortaya koymalı. Ucuz ve kalitesiz ürünler yapmak sadece günü kurtarır, o firmaya gelecek vaat etmez. Kopyalayarak, ucuz ve kalitesiz ürünler yapan firmalar zamanla yok olacaktır.
Yaz sezonu, dolayısıyla düğün sezonu yaklaştı.Yeni koleksiyon çalışmalarınız var mı?
Her ay piyasaya sunmuş olduğumuz koleksiyonlarımız düğün sezonunda da devam edecektir. Hasır bilezikte yaz sezonuna ait tasarlanmış 15 modelimiz var. Bunun yanında KARALTIN Concept adı altında yaptığımız 100’e yakın tasarımımız piyasaya sunulacak. Yaz aylarına yaklaşırken yeni bileklik, köstekler, küpeler ve kolye uçları beğenilere sunulacak

Artan altın fiyatlarına karşı alım gücünü artırmak adına herhangi bir çalışmanız var mı?
Altın fiyatlarının artması alım gücünü etkilemektedir. Bizler de gösterişli ürünler yapıp, hafif olmasına dikkat ediyoruz. Bu alanda yaptığımız tasarımların tarzlarının piyasada bulunan ürünlerden çok farklı olmasına özen gösteriyoruz.

Haber

Cemcem’den ilkbahar esintisi…

Cemcem’den ilkbahar esintisi…

Cemcem, 2020 ilkbahar/yaz sezonuna hakim olacak tasarımlarıyla mücevherseverlerin dikkatini çekecek. Renkli taşlarla altının ahengini yansıttığı yeni koleksiyon her kadının vazgeçilmez takısı olacak.
Piyasaya sunmuş olduğu göz kamaştıran koleksiyonlarıyla adından söz ettiren Cemcem, yine dikkat çeken bir koleksiyonla mücevherseverlerin karşısına çıkıyor. Çeşitli renk, taş ve dokulardan oluşan koleksiyon 21 ayar altın üzerinde şekil buluyor. Farklı form ve taşları koleksiyonlarında bir araya getiren Cemcem, tüm kadınların favorisi olacak tasarımlara imza atmaya devam ediyor.

Haber

Kuyumcular Odası’nda yoğun ziyaretçi trafiği

Kuyumcular Odası’nda yoğun ziyaretçi trafiği

Mustafa Atayık yönetimindeki İstanbul Kuyumcular Odası, bir yandan sektörün kronikleşen sorunları çözmek için çaba harcarken diğer yandan da Çemberlitaş’taki merkez binasında birçok önemli misafirleri ağırladı. İSTESOB Başkanı Faik Yılmaz, Moritanya Merkez Bankası yetkilileri, Kapalıçarşı Başkanı Fatih Kurtulmuş ve çeşitli bankalardan gelen heyetler, İKO Yönetimi’yle sektör için buluştu.

İstanbul Kuyumcular Odası (İKO), Genel Kurul’da meslektaşlarına verdiği vaatleri yerine getirmek amacıyla çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. İKO Yönetimi, bu kapsamda sektörde üretim ve istihdamı artırarak hacmi büyütmek amacıyla birçok görüşmeye imza atıyor. Başkan Mustafa Atayık ve Yönetim Kurulu üyeleri, geçtiğimiz aylarda Kuyumcular Odası’nın Çemberlitaş’taki Merkez Binası’nda birçok önemli isimle bir araya geldi. İKO Başkanı Atayık, İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (İSTESOB) Başkanı Faik Yılmaz’ı ağırladı. Ziyarette kuyumculuk sektörü başta olmak üzere İstanbul esnafının sorunları ele alındı. Altın başta olmak üzere zengin maden yataklarıyla dikkat çeken ülkelerden biri olan Moritanya’nın Merkez Bankası yetkilileri, Kuyumcular Odası’nı ziyaret etti. Ziyarette Başkan Atayık, Mohamed Zeine, Sidi Mohamed Taleb Vezaz ve Mahmoud Cheikh Abdellahi’den oluşan Merkez Bankası heyetine, İKO’nun faaliyetlerini anlattı.


Uygun maliyetli kredi arayışı
Kuyumcular Odası Yönetimi, bir yandan sektörün sorunlarını çözmek için faaliyetlerini sürdürürken diğer yandan da firmaları, en uygun kredi imkanlarıyla buluşturmak için çalışma yürütüyor. İKO Başkanı Mustafa Atayık, bu kapsamda TEB Genel Müdür Yardımcısı Ali Gökhan Cengiz, TEB Altın Bankacılığı Satış Direktörü Selami Erten, TEB KOBİ Bankacılığı Bölge Satış Müdürü Nilay Kara Yıldız ve TEB Şube Müdürü Temel Soy’la Kuyumcular Odası Merkez Binası’nda bir araya geldi.


Çarşı Yönetimi de İKO’yu ziyaret etti
İKO Başkanı Atayık, Kapalıçarşı Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Kurtulmuş, Başkan Yardımcısı Ahmet Mirat Kökler ve Yönetim Kurulu üyeleri Cem Özboyacı, Mehmet Cümbüş, Ahmet Hamdi Küçük, Rezal Koç’dan oluşan grubu ağırladı. Ziyarette, Başkan Vekili Turhan Gürdal ve Yönetim Kurulu Üyesi Garbis Gedikoğlu da hazır bulundu.
İKO, perakendecilerin hep yanında…


Kuyumcular Odası üyelerinin önemli bir kısmını oluşturan ve tüketicilerle birebir muhatap olan perakendeci esnafına büyük önem veriyor. Yönetim, bu nedenle esnafın sorunlarını temsilciler aracılığıyla yerinde ve hızlı çözmek istiyor. İKO Sefaköy temsilcisi Ali Günay, semt esnafı Altan Olgunöz, Mehmet Alimoğlu, Ömer Dinçel ile birlikte Başkan Mustafa Atayık’ı ziyaret ederek sorunlar hakkında fikir alış verişinde bulundu.

Koleksiyon, Moda

CARTIER 2020 İLKBAHAR & YAZ GÖZLÜK KOLEKSİYONU

CARTIER 2020 İLKBAHAR & YAZ GÖZLÜK KOLEKSİYONU

Cartier, 2020 İlkbahar & Yaz Gözlük Koleksiyonu ile Maison’un zarafetini ve ‘savoir-faire’ ifadesinin simgelediği ustalığını, modern tasarımıyla dengeliyor, ikonik stilini ön plana alıyor.


Kendine güvenen, kararlı, zarif ve fark yaratan modelleri tercih eden erkekler için tasarlanan Santos de Cartier gözlük koleksiyonu, cesur formlara ve ikonik Santos’un imzası detayları ön plana çıkartan zarif bitişlere yer veriyor. Uçakların vida tasarımından ilham alan detaylar, çerçevenin üst kısmında, köprüde ve pilot siluetlerinde kendini gösteriyor. Gözlük camlarının iç köşeleri ve bitişleri, Santos de Cartier saat kasasının orijinal kesimini andırıyor.
 Panthère de Cartier kadın gözlük koleksiyonu, Cartier’nin zanaatkarlığını ve ayrıntılara gösterdiği kusursuz dikkati bir kez daha ortaya çıkartıyor. Cartier, gözlük üzerinde ustaca oluşturulan formlar ve uygulanan panter kafası figürüyle gözlüğün gövdesine daha incelikli ve simgesel bir yorumla yaklaşıyor. Bunlar, akik ve zümrüt parlaklığını andıran, elde lakelenerek renkli dokunuşlarla zenginleşen ayrıntılar. Jeanne Toussaint’in şerefine tasarlanan ikonik Panthère parçalarına referansla, cesur ve sofistike tavırlarıyla dikkat çeken çarpıcı kadınlara özel, benzersiz ve seçkin bir koleksiyonun tonu belirleniyor.
 İlhamını 1983’teki ilk Cartier gözlük koleksiyonundan alan Première de Cartier Koleksiyonu ise, yeni sezona taptaze renklerle merhaba diyor. Koleksiyonda yer alan tüm modeller, C de Cartier amblemi ve Godron motifiyle zarifçe bezenmiş.

Yorum

Futbolun parlayan Yüzü

Geçen yıl yapılan araştırmalara göre, Türkiye’de futbol ekonomisi 2 milyar TL’yi geçmiş durumda. Bu gelirlerin büyük bir kısmı ise naklen yayınlar, kombine ve bilet satışlarından geliyor. Son yıllarda UEFA’nın özellikle mali disiplin konusunda katı tavrı kulüplerimizi yeni gelir arayışlarına yönlendiriyor. Doğal olarak burada en büyük gelir kapısı taraftarın renklerine olan bağlılık duygusu.

 

Kulüpler artık gelir artışını, eskisi gibi taraftarlarına forma ve atkı satışı ile yapamayacağının farkında. Futbol severler, bardağından yorganına, kravatından takısına kadar hayatının her anında kulüplerinin renklerini ve amblemini yanında görmek istiyor. Avrupa futbol pazarının ne kadar büyük olduğunu, rakamlarla anlatmak istersek; futbolun beşiği olan İngiltere’de maç günü gelirleri 768 milyon avro. İngiltere’yi, 521 milyon ile Bundasliga, 435 milyon avro ile La Liga takip ediyor.

Peki takı ve kuyumculuk sektörü futbol pazarından nasıl pay alabilir? Yukarıda belirttiğimiz gibi kulüpler, forma ve atkı satışıyla bu hedeflere ulaşamıyorsa sektörde kendiğini geliştirip rozet, kravat iğnesi ve yüzükten öteye gitmeli. Avrupa kulüpleri bu pazarı çok iyi değerlendiriyor. Kadınlara ve erkeklere yönelik özel tasarım işlere imza atıyor ve geniş bir yelpazede ürünler sunuyor. Dünyanın önde gelen kulüpleri taraftarları için, kolye, yüzük, küpe ve bileklik gibi pek çok aksesuar tasarlatırken işin ekonomik yelpazisini de es geçmiyorlar. Değerli taşlarla yapılmış çalışmaların yanı sıra ekonomik olarak daha uygun takılar da taraftarların beğenisine sunuyorlar. Sektörün bunu başarabilmesi için sağlam bir alt yapıya sahip
olduğunu biliyoruz. Takı ve kuyumcu firmalarımız yaptığı tasarım takılarla ülkemizi sektöründe zirveye taşımış durumda. Bu yeteneklerini yeşil sahalara da yansıttıklarında futbol ekonomisinden iyi bir pay alacaklarından hiç şüphemiz yok.

Mekan, Röportaj

ENERJİSİNİ CUNDA’DAN MEZELERİNİ AYVALIK’TAN ALIYOR!

Ülkemizin üç yanı denizlerle çevrili ama balık yenilebilecek yerler bir elin parmaklarını geçmez. İşte o mekânlardan biri de Kipos. Bahçesiyle Boğaz’a kafa tutan, mezeleriyle Ayvalık’ın serin suyunu ve bol oksijenli havasını sunan Kipos’un sahibi Evren Yıldız, “Herkes tabelasına Ayvalık-Cunda yazabilir, ama bizim mutfağımız da ustalarımız da Ayvalıklı” diyor. İşte Kipos’u Kipos yapan özellikler.

İşin mutfağından yetişme, zaten tecrübesi de oradan geliyor. Henüz 14 yaşında, 4 yıl süreyle ağbeyinin yanında bir restoranın mutfağında çalıştı. Sonra salona geçip, 1 yıl da garsonluk yaptıktan sonra işin idarecilik tarafında yer aldı. 14 yıl süreyle çok iyi bir müessesenin yöneticiliğinde bulundu. 23 yaşında genç bir delikanlıyken şef, yani işletmeciydi. Ve sıra geldi kendi yerini açmaya. Önce Kalamış’ta hizmet verdi, 2 yıl önce de Kipos’u açtı. Şimdi hünerini burada sergiliyor. Deniz kenarında olmayan ender balık restoranlarından biri, ama müşterileri denizi aramıyor, hatta kimileri “Burayı deniz kenarına değişmem” diyor. Peki ama bunu nasıl başardı? Karada balık satma sanatını nasıl hayata geçirdi? İşte bu soruların yanıtları ve hikâyesini Kipos’un sahibi Evren Yıldız’a sorduk.
Kipos ismi nereden geliyor, neden Kipos?
Burası tamamen yeşillikler içinde bir yer. Ayvalık, Yunan mutfağına sahibiz. Kipos, Yunanca’da insanların keyif aldığı bahçe anlamına geliyor. Müşteri anlamını sorduğunda, “Şu anda içinde olduğunuz yer, bahçe” diyoruz.

EN ÖNEMLİSİ ENERJİ

Denize kıyısı olmayan tek balık restoranı galiba…
Denize kıyısı olmayan balık restoranları var. İnsanların severek, beğenerek geldikleri, deniz kıyısında olmayan birkaç”


“ENERJİSİNİ CUNDA’DAN MEZELERİNİ AYVALIK’TAN ALIYOR!
Ülkemizin üç yanı denizlerle çevrili ama balık yenilebilecek yerler bir elin parmaklarını geçmez. İşte o mekânlardan biri de Kipos. Bahçesiyle Boğaz’a kafa tutan, mezeleriyle Ayvalık’ın serin suyunu ve bol oksijenli havasını sunan Kipos’un sahibi Evren Yıldız, “Herkes tabelasına Ayvalık- Cunda yazabilir, ama bizim mutfağımız da ustalarımız da Ayvalıklı” diyor. İşte Kipos’u Kipos yapan özellikler.”mekândan biri diyebiliriz.”İlk beşin içindeyiz.
Kısa süre önce yaşadığım bir şeyi anlatmak istiyorum. Boğaz’daki restoranları seven bir abimize, “Deniz kenarında bir yer bakıyoruz. Açarsak gelir misiniz?” diye sordum. “Ben yine buraya gelirim” dedi.”
“İnsanların burayı samimi bulup gelmelerinin birçok sebebi
var. Bizler, personel, ortam, yiyecekler… Ama bence en önemlisi enerji. O enerjiyi de bence bahçe veriyor.


FARKLI ŞEYLER SUNUYORUZ

Sizi diğer mekânlardan özellliğiniz nedir?
Hiçbir zaman fabrikasyon usulü çalışmadık. Standartların dışına çıkmayı tercih ediyoruz. Ürünlerimizi yenileyip, daha faklı şeyler koyup, insanlara her zaman aynı şeyleri tattırmaktan ziyade daha farklı şeyleri sunuyoruz.
Personelimizin değişmemesi, her zaman aynı kişilerin hizmet vermesi, ama aynı zamanda, mutfağımız; ahçıbaşımız Yahya Ustamız bizim herşeyimiz. Tabii bir de buna güler yüzü eklememiz gerekiyor.
Menünüzde en çok hangi yiyeceklerde iddialısınız? Ahçıbaşı Yahya İnce: Öncelikle Ayvalık’tan getirtiğimiz kalamarımız, ahtapot ızgaramız, kavurmamız en çok sattıklarımız arasında yer alıyor. Izgara böreğimiz ve Ayvalık
lokumumuz ise en iddialı olduğumuz yiyecekler.”

Evren Yıldız: Yahya Usta da Cundalı olduğu için çok güzel yapıyor, püf noktalarını biliyor.
Tarif isteyenler oluyor mu Yahya Usta?
İsteyenler oluyor, ama yemek için yine buraya geliyorlar.
İLGİ, ALAKA, GÜZEL YEMEKLER…
İnsanlar başka yerlere değil de neden sizin mekânınıza
gelmeli?
Kendimi müşteri yerine koyarsam, buraya neden gelmeleyim? Öncelikle rahat etmeliyim ve yemek önemli, çünkü temel amaç yemek yemek. Yemeklerin güzelliğiyle birlikte sunum, servis, samimiyet, karşılama, uğurlama…
Ben çalışma arkadaşlarıma hep şunu söylerim: Bir işletmenin servisi valeyle kapıda başlar, bulaşıkçıda biter. Herkesin üzerine düşen görevler var. Güleryüzlü valeyle karşılanan müşteri, masaya keyifle oturur. İlgi, alaka ve güzel yemekler insanların buraya gelmesine birer sebeptir. Benim çok çevrem
var. Yıllardır gelenler var. Şunu söylemişimdir; herkes servis

“BİR SÜRE SONRA SÜREKLİ GELEN MÜŞTERİLER BİRBİRLERİNE SELAM VERMEYE, HATTA MASALARINI BİRLEŞTİRMEYE BAŞLADILAR. BURADA EV SAMİMİYETİ VAR.”
“yapabilir, herkes masayı donatabilir, ben yüreğimi koyuyorum diyorum onlara.
Fiyat politikanızdan da bahseder misiniz?
Balığı balıkhaneden alıyoruz. Alırken pazarlığı yapıyorum ki, benim müşterimin cebine de yansısın. Dolayısıyla bizim fiyatlarımız Boğaz’dakilerle asla alakalı değil. Birçok kişiden şunu duydum; çok kaliteli bir balık yedim, hem de güzel bir mekânda, ama Boğaz’dakinin yarı fiyatını verdim…
AYVALIKLI 3 USTAMIZ VAR
Tabelanızda Ayvalık-Cunda yazıyor…
Bunu herkes yazabilir. Önemli olan hakkını verebilmek. Ayvalık-Cunda mutfağı olduğunu nasıl ispatlarsanız. Zaten müşteri bunu anlar, ama bizim Ayvalıklı 3 tane ustamız var burada. Ahçıbaşımız Yahya Usta çekirdekten yetişme ve Ayvalıklı. Çok önemli bir ahçıbaşının hem yeğeni hem de yetiştirdiği adamdır.
Benim daha önce bulunduğum müessseser büyük müessseselerdi. Buradaki gibi samimiyet yoktu, insanlar gelip yemeklerini yiyip gidiyorlardı. Burada müşteriler birbirini tanımaya başladı. Birbirlerine selam veriyorlar, hal hatır soruyorlar. Bu kendiliğinden oluştu. Bakıyorum ki bir süre sonra masalarını birleştirmişler. Burada ev samimiyeti var.
Müdaviminiz olan ünlüler var mı?
Oyuncu Nihat Altınkaya, sunucu Şansal Büyüka, sporculardan; Metin Tekin, Hidayet Türkoğlu isimlerini verebilirim.”



Röportaj

Fatih Portakal;TOPLUM MÜHENDİSLİĞİNE HİÇBİR ZAMAN SOYUNMADIM

Hafta içi her akşam 19.00’da evimize konuk olan ekranların sevilen ana haber spikeri
Fatih Portakal ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdik. Tavrı ve duruşundan ödün vermeyen Portakal, tüm samimiyetiyle VOIR Magazin’e konuştu.Fatih Bey, rahmetli usta gazeteci Mehmet Ali
Birand’la çalıştınız. Haber sunma tarzınız da rahmetli gibi farklı. Mehmet Ali Birand size neler kattı, onunla çalışmak nasıl bir duyguydu anlatır mısınız?
İyi ki beni 2006 yılında çağırmış, iyi ki İzmir’den kalkıp İstanbul’a gelmişim ve iyi ki 4 yıla yakın ‘duayenle’ birlikte çalışmışım. Birand’la çalışmak ayrı bir hava veriyor insana.
“Mehmet Ali Birand’la çalıştım, aynı haber merkezinde onun tecrübelerinden faydalandım” diyebiliyorsunuz. Ayrıcalık yaşatıyor size…
Birçok kişinin yaşamak istediği, ama çok az insanın sahip olabildiği bir şans. Demokratlık, hoşgörü, kavgadan uzak uzlaşıcı bir zihniyet. Bildiğini, kafandakini söyleyebilme cesareti. Düşüncenin tarafı olma kazancı. Mesleki anlamda kazancım; kariyerimin en verimli ve olgunlaşma yıllarını böyle bir ismin yanımda geçirmemdir. Mekanı cennet olsun…
Mehmet Ali Birand’la ilgili unutamadığınız bir anınızı anlatır mısınız?
İlk aklıma gelen: Mardin haberi.
Mehmet Ali abinin gafları çoktu. İlk başta millet kızdı, etti. Ancak daha sonra alıştı. Hatta ekranda ‘gaf’ bekler oldu desem yanlış olmaz.
Her neyse Mardin Midyat’ta bir Süryanı bir papaz kaçırılmıştı. Ben de oraya gitmiştim muhabir olarak. Canlı yayın var, dediler. Tam saatinde Birand’la bağlantı gerçekleştirdik. Birand, soruyu paslarken Mardin yerine Madrit’in Midyat ilçesi dedi. Güler misin, ağlar mısın denilecek bir durum. İçimden güldüm tabi ki, ama ben ve herkes aslında ne sormak istediğini anlamıştı.
Cevabı verdim geçtim.
Fox Tv’de kısa sürede farklı ve samimi haber sunumuyla fenomen haline geldiniz. Sizi diğer haber spikerlerinden ayıran özellik muhabirlikten gelmiş olmanız mı?
Fenomen mi oldum? Bilmiyorum.
Bildiğim şu: Olmak için özel bir çaba harcamadığım. Ben olduğum gibiyim ekranda. Bir zorlamanın, bir sahne sanatçısıymış gibi rol yapmanın gayreti içinde olmadım. Muhabirliğimde de buna dikkat ettim. Samimiyet ile göz boyamak arasındaki ince çizgiyi aşmamanın özeni içinde oldum. Haberciyken de ‘tavrı ve duruşu’ olan anonslar yapmaya gayret eder, anonsun olmadığı yerde metinle bunu oluşturmaya çalışırdım. Böyle yaptım. Toplum mühendisliğine hiçbir zaman soyunmadım.
Sadece ve sadece düşüncelerim tarafı olarak hareket ettim. Evet böyle dediğiniz olunuyorsa ben bunları içimden geldiği içim yaptım. O dediğinizi olmak için değil… Bu halimden de mutluyum.(gülüyor)
Twitter’de oldukça aktifsiniz. Hatta haber sunarken aynı zamanda Twitter’de haberlerle ilgili eleştirileri de okuyorsunuz. Sizce sosyal medya, görsel medya için önemli mi?
Nasıl ‘görsel medya’ ile ‘yazılı medya’yı ayıramıyorsak, artık ‘sosyal medya’yı da yok sayamayız. Ortak kelime ‘medya’. Biri görseli, diğeri yazılı hali, en son ortaya çıkansa teknolojinin yeni bir getirisi. İnternetin faydası. Medya ikizdi, şimdi üçüz oldu. Bu yüzyılda ‘sosyal medya’sız bir basın olamaz. En kısa zamanda adapte olmak şart. Ben, ana habere ‘sosyal medya’yı adapte etmeye çalıştım. Hem bir ilk gerçekleşti, hem de kötü mü oldu TV başındaki izleyici, katılımcı olarak tembellikten kurtuldu. Fox Haber olarak bunu başardık. Aslında yaşamak gerekiyor. Çok keyifli.
Ancak burada önemli olan şu: Gelen mesajları cesaretle okumak. İzleyen buna çok dikkat ediyor. Bir de sorduğunuz sorunun yanıtını siz de vermelisiniz. Kaçak güreşmemelisiniz.
Haberle sürekli iç içesiniz. Zaman zaman sıkıldığınız oluyor mu?
Samimi cevabım sıkılıyorum. Çünkü sorunlar çok fazla, her gün bir yenisi ekleniyor. Ekranda bir de konuşuyorsunuz. Hafta içi 5 gün bu tempoyu yaşıyorsunuz.
Bunalıyorum. Onun için Cumartesi ve Pazar’ı çok seviyorum. Ne gazete okuyorum, ne haber bakıyorum. Kendimle ve ailemleyim…
Sektördeki usta tasarımcılar adına sormak istiyorum; bir haber spikeri olarak sizin en çok takmayı sevdiğiniz aksesuar hangisi?
Dikkat çeken kravatları seviyorum. Saat alışkanlığım yok ama kalem takıntım var. Güzel tükenmez kalemlerle ekrana çıkmayı seviyorum. Bir de sağ elimin yüzük parmağına taktığım lise yüzüğüm. Onu da çok seviyorum. Takmayı unuttuğumda eksiklik hissediyorum.
Babalar Günü yaklaşıyor biliyorsunuz. Nasıl bir çocukluk geçirdiniz, babanızla olan ilişkiniz nasıldı?
Babamla mesafeli bir ilişkim vardı. İyi, dürüst insandır, çok çabalamıştır bizler için. Hatta yıpranmıştır da bu yüzden ama kendimi anneme yakın görmüşümdür. Belki de zaman zaman okkalı dayaklar yemem de bunda etkili olmuş olabilir. Ne olursa olsun babam da beni sever, ben de babamı severim. İyi ki varlar…
Beğendiğiniz haber spikerleri var mı?
Ben değerlendirirken sadece mesleki olarak değil, ahlaki değerleri de göz önünde bulunduruyorum.
Nazlı Çelik, Pelin Çift, Seda
Öğretir, Ahmed Arpat, Yağız Şenkal, İbrahim Güneş,
Erhan Karadağ bence iyi isimler…
Haberciliğinizin yanı sıra bir de “Sessiz” kitabınız var. Önümüzdeki günlerde sevenlerinizi bekleyen bir proje var mı?
Evet bir proje var ama kitabın ikincisi değil. Kısa zamanda olacak diye düşünüyorum. Bu projenin gerçekleşmesi ile çok insana ulaşabileceğim. Görmemeniz, farkında olmamanız mümkün değil.
Haberciliğe yeni adım atmak isteyen okurlarımıza ne gibi önerilerde bulunmak istersiniz?
Bir kere risk almayı ve sabretmeyi bilmeleri gerekiyor. Bunun ötesinde merak etmek, kuşku duymak ve soru sormak bu işin temeli. Bunlar varsa ya da var ama gelişmesi gerekiyor diye düşünüyorlarsa başlayabilirler.

Gündem

EGE’NİN VAZGEÇİLMEZ HUZURU The Irresistible Peace of the Aegean

KIŞ GÜNEŞİ VE DALYAN

Şehirde yağmurdan ıslanmış, çamura bulanmış, kar-kış psikojisine batmışken,
birkaç dakikalığına gözlerinizi kapatın. Dört dörtlük bir doğa tatili,
üçer beşer yenen mavi yengeçler ve iki teker üstünde bir tatil için, iklimi ılıman,
tabiatı muhteşem Dalyan’a uzanıyoruz.

Winter Sun and Dalyan

While you’re soaked by rain, covered in mud, and stuck in the winter blues in the city, close your eyes for a few moments. Imagine a perfect nature holiday, feasting on blue crabs, and a vacation on two wheels in the mild climate and stunning nature of Dalyan.

Ömrünü Bodrum-Çeşme hattında geçiren metropol insanı için
Dalyan, keşfedilmemiş bir cennet, “Burası Türkiye mi?”
dedirten bir coğrafya. Muğla’nın Ortaca ilçesine bağlı bu
zenginliklerle dolu beldenin, 5 bin kişilik nüfusunun bir kısmı da yabancı uyruklu. Biz Türkler, Çeşme ve Bodrum’da tıkış tıkış, yapış yapış bir yaz geçirirken, Alman ve İngiliz’e bir terlik, iki parça bol döküm
kıyafet yetiyor. Ağırlık yapan kıyafetlerden, muhabbetlerden,
havadislerden uzakta, ‘Caretta Cumhuriyeti’nde geçecek birkaç gün, kışa dair sıkıntıları tek tek vücudunuzdan sökecek.
Dalyan’a dair bilmeniz gereken iki mühim şey var: Birincisi, Dalyan’ın tadı en iyi iki teker üstünde çıkar. Merkezde adım başı Scooter, ATV, bisiklet kiralayan yerler mevcut. Yok, yok. Araba kullanana, soran
gözlerle bakılıyor. Yerlisinden turistine Dalyan’da herkes iki teker
üstünde, pıtır pıtır bir uçtan ötekine, gidip geliyor. Yeşili delerek
maviye varıyor; maviden geçip yeşile çıkıyorsunuz. Bilmeniz gereken ikinci önemli nokta; “Nerede kalınır?”ın cevabının aile pansiyonları olması. Apartmandan bozma villalar, Dalyan’ın yerlileri tarafından otele dönüştürülmüş. Koridorda aile fotoğrafları, mutfakta yine aile fertleri ve her yıl aynı günde gelen yerli/yabancı turistler (yani, misafirler)…
Sabahları, size bir yandan taze yumurta kırarken, diğer yandan gün içinde neler yapabileceğinizi, ne gibi ihtiyaçlarınız olabileceğini anlatıyorlar tatlı tatlı. Dalyan’dan yazlık almaya niyetlenmeyin. Odanız, her zaman garanti.

Caretta garantili akşam yemeği

Akşam için en esprili öneri, Otherside Restoran.Nehrin öteki tarafındaki Otherside’ın akşam menüsündeki şirin sürprizi kimse reddedemiyor. Tabelasında “Caretta garantili akşam yemeği” ibaresini gördüğünüz gibi atlıyorsunuz Otherside’ın teknesine. Nehir kenarındaki salaş masalarından birine kuruluyorsunuz. Menü belli: Mevsimine göre, taze deniz mahsulleriyle nehrin sakinliğinde serin bir akşam. Herkes göz ucuyla nehrin üstündeki hareketlilliği kontrol halindeyken, beklenen misafir yavaş yavaş beliriyor ufukta. Adı, Popi. Yavru caretta, her akşam aynı saatlerde Otherside’a yüzüyor ufak ufak. Favori yemeği, mavi yengeç. Karnı doydukça daha da yanaşıyor kıyıya. Restoran ahalisi Popi’nin başına toplanmış, kimi karnını doyurma, kimi yan yana fotoğraf çektirme derdinde.

Âşık ettiren,hayallere daldıran plaj

Bir taraf Akdeniz, bir taraf Dalyan kanalı.Bir tarafı yeşil, bir tarafı mavi.Caretta caretta’ların üreme için yumurtalarını bıraktığı dünyadaki nadir plajlardan.

Hatta dünyada doğallığını koruyabilmiş ikinci plaj. Havası, suyu, tabiatı adamı fena çarpıyor. Âşık ettiriyor, hayallere daldırıyor, doğaya doyuruyor. Dalyan merkezden kalkan teknelerle doğrudan plajın ucuna, kanalla açık denizin
birbirine karıştığı noktaya gidebilirsiniz.
Asıl esprisi, plajı boydan boya, bir uçtan diğerine yürümek. Kuma bata çıka, arada denize girip mola vererek, plajın ucundaki tesise ulaşıyorsunuz. İztuzu Plajı’nı boydan boya
yürümek; hani şu ‘ölmeden önce yapılması gerekenler’ listesindeki tabiat harikalarından.

Jeep safariye katıl

Köy türü, minik şelale,Yuvarlak Çay ve İztuzu’yla Dalyan’ı tepeden izleyebilmek…Bir gününüzü, serin sulara bata çıka, arada köylerde gözleme molaları vere vere, dere tepe Dalyan’ı karışlamaya ayırın.

Rafting yap

Dalaman Çayı üzerindeki rafting parkuru son demlerini yaşıyor. Akköprü’deki baraj inşaatı tamamlandıktan sonra, bu heyecandan yoksun kalabiliriz. Süresiz… Hayatınızda hiç rafting yapmadıysanız dahi, burada deneyebilirsiniz.
İki farklı parkur mevcut: Biri profesyonel raftingciler için. Zor parkuru devrilmeden tamamlamak maharet istiyor. Kolay parkura ise çocuğunuzla bile katılabilirsiniz.

Nil kaplumbağalarını izle

Adını Nil Nehri’nden alan, Dalyan’da ‘Sini kaplumbağası’ olarak bilinen Nil kaplumbağaları, Dalyan’ın kıymetli zenginliklerinden. Yumuşak kabuklu dev kaplumbağaları yakından görebilmek için sabahın erken saatlerinde uyanmalısınız. Günün ilk ışıklarıyla, turu düzenleyenler, belirli kayalıkların üzerine tavuk ve balık parçaları bırakıyor, kaplumbağalar da sabah kahvaltısına geliyor.

Mavi yengecin tadına bak

Mavi yengeç, Dalyan’ın ‘milli’ yemeği. Nehir kenarındaki restoranlarda mavi yengecin hem tadı hem de fiyatı makul.

Motorla Ekincik’e git

Ekincik, suyu kristal berraklığında, yatlar için doğal bir liman. En güzel kısmı ise, Dalyan-Ekincik arası alabildiğine yeşil yol. Zamandan bağımsız bir yolculuğa çıkmış gibisiniz.

Kana kana nar suyu iç

Dalyan’ın başlıca içeceği nar. Yol kenarında, harareti kessin diye, yemek sonrası tatlı niyetine taze sıkılmış nar suyu servis ediliyor. Yol kenarı, sokak başı taze sıkılmış bardak bardak nar suyuyla dolu. 

* Sahilde yürümek, salim kafayla bir şeyler içmek için Dalyan geceleri biçilmiş kaftan.

* “Belediyenin çay bahçesi” deyip geçmeyin. Dalyan’daki, ömrü uzatan lokasyona sahip.
Nehir kenarında, yeşil çimlerin üzerinde, kaya
mezarlığının tam karşısında. Taze çayınızdan alacağınız tek yudum, metropolde yediğiniz bin egzoza bedel.

* Dalyan’ın ‘resmi içeceği’ nar olmasına rağmen,
barlarda bir barmenin aklına taze nar suyuyla kokteyl
yapmak gelmemiş. Varsa yoksa yapay renkli şuruplarla tekila, cin, votka karışımı sürahide kokteyl ‘fish bowl’.

* Dalyan’ın en eskisi Jazz Bar, mesela, tipik bir yaz beldesi klasiği. 18 yıllık barda uzun saçlı, esmer genç delikanlı, elinde gitarıyla sırasıyla ‘Akdeniz Akşamları’nı, ‘Kumralım’ı söyler; size de parmak arası terliğinizle tempo tutmak düşer.

* Dalyan Bar’ın girişindeki ‘Probably the busiest bar in town’ (Muhtemelen şehrin en kalabalık barı) levhasına aldanmayın. Bir avuç insandan çok müşterisi olduğu henüz görülmemiş. Barlar sokağının sonundaki Dalyan’ın en sakin, naif barlarından.


* Sağlı sollu karaoke barlar, İngiliz turistlerin istilasına uğramış. Dalyan turist kabilesi, ne Bodrum Gümbet’tekiler kadar genç ve coşkulu ne de Marmaris’tekiler kadar
gürültücü ve kalabalık. Yaşı 70/enerjisini yitirmemiş
İngilizlerin karaoke performansı pek sancılı ve teatral.

* İngilizlerin Dalyan’da yaz-kış yerleşik hayata geçmesi restoranların çeşitlerini de etkilemiş. Indian ve Dragon’s
Chinese, deniz mahsulleriyle arası olmayanlar için iki sürpriz alternatif.

* Barlar Sokağı üzerinde ‘Pop-In’ isimli bir restoran var.
Özelliği şu: Servis çalışanları, turistleri eğlendirmek için, belli aralıklarla ellerindeki tepsileri bırakıp halaya çıkıyor.

* Tıntın, bölgenin en kalabalık barı. Canlı rock bar Tıntın, yerli-yabancı turistlerin kafa sallaya sallaya, shot shot tekila götürdükleri orijinal bir bar.

* Sazlık kenarına sıralanmış restoranlar akşam yemeği için ideal. Loe Street, aralarında en adı sanı tuhaf/eli yüzü
düzgün olanı. Mavi yengecin tadına bakılmadan akşam yemeği bitmiş sayılmaz.

A Beach that Makes You Fall in Love and Dream

On one side, the Mediterranean, on the other, the Dalyan River. One side is green, the other blue. It’s one of the few beaches in the world where caretta carettas lay their eggs. In fact, it’s the second beach in the world that has managed to maintain its natural state. Its air, water, and nature will hit you hard. It makes you fall in love, dream, and appreciate nature. You can take boats directly from Dalyan center to the tip of the beach where the river meets the open sea. The real charm lies in walking the length of the beach. You wade through the sand, occasionally taking breaks to swim, and reach the facility at the end of the beach. Walking the length of Iztuzu Beach is one of those natural wonders on the “must-do before you die” list.

Join a Jeep Safari
Explore village life, small waterfalls, Yuvarlak Stream, and get a bird’s eye view of Dalyan and Iztuzu. Dedicate a day to exploring Dalyan, diving into cool waters, taking breaks for gözleme (Turkish pancakes) in the villages, and covering every nook and cranny.

Go Rafting
The rafting course on the Dalaman River is in its last days. Once the Akköprü Dam is completed, we might lose this excitement forever. Even if you’ve never rafted before, you can try it here. There are two different courses: one for professional rafters. Completing the difficult course without capsizing requires skill. The easy course can be enjoyed even with your child.

Watch the Nile Turtles
Known locally as “Sini turtles” and named after the Nile River, these soft-shelled giant turtles are among Dalyan’s valuable treasures. To see these turtles up close, you need to wake up early. At the first light of day, tour organizers place pieces of chicken and fish on specific rocks, and the turtles come for breakfast.

Taste the Blue Crab
Blue crab is Dalyan’s “national” dish. Both the taste and price of blue crab are reasonable in the riverside restaurants.

Ride to Ekincik by Motorbike
Ekincik is a natural harbor for yachts, with crystal-clear waters. The best part is the extremely green road between Dalyan and Ekincik. It feels like a journey out of time.

Drink Pomegranate Juice
Pomegranate is Dalyan’s main drink. Freshly squeezed pomegranate juice is served by the roadside, to quench your thirst or as a sweet treat after meals. The roadsides and street corners are filled with glasses of freshly squeezed pomegranate juice.

Walking on the beach, having a drink with a clear mind: Dalyan nights are perfect for this.
Don’t underestimate the “Municipal Tea Garden.” It has a life-extending location in Dalyan.
On the riverbank, on green grass, directly opposite the rock tombs. One sip of your fresh tea here is worth a thousand breaths of exhaust in the metropolis.
Despite pomegranate being Dalyan’s ‘official drink,’ no bartender has thought to make a cocktail with fresh pomegranate juice.
It’s all about tequila, gin, and vodka cocktails mixed with artificial colored syrups in pitchers (‘fish bowl’).
Jazz Bar, for example, is Dalyan’s oldest bar and a typical summer resort classic.
At the 18-year-old bar, a long-haired, dark young man sings “Akdeniz Akşamları” and “Kumralım” one after another, and all you have to do is keep time with your flip-flops.
Don’t be fooled by the “Probably the busiest bar in town” sign at the entrance of Dalyan Bar.
It has rarely been seen with more than a handful of customers. It’s one of the quietest, most naive bars at the end of the bar street in Dalyan.
The karaoke bars on both sides have been invaded by British tourists.
Dalyan’s tourist tribe is neither as young and enthusiastic as those in Bodrum Gümbet nor as noisy and crowded as those in Marmaris. The karaoke performances of the 70-year-old/energetic British are quite painful and theatrical.
The fact that the British have settled in Dalyan year-round has influenced the variety of restaurants.
Indian and Dragon’s Chinese are two surprising alternatives for those who don’t like seafood.
There’s a restaurant called “Pop-In” on Bar Street.
The special feature is this: At certain intervals, the service staff drop their trays and join in a dance to entertain the tourists.
Tıntın is the region’s most crowded bar.
The live rock bar Tıntın is an original bar where local and foreign tourists headbang and drink tequila shots.
The restaurants lined up along the reeds are ideal for dinner.
Loe Street is the most uniquely named/beautiful one among them. Dinner is not complete without tasting the blue crab.