Geçen yıl yapılan araştırmalara göre, Türkiye’de futbol ekonomisi 2 milyar TL’yi geçmiş durumda. Bu gelirlerin büyük bir kısmı ise naklen yayınlar, kombine ve bilet satışlarından geliyor. Son yıllarda UEFA’nın özellikle mali disiplin konusunda katı tavrı kulüplerimizi yeni gelir arayışlarına yönlendiriyor. Doğal olarak burada en büyük gelir kapısı taraftarın renklerine olan bağlılık duygusu.




Kulüpler artık gelir artışını, eskisi gibi taraftarlarına forma ve atkı satışı ile yapamayacağının farkında. Futbol severler, bardağından yorganına, kravatından takısına kadar hayatının her anında kulüplerinin renklerini ve amblemini yanında görmek istiyor. Avrupa futbol pazarının ne kadar büyük olduğunu, rakamlarla anlatmak istersek; futbolun beşiği olan İngiltere’de maç günü gelirleri 768 milyon avro. İngiltere’yi, 521 milyon ile Bundasliga, 435 milyon avro ile La Liga takip ediyor.
Peki takı ve kuyumculuk sektörü futbol pazarından nasıl pay alabilir? Yukarıda belirttiğimiz gibi kulüpler, forma ve atkı satışıyla bu hedeflere ulaşamıyorsa sektörde kendiğini geliştirip rozet, kravat iğnesi ve yüzükten öteye gitmeli. Avrupa kulüpleri bu pazarı çok iyi değerlendiriyor. Kadınlara ve erkeklere yönelik özel tasarım işlere imza atıyor ve geniş bir yelpazede ürünler sunuyor. Dünyanın önde gelen kulüpleri taraftarları için, kolye, yüzük, küpe ve bileklik gibi pek çok aksesuar tasarlatırken işin ekonomik yelpazisini de es geçmiyorlar. Değerli taşlarla yapılmış çalışmaların yanı sıra ekonomik olarak daha uygun takılar da taraftarların beğenisine sunuyorlar. Sektörün bunu başarabilmesi için sağlam bir alt yapıya sahip
olduğunu biliyoruz. Takı ve kuyumcu firmalarımız yaptığı tasarım takılarla ülkemizi sektöründe zirveye taşımış durumda. Bu yeteneklerini yeşil sahalara da yansıttıklarında futbol ekonomisinden iyi bir pay alacaklarından hiç şüphemiz yok.