Söyleşi

Emre Alkin’le hayata, gündeme, ekonomiye dair…

Emre Alkin’le hayata, gündeme, ekonomiye dair…

Türkiye’nin en önemli ekonomistlerinden biri Prof. Dr. Emre Alkin… Hem ekonomist, aynı zamanda akademisyen, yazar, müzisyen. Spor da hayatının önemli bir parçası… Peki, nasıl bir baba, nasıl bir çocukluk geçirdi? Babalar Günü’ne özel gerçekleştirdiğimiz röportajda Emre Alkin’i daha yakından tanıma fırsatı yakaladık. Gündeme ve geleceğe ilişkin önemli görüşlerini aldık…
Akademisyen, yazar, ekonomist gibi birçok kimliğe sahip birisiniz. Peki, nasıl bir babasınız? Benim babam iyi bir insandı. Ancak ailesinden önce öğrencileri ve mesleği gelirdi. Sosyal olarak babamla çok fazla vakit geçirdiğimi hatırlamıyorum. Ben çocuklarımla bu konuda çok fazla vakit geçirebildim. Çocuklarına sesini yükselten bir baba da değilim. Onları güzelliklere özendirmeye çalışan bir babayım. Benim gibi olsunlar diye diretmiyorum. Her ikisiyle de müzik ve spor üzerine sohbetler yapıp, paylaşımlar gerçekleştirebiliyoruz. Büyük oğlumla sohbetlerimiz genellikle insanların davranışları üzerine olurken, küçük oğlumla da seyahatler üzerine konuşabiliyoruz. Babanız Türkiye’nin en önemli ekonomistlerinden Erdoğan Alkin… Çocukluğunuzda babanızın hangi davranışlarını örnek alırdınız ya da anlamlandıramazdınız? Ben babamın rahatlığını anlamazdım… Ancak yaşım ilerledikçe onun bu davranışının bilgelikten kaynaklandığını anladım. Bu benim için önemli bir keşif oldu. Babamla ilgili ne kadar çok düşündüğüm şeyler varsa zamanla onu anladım. Doğruyu kendi kendimize bulmamız için çok çabaladığını ve bir baba olarak kendi evlatlarıma da aynı metodu uygularken kalbimin çarpmasını, içimdeki heyecanı bastırmanın ne kadar zor olduğunu şimdi anlayabiliyorum. Annemle babamın felsefesi şuydu; önce üzül, sonra sevin. Balık tutmayı mı öğretmelisiniz, balık mı vereceksinizi? Balık verirseniz önce seviniyorsunuz ancak sonra üzülüyorsunuz. Çünkü çocuk hiçbir zaman balık tutmayı öğrenmemiş olacak. Balık tutmayı öğretmek meşakkatlidir, zordur ancak zamanla tutmayı öğrenecektir. Bunu yapmak büyük bir sevgiden kaynaklanıyor. Çocuklara, anne babalarına mecbur kalmadan hayatlarını idame etmelerini, yuvadan uçup gitmelerini sağlıyor. Programlı bir hayat mı yaşamayı tercih edersiniz, hayatı akışına bırakmayı mı? Bu konuda oldukça programlı bir adam olduğumu söyleyebilirim. Birçok işi bir gün içerisinde bitirmek zorundayım. Bu nedenle geç kalanlardan hiç hoşlanmam. Geç kalmayı da hiç sevmem. Şartlar uygun değilse de bir işe başlamam. Herhangi bir konuda başarısız olacağını anladığı zaman da fazla üstelemez. Dolayısıyla Emre Alkin’in hayatla ilgili yaklaşımı sürekli keşiftir. Niçin beklemem gerektiğini ve koşturmam gerektiğini çok iyi biliyorum. Bazı şeylerin arkasından koşturunca gerçekleşiyor, bazıları da bekleyince… Bu tabi yaşam ve yaşla edinen tecrübeyle gerçekleşiyor. Türkiye, tüm dünya gibi korona virüs ile mücadele ediyor. Ekonomide, ihracatta, üretimde, istihdamda ve birçok alanda zarara neden oldu. Bu durumdan Türkiye nasıl toparlanarak çıkacak? Türkiye şimdiye kadar karşılaşılan sorunlardan nasıl toparlanarak çıktıysa, bu durumda da aynısı olacaktır. Korona virüs sırasında bu güne kadar hiç spor yapmamış olanlar spor yapmayı öğrendi, insanlar kendileriyle yüzleşmeyi öğrendi, insanlar bazı harcamaların ne kadar gereksiz olduğunu öğrendi. Korona virüsün etkisiyle ekolojik denge de değişti. Mesela, İstanbul’da yunus balıkları hiç bu kadar yakından görülmemişti. Ancak her şey normale döndüğünde insanlarda tekrar bir rehavet olacaktır. İnsanlar bu dönemde neyi anladılar? Bu kadar çok metrekareye sahip olmanın gerekli olmadığını anladılar. Kötü dijital altyapının insanların başına bela açabileceğini anladık, insanları çok fazla çalıştırmanın gerekmediğini anladık, şirketleri yönetirken kişiyi değil işi kontrol etmenin gerektiğini anladık. Ayrıca obezite oranın ne kadar yüksek olduğunu öğrendik. Sağlığın ne kadar önemli olduğunu anladık. Genel olarak, iş, aile, kişilik ve gerçeklerle yüzleştiğimiz bir süreç oldu. Bu yüzleşme kötü bir anlam değil, aksine kendimizi sevmeyi öğrendik. Korona virüsün yankılarından en çok etkilenen sektörlerden biri de kuyumculuk sektörü oldu. Sektörün ne zaman toparlanmasını öngörüyorsunuz? Kuyumculuk ve mücevherat sektörü dünyada en çabuk toparlanacak olan sektörler arasında görülmesine rağmen, dünyaya nazaran Türkiye Cumhuriyeti’nde biraz gecikmeli olarak toparlanacak. Sebebi de; Türkiye’de kuyum bir yaşam tarzıdır. Bu yaşam tarzını da para durumu belirliyor. Şu anda genel olarak mali bir daralma var. Düğün sezonu ertelendi, hal böyle olurken toparlanmanın bu sene Ekim-Kasım aylarında yaşanacağını öngörüyorum. Altın fiyatları nasıl bir seyir izleyecek? Altın fiyatları uluslararası piyasalarda belirleniyor. Ama mücevherat fiyatlarını ise tasarım ve işçilik belirler. Tasarım var olduğu sürece fiyatların geriye gelmesi imkansız. Türkiye’de kuyumculuk ve tasarımcı anlamında dünya markası olan çok fazla isim yok. Bu durum ihracatı ve sektörün gelişimini nasıl etkiliyor? İhracatı fazlasıyla etkiliyor. Mesela Sevan Bıçakçı gibi çok önemli tasarımcılarımız var. Hem karakter hem de mesleki olarak önemli bir isim. Bu anlamda meslek liselerinin de açılması gerektiğini düşünüyorum. Kuyum ve mücevherat sektörüne tasarımcı yetiştirmemiz için bizim ortamımızın; özgürlükçü, adaletli ve bol eğitimli olması gerekir. Başka türlü tasarımcı yetiştiremeyiz. Tasarımcıların yetişmesi için hür bir ortamda yaşamaları, adaletli bir şekilde eğitilmeleri gerekir. Tasarımcıların etkileneceği her şey yok oluyor. Doğa kirleniyor, insanlar öfkeli, mutsuzluk hakim. Bu tür ortamlardan güzel tasarımlar çıkamayabilir. Bu nedenle gençlere çok daha güzel bir gelecek yaratmamız lazım. Kuyumculuk sektörünün ihracat çalışmalarını, markalaşma girişimlerini, tasarımlarını nasıl buluyorsunuz? Dünya çapında önemli kuyum markalarının bugünlere gelmesi önemli bir zaman almış. Bu noktada firmaların acele etmemesi gerektiğini düşünüyorum.

Haber

Ekol’den ilham veren tasarımlar

Ekol’den ilham veren tasarımlar

Birbirinden özel tasarımlarıyla kadınların vazgeçilmez tercihi olan Ekol, pırlantalı tasarımlarıyla ilham vermeye devam ediyor.

Fark yaratan tasarımları, göz alıcı şıklığıyla Ekol Pırlanta, pırlantalı ürünlerde yaratıcılığı zorluyor. Zarafetin ve şıklığın başarıyla kombinlendiği mücevherler, zamansızlığı gözler önüne seriyor. Tüm kadınların beğenisini toplayan Ekol tasarımları, mücevherseverlere önemli ayrıcalıklar sunuyor.

Koleksiyon

Ariş Pırlanta’dan Evlilik Koleksiyonu…

Ariş Pırlanta’dan Evlilik Koleksiyonu…

Mücevher sektörünün öncü markası Ariş Pırlanta, hayatınızın en özel ‘evet’ine pırlanta ışıltısıyla eşlik ediyor. Sonsuz aşkla çarpan yüreklerin mutluluğuna pırlantanın ışığını katan Ariş, evlenecek çiftler için birbirinden şık tasarımlar sunuyor. Mesafeleri hiçe sayan, eşsiz ve koşulsuz aşkı yansıtan Ariş Pırlanta Evlilik Koleksiyonu, www.arispirlanta.com adresindeki zengin seçenekleriyle her zevke hitap ediyor.

Mücevher sektörünün öncü markası Ariş Pırlanta, hayatınızın en özel ‘evet’ine pırlanta ışıltısıyla eşlik ediyor. Sonsuz aşkla çarpan yüreklerin mutluluğuna pırlantanın ışığını katan Ariş, evlenecek çiftler için birbirinden şık tasarımlar sunuyor. Mesafeleri hiçe sayan, eşsiz ve koşulsuz aşkı yansıtan Ariş Pırlanta Evlilik Koleksiyonu, www.arispirlanta.com adresindeki zengin seçenekleriyle her zevke hitap ediyor.


Sonsuz aşkın simgesi her an yanınızda İster klasik tutkunu isterse trendlerin sıkı takipçileri olsun, tüm gelinlerin güzelliğine güzellik katacak sayısız seçenek sunan Ariş Pırlanta Evlilik Koleksiyonu evlenecek çiftlerin en mutlu günlerini daha da anlamlı kılacak.
Tasarımlarıyla fark yaratan Ariş Pırlanta’nın klasik çizgilerle, son dönem trendlerini ustalıkla buluşturduğu Evlilik Koleksiyonu’nda tektaşlardan alyanslara, beştaşlardan tamturlara ve gelin setlerine kadar pek çok seçenek bulunuyor. Göz alıcı modelleriyle kolye, bileklik ve küpeler de koleksiyonu tamamlıyor. Günlük kullanımlar için de son derece şık bir seçenek oluşturacak olan modellerle, sonsuz aşkınızın simgesi her an yanınızda olacak.

Röportaj

Kuyumculuk sektöründe toparlanma süreci nasıl olacak?

Kuyumculuk sektöründe toparlanma süreci nasıl olacak?

Kuyumculuk sektörü normalleşme sürecine girilmesiyle hareketli günler yaşamaya başladı. İstanbul Kuyumcular Odası Başkanı Mustafa Atayık, son günlerde merak edilen tüm soruları Voir Magazin’e yanıtladı…
1 Haziran tarihiyle birlikte çoğu işletme tekrar kapılarını açtı. Pandemi süresince fiyatlarda yaşanan rekabet ortamı bundan sonra nasıl olacak? Sektörümüz, mart ayı ortasından başlayarak iki ayı aşkın bir süredir pandemi nedeniyle büyük oranda kapalıydı. Açık olan işletmelerin azlığı dolayısıyla sağlıklı bir fiyat oluşamıyordu. Bu nedenle, altının alış ve satışı arasındaki makas doğal olarak açılmıştı. Şimdi, 1 Haziran tarihiyle birlikte Kapalıçarşı’nın ve işletmelerin açılmasıyla birlikte daha rekabetçi fiyatların oluşacağı bir döneme girilmiş oldu. Önümüzdeki süreçte altının alış ve satışı arasındaki makasın hızla kapanacağını söyleyebiliriz. İstanbul Kuyumcular Odası Yönetim Kurulu olarak pandemi döneminde piyasaların sağlıklı işlemesi ve özellikle fiyatların dalgalandığı dönemlerde manipülatif hareketlerin önüne geçmek amacıyla Darphane Genel Müdürlüğü’yle sürekli iletişim halinde olduk. Böylece, iki kurum arasındaki eşgüdümle iletişim kapısını açık tutarak fiyat bazlı piyasada oluşacak olumsuzların önüne geçtik. Analistlerin görüşü, kısa vadede gram altında 380-365 TL bandının takip edilebileceği şeklinde… Altın fiyatlarının önümüzdeki günlerde nasıl bir seyir izleyeceğini öngörüyorsunuz? Finans ve altın piyasalarını etkileyen ve rotasını belirleyen birçok etken ve değişken var… Bir yandan, pandemi sonrası ekonomilerin açılması, Amerika ve AB’nin yeni teşvik paketleriyle parasal genişleme politikalarını sürdürmesi piyasa verilerine pozitif yansırken, koronavirüste 2. dip olasılığı ve ticaret savaşları da risk olarak önümüzde duruyor. Diğer yandan, merkez bankalarının faiz indirimi yerine önümüzdeki aylarda piyasalardaki gelişmelerle birlikte faiz artırımı olasılığı altın fiyatlarını aşağıya doğru baskılayabilir. Analistlerin de değerlendirmeleri kapsamında altın fiyatlarının kısa vadede dar bir bant aralığında dalgalanması beklenebilir. Sektör, bu dönemde internetten yapılan sahte altın satışı konusunda şikayetçi. Oda’nın bu konuda herhangi bir önlem ya da yaptırımı var mı? E- ticaret çok önemli bir platform. Özellikle pandemiyle birlikte internet ve sosyal medya üzerinden yapılan satışların artması bekleniyor. Bu nedenle, internet üzerinden yapılan satışların denetimi büyük önem kazanıyor. Yönetim olarak internet üzerinden yapılan satışları ve şikayetleri yakından takip ediyoruz. Bu nedenle internet üzerinden yapılan işlemlerde suistimalleri, sahtekarlığı ve art niyetli insanları önlemek amacıyla bir yazılım geliştirdik. İnternet satışı yapan tüm site ve platformalara da çağrı yaptık ve bilgilendirme yazıları gönderdik. Oda’mız olur yazısı almayan hiçbir kurum ve işletmeye internetten satış yapmalarını önlemelerini istedik. Bundan sonra Kapalıçarşı’da hayat nasıl olacak? 1 Haziran’la birlikte ticari hayatımızda yeni bir sayfa açılmış oldu. Çarşı açıldı; ama 11 Mart öncesi değil yani; ‘Eski hal muhal; artık yeni normale uyum sağlamak zorundayız. Maske, fiziki mesafe ve temizlik kurallarına daha fazla riayet etmeliyiz. Her ne kadar üretim Kuyumcukent, Vizyon Park ve Yenibosna bölgesine taşınsa bile Kapalıçarşı, perakende ve toptan ticarette sadece kuyumculuğun değil, birçok farklı sektörlerin de değişmez merkezi olmayı sürdürüyor. Otantik yapısı, ticaretteki farklı kimliği ve bugüne kadar binlerce marka çıkaran tarihi zenginlikleriyle makroekonomiye yön veren referans adreslerinden biri… Türkiye, nasıl aldığı önlemlerle virüsle savaşta dünyaya örnek olduysa Kapalıçarşı esnafının da hijyen konusunda sergileyeceği performansla adını duyuracağına inanıyoruz. 15 Haziran’dan itibaren yurtdışı uçuşlarının da başlamasıyla beraber Çarşı’da işlerin hızla toparlanacağını ve hareketleneceğine inanıyorum. Kuyumcular mağazalarında müşterileri ve personelleri için ne tür tedbirler aldı? Meslektaşlarımızın hem kendi personelleri, hem de müşterileri için azami hijyen tedbirlerini almaları gereken yeni bir süreçten geçtiğimizi özellikle belirtmek isteriz. Yeni normalleşme döneminde mağaza içlerinde fiziki mesafe kurallarına ve maske kullanıma önem vermemiz gerekiyor. Tabii ki kişisel temizliği ve servisten sonra altın takı ve mücevherlerinin yeniden dezenfekte edilmesine de dikkat etmemiz gerekiyor. İstanbul Kuyumcular Odası Yönetim Kurulu olarak Sağlık Bakanlığı’nın bilimsel çalışmalarına sektöre özel eklemeler yaparak Hijyen ve Güvenlik Rehberi hazırladık. Kuyumculara tavsiye ettiğimiz rehberle ilgili posterleri web sitemizde yayınladık. Rehberi oluştururken Dünya Sağlık Örgütü ve Sağlık Bakanlığı’nın tavsiyelerinin yanı sıra dünyadaki uygulama örneklerini de öğrenmek Dünya Mücevher Konfederasyonu CIBJO ve dünyanın önde gelen gemoloji enstitülerine düşündüğümüz önlemleri teyit ettirdik. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde yaşanan ticari gerilim önümüzdeki aylarda kaldığı yerden devam ederse döviz ve altın fiyatlarına yansıması nasıl olur? ABD ve Çin arasında yaklaşık iki yıldır süren ticaret savaşlarında zaman zaman tansiyon yükseliyor ve ardından anlaşma haberleriyle bu süreç rafa kalkmış gibi gözükse de gündemde kalmayı sürdürecek gibi gözüküyor. Her olumsuz haber akışı gibi ticaret savaşları da doğal olarak altına yarıyor. Güvenli liman özelliğinin pekişmesine yardımcı oluyor. Altın fiyatları kısa vadede düşüş trendi içerisine girmiş olsa da analistler, virüs gündemi nedeniyle önümüzdeki birkaç aylık süreçte altının iniş-çıkışlı bir seyir izlemesini bekliyorlar.

Gündem

İKO, kuyumcular için “Hijyen ve Güvenlik Rehberi” hazırladı

İKO, kuyumcular için “Hijyen ve Güvenlik Rehberi” hazırladı

İstanbul Kuyumcular Odası (İKO), Dünya Sağlık Örgütü’nün rehberlerinden yola çıkarak, sektörün dünyadaki paydaşları olan federasyon, konfederasyon ve gemoloji enstitülerinin görüşlerini alarak kuyumculara özel uygulanması gereken tüm hijyen ve güvenlik önlemlerinin yer aldığı “Koronavirüs Sonrası Açılışlarda Hijyen ve Güvenlik Rehberi”ni hazırladı.
Ülkemizin virüsle mücadelesine destek olmak ve hem müşterileri hem esnafı korumak amacıyla Türkiye’deki tüm kuyumculara tavsiye niteliğinde oluşturulan rehber, İKO’nun kurumsal web sitesinde de yer alıyor. İki aylık karantina sürecinin ardından 11 Mayıs’ta başlayan normalleşme süreci, 1 Haziran tarihinde artarak devam edecek. Yaz sezonuyla birlikte düğün sezonunun başlayacak olması kuyumcu mağazaları ve işletmelerinde alınacak hijyen önlemlerini ön plana çıkaracak. İstanbul Kuyumcular Odası (İKO) Yönetim Kurulu, bu bilinçle kuyumculuğun dünyadaki düzenleyici kurumları olan konfederasyon, federasyon ve gemoloji enstitüleriyle birlikte fikirleri teyit ederek hazırladığı sektöre özel uygulanması gereken kuralları bir rehber haline getirdi. İKO, bu çalışmayı, İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü’ne destek olmaları için yaptığı başvuru sonrası Sağlık Bakanlığı’nın yayınladığı rehberle birleştirip meslektaşlarına sunuyor. Türkiye’de 40 bine yakın kuyumcu için hazırlanan tavsiye niteliğindeki Koronavirüs Sonrası Açılışlarda Hijyen ve Güvenlik Rehberi, www.iko.org.tr’de konuyla ilgili hazırlanmış, ücretsiz indirebilecek hazır posterlerle birlikte yer alıyor. Serviste hijyen nasıl sağlanacak? Rehberde şu önlemlere yer verildi; “Maske kullanımı ve fiziki mesafe kurallarının azami derecede uyulması istenen rehberde, mağazanın genel temizliğinin yanı sıra müşterilere verilecek altın takı ve mücevher servisinde takip edilecek hijyen tedbirleri de yer alıyor. Kuyumcu mağazalarında servis sırasında ve sonrasında alınacak hijyen tedbirleriyle ilgili aşağıdaki tavsiyelerde bulunuluyor. Her servisten önce müşterinin ve kendi ellerinizi kolonya veya dezenfektan ile temizleyin. Sıvı sabun en etkili ve mücevhere zarar vermeyen en basit yoldur. Her servis tamamlandığında, ürünleri hazırladığınız bol sıvı sabunlu sprey ile dezenfekte edip ardından su spreyi ile durulayarak hijyeni büyük oranda sağlayabilirsiniz. Varsa mücevher yıkama makinası da sıvı sabunlu su ile kullanılabilir. Denenen ürünlere işlemin sağlığa zarar verebileceğini göz önünde bulundurarak ultraviyole ışınları uygulanmamalıdır. Özellikle taşlı mücevherlerin dezenfekte edilmesinde alkol, antiseptik, deterjan benzeri malzemeler kullanmayın. Bu malzemelerden pek çok mücevher taşı etkilenebilir. Mercan, inci, renklendirme veya dolgu işlem görmüş zümrüt, kehribar, opal gibi taşlarla, foyalı ürünleri de sıvı sabunla temizlemeyin.” Tedbirler kapsamında, ayrıca personeli korumak amacıyla tezgâhlar ve müşteri alanı arasına geçici bir ayırıcı veya pencere yerleştirilmesi, kuyumcu ve mücevher mağazalarında bunun mümkün olmadığı durumlarda çalışanların mutlaka yüz siperi kullanması isteniyor. Kuyumcu güvenliği için kamera kaydı alınacak Mağazanıza maske ile girecek müşterilerin kameralarda kaydının bulunabilmesi için; Müşteri mağazaya girmeden önce kolonya veya dezenfektan ikramı ile ellerini dezenfekte etmesini sağlayın. Sosyal mesafeyi koruyun ve güvenlik için maskesini kulak arkasından tutarak açmasını rica edin. Mağazanın dışındaki güvenlik kamerasına bakmasını rica ederek kayıt alın. Maskesini aynı şekilde kulak arkası kısmından tutarak takmasını rica edin. Tekrar kolonya ikramı ile ellerini dezenfekte ederek tam hijyeni sağlayın. Esnafımızın ve müşterilerin güvenle alışveriş yapabilmesi için çalıştık “Dünya Sağlık Örgütü’nün raporuna göre insanların COVID-19’u eşyalardan alması nispeten daha düşük bir olasılık. Virüsün birincil bulaşma yolu kişiden kişiye temas yoludur. Bu nedenle mağazanın içinde herkesin mutlaka maske takmasına, fiziki mesafenin korumadığı işyerlerinde personelin vizör, siperlik takmasına, denendikten sonra altın ve mücevherleri sıvı sabunlu spreyle temizlemeye, yüzeyleri sık sık dezenfekte etmeye dikkat edin.” diyen İstanbul Kuyumcular Odası Başkanı Mustafa Atayık, “Kuyumcu Hijyen Rehberi”yle ülkemizin koronavirüsle başarılı bir şekilde sürdürdüğü mücadelesine destek olmayı amaçladıklarını söyledi.

Analiz

Piyasalarla birlikte altın fiyatları da normale dönüyor…

Piyasalarla birlikte altın fiyatları da normale dönüyor…

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını endişesi, küresel ekonomilerde daralmaya, merkez bankalarının genişlemeci politikalarına, altın fiyatlarının da agresif yükselişlerine neden oldu.

Merkez bankaları ardı ardına faiz indirimlerine giderken, dünya genelinde insanlar varlıklarını korumak için panikle ETF altın alımlarına hız verdi.
Dünya genelinde maden ocaklarının, rafinerilerin, perakende kuyumcu mağazalarının kapalı olması ve ülkeler arası uçuşlar yasak olduğundan fiziki altın dolaşımının gerçekleşmemesi gibi nedenler, insanların fiziki altına ulaşımını kısıtladığından ETF alımlarında 19 yılın rekoru kırıldı.Dünya Altın Konseyi’nin (WGC) 2020 yılının ilk çeyrek raporunda, dünya genelinde yaşanan virüs salgını nedeniyle üretim ve tüketiminde %8-9 civarında düşüşler olduğunu belirtti. Hindistan başta olmak üzere en fazla işlenmiş altın tüketen ülkelerin düğünlerini ötelemesi, fabrikalar kapalı olduğundan teknoloji tarafında altın talebinin olmayışı, insanların geliri olmadığından tasarruf amaçlı fiziki altın talebinde bulunamaması bu açıklamayı doğruluyor. WGC’nin Nisan ayı raporunda ise güvenli limanlara olan talebin sürdüğünü, 9,3 milyar dolar yatırım fonlarının arttığını, fonlara 170 ton altın eklendiğini, toplam tutarın 3.355 tona yükseldiği açıklandı.Diğer yandan altın, puslu havaları sevdiğinden jeopolitik riskler, doğal felaketler ve salgın olayları yaşandığında güvenli liman özelliğini korur. Ancak merkez bankalarının düşük faiz uygulamaları ve panik alımları, ETF alımlarının rekor kırmasıyla altın fiyatlarında beklenmedik sunî yükselişlere neden olduğunu gözlemledik. 2020 yılına 1.517 dolar seviyesinden başlayan altının ons fiyatı, 1.765 dolara yükselerek 5 ayda 248 dolar %16,5 değer kazandı. Bu süreçte dolar varlıklarında da yükselişler yaşandı.
Küresel ekonomi ve piyasaların normalleşme sürecine girmesiyle beraber altının ons fiyatında dolar ile beraber düşüşler başladı.
Salgın sürecinde insanların nakit ihtiyacı olduğundan rezerv para olarak dolar tercih edildi ve dolar endeksi 100.0 seviyesinin üzerine yükseldi. Yani dolar ve altın salgın vakalarının arttığı dönemlerde beraber yükseldi.Şimdi de beraber gerilediğini gözlemliyoruz.
Düşüşlerin yıl içinde devam edeceğini tahmin ediyorum.
Teknik olarak 1.700 dolar seviyesinin altına sarkmalarda kademeli olarak 1.680-1.650-1.630 dolar seviyelerini takip edeceğim.
Küresel borsalarda beklediğim 2.satış dalgası gerçekleşirse, borsa yatırımcıları ek teminat tamamlamak için tekrar altın satmak zorunda kalabilirler. O zaman da altının ons fiyatı 1.600 dolar seviyesinin altına sarkabilir ve düşüşler 1.520 dolar seviyesine kadar sürebilir.
Altının ons fiyatı, Haziran ve Temmuz ayında düşüşlerini sürdürebilir.
2020 yılına 291 lira seviyesinden başlayan altının gram fiyatı ise 396 liraya yükselerek 5 ayda 105 lira, %35 değer kazandı.
Uluslararası piyasalarda altının ons fiyatından, yurtiçi piyasalarda dolar/TL kurundan destek alan altın gram fiyatı, 1 yıllık kazancını 5 ayda verdiğini gördük. Ondan sebep bu yükselişlerin köpük olduğunu düşünüyorum. Çünkü 16 Mart’tan itibaren altının ons fiyatı 1.450 dolar, altının gram fiyatı 299 lira seviyelerinden itibaren kar satışları ve düzeltme hareketleri gerçekleştirmeden soluksuz yükseldi. Salgın ortamında piyasalarda anormal süreçler yaşandığından düğün yapacaklar, altın borcu olanlar veya ilk kez altın yatırımı yapacak olan vatandaşlar, yükselişler karşısında üzüldü.
Altın fiyatlarındaki yükselişlere üzülen vatandaşlara, Nisan ayından bu yana sakin olmalarını, panik alımı yapmamalarını, düşüşler için sakin ve soğukkanlılıkla beklemeleri konusunda sık sık tavsiyelerde bulunmuştum. Mayıs ayı içinde 396 liraya yükselen altının gram fiyatının geçtiğimiz hafta 367 liraya gerilediğini gördük.
Ekonomi yönetiminin almış olduğu tedbir ve önlemler sonrasında dolar/TL kuru, 7,27 liradan 6,69 liraya düştü. Türkiye-Katar arasında swap anlaşmasının 5 milyar dolardan 15 milyar dolara yükselmesi, dolar endeksinin gerilemesiyle gelişmekte olan ülke para birimlerinin değer kazanması, başka ülkelerle swap anlaşmalarının geleceğine dair beklentilerin güçlenmesi, küresel borsalarda yaşanan yükselişler ve bankalardan alınan dövizlere BSMV oranın yüzde 1’e çıkarılması dolar/TL kurunun düşüşlerinde etkili oldu.Dolar/TL kurundaki düşüşlerin kısa vadede 6,60 lira seviyesine kadar süreceğini öngörüyorum. Ancak dolarla ticaret yapanlar için 6,80-6,60 lira aralığı, alım için son bir fırsat olabilir. Düşüşlerin kalıcı olmayacağını öngörüyorum. Özellikle Haziran ortalarında tüm ülkelerde normalleşme sürecinin hızlanması, hem dolar hem de altını baskı altında bırakmayı sürdürebilir. Dolar/TL kuru ve altının ons fiyatında yükselişlerde olduğu gibi düşüşlerinde beraber yaşanması, altının gram fiyatını olumsuz yönde etkilemesini bekliyorum.

Altının gram fiyatı, kademeli düşüşlerini sürdürebilir.
Altın almak isteyenlere kademeli alımlar tavsiye edebilirim.
Kademeli düşüşlerde 370-360-350 ve 340 lira seviyelerini bekliyorum.
Geçtiğimiz haftalarda 364 liraya gerileyen altının gram fiyatı, yatırımcısına kademeli
alımlarda 2.fırsatı sunmuş oldu.
Umarım kademeli alım yapmışlardır.
Alımları yüzde 25’lik dilimler halinde yapılmasını, dolarla almanın risk açısından daha
sağlıklı olacağını söyleyebilirim.
Altın alımı için TL’de bekleyenler, nakitlerinin en az yarısını dolar yaparlarsa risklerini
azaltmış olurlar.
Altın alımını yarı TL, yarı dolarda bekleyenler hem TL tarafında hem de ons tarafındaki
düşüşlerden faydalanabilirler.

Toparlayacak olursak, altın alımı için çok acele edilmemeli.
Zaten düğünlerin yüzde 90’ı Eylül-Ekim-Kasım aylarına ötelendi.
Düğün yapacakların acele etmesi gereken bir durum yok.
2 yıl önce 7,20’li seviyelerden dolar alanların zararını kapatmak için 20,5 ay beklediklerini
unutmamak gerek.

2013’de ETF’lerde yaşanan satışlardan dolayı altının ons fiyatının yüzde 27 değer
kaybettiğini unutmamak gerek.
Özellikle bankalardan fiziki olmayan döviz ve altın satışlarından alınan yüzde 1’lik BSMV
vergisini göz önünde bulundurduğumuzda sanal al-sat yapanlar, piyasalarda sunî
dalgalanmalara neden olamayacaklar.
Vergi kararı sonrası döviz ve altın talebinin de azalacağını düşünüyorum.
Bu zorlu süreçte vatandaşlar sosyal medyadaki algı operasyonlarına çok dikkat etmeli.
Dolar 10 lira olacak, altın 450 lira olacak, bankalardaki mevduatlarınıza devlet el koyacak
diyenler iki yıl önce olduğu gibi yine sahnede.
Yurtdışından maddi ve teknik destek alarak sosyal medya üzerinden yalan yanlış beyan
verenlerin tuzağına düşmeyin.
Özellikle ajansların sahte hesapları üzerinden gerçekleşen algı operasyonları, gerçekleri değil
hükümeti hedef aldığından milleti galeyana getirmek için uğraş veriyorlar.
Söylediklerimi şöyle bir örnekle özetleyebilirim.
Türkiye’de al-sat yaparak kolay para kazanan binlerce oyuncu var.
Özellikle yabancı oyuncuların elinde TL bulunmadığı halde günlük 60-70 milyon dolarlık
açığa alım-satım yaparak paralar kazandığını, bu dalgalanmalar döviz kurları üzerinden
piyasaları olumsuz etkilendiğini düşünün.
İki hafta önce BDKK, Londra merkezli üç bankayı tespit etmiş ve işlem yasağı getirmişti.
Al-sat yapan binlerce piyasa oyuncuları ve onlara aracılık eden bankalar kolay para
kazanmayı sürdürürken devletin vergi istemesinden doğal ne olabilir ki?
Kazancın olduğu her yerde vergi olur.
Döviz ve altına gelen vergilerden rahatsız olan kolay para kazananlar, millete bu durumu
yalan yanlış anlatmayı sürdürüyor.
Asıl gerçek hortumlarının kesilmesi.
Ekonomi yönetiminin vergi kararı, sadece devletin vergi kazanmasına destek vermeyecek,
beraberinde kumar bağımlığı olmuş insanların bağımlılığını azalmış, toplumun tasarruflarının
korunmasına neden olacak.
Tasarruflarınızla al-sat yapmayın.
Al-sat kumar bağımlılığı yapar ve oynayan kazanır.
Tasarrufçu olmayı başarın.
Neye yatırım yaparsanız yapın, uzun vadeli düşünerek plan kurun.
Yurtiçi yerleşiklerin altının mevduatlarında son iki yılda ciddi artış yaşandı.
2018 Mayıs’ta 5.4 milyar dolar olan altın mevduatları, 2020 Mayıs’ta 20.9 milyar dolara
yükseldi.
Sosyal medyada sürekli dolar mevduatlarının arttığını, vatandaşın dolar stokladığını yazanlar,
milletin altın tasarrufu yaptığını ve altın mevduatlarının arttığını söylemiyorlar.
Türkiye’de harcama ve tasarruf alışkanlıkları değişti.
Yastık altı ve nakit tercihi geçen yıla kıyasla 7 puan yükselerek yüzde 24’e yerleşti.
Son üç yıldır tasarruf araçları tercihinde yastık altı altının payı yüzde 14 oldu.
Bu yıl tasarruf sahiplerinin yüzde 16’sı altın hesabını tercih ederek tasarruflarının arttığını
belirtiyor.
TL’deki değer kaybına karşın emtia fiyatları, enflasyon görünümü üzerinde olumlu etkiye
neden olabilir.
Piyasalarla birlikte altın fiyatları da normalleşme sürecine girdi.

Düğün sezonu başlıyor, gelenekler değişiyor!
Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını, dünya genelinde düğünlerin ertelenmesine neden
oldu.
Dünya genelinde sosyal mesafe kuralı ve kısıtlamalar dolayısıyla ertelenen düğünler, bu yıl
yaklaşık 200 sektörde kargaşaya neden olduğunu gördük.
En çok etkilenen sektörlerin başında takı sektörü geliyor.
Hindistan, Çin ve Türkiye gibi ülkeler, düğün sezonunda en çok işlenmiş altın talebini artıran
ülkeler.
Hindistan, hint modelleri dediğimiz ağır gram ve işçilikli altın takıları tercih ederken Çin,
mücevherat talebinde önemli bir paya sahip.
Türkiye ve Ortadoğu ülkeleri, 21-22-14 ayar işlenmiş takıları tercih ediyor.
Virüs salgını sürecinde ülkeler arası uçuşlar yapılamadığından fiziki altın dolaşımı
gerçekleşmedi.
Rafine, maden ocakları ve perakende kuyumcu mağazaların kapalı olması da insanların altın
ulaşımını engellemiş oldu.
Yani, dünya genelinde düğün yapacakların altın alamadıklarını gördük.
3,5 aylık süreçte dünyada fiziki altın talebi azaldı ancak insanlar varlıklarını korumak için
ETF altın talebini artırdı.
Pandemi sürecinde panik altın alımlarının artması, fiziki altın ulaşımının olmaması ve
düğünlerin ötelenmesi aslında düğün yapacak olan insanlar için iyi olduğunu söyleyebilirim.
Çünkü fiziki altın ulaşımı olsaydı insanlar yüksek fiyatlardan altın almak zorunda
kalacaklardı.
Bu da altın alacakların zarar etmesine neden olacaktı.
Uluslararası piyasalarda altının ons fiyatının 1.765 dolar, altının gram fiyatının 396 liraya
yükseldiğini anımsatmak isterim.
Ekonomilerin normalleşmesiyle altının ons fiyatının 1.668 dolar, altının gram fiyatının 364
liraya gerilediğini gördük.
Piyasaların normalleşmesi, fiyatlarında normalleşmesine neden oldu.
Dünyada hükümetlerin ve merkez bankalarının almış olduğu tedbir ve kararlar, virüs vaka
sayılarının azalması, kısıtlamaların kalması ve sosyal mesafenin normalleşmesi, düğün ve
nikah yapacak insanların tekrar düğün hazırlığına başlamasına neden oldu.
Ancak düğün sezonun en yoğun yaşanacağı aylar Eylül-Ekim ve Kasım ayları olacak.
Yaptığım araştırmalar sonucunda düğün salonları, oteller, nikah salonları ve açık hava
mekanlarda rezervasyonların bu aylarda full olduğunu gözlemledim.
Kapalıçarşı ise tarihinde ilk kez alınan tedbir ve önlemlerden kapsamında 90 gün kapalı kaldı.
1 Haziran itibariyle tamamen açılan Kapalıçarşı’da yavaş yavaş düğün hazırlıklarının
başladığını gözlemliyoruz.
Ancak virüs korkusu nedeniyle insanlar alış veriş için Kapalıçarşı’yı değil, mahalle cadde
esnaflarını daha çok tercih ediyor.
Alışmaları sanırım biraz zaman alabilir.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, nikah salonlarının 15 Haziran, düğün salonlarının 1
Temmuz’dan itibaren açılacağını duyurdu.
Sektörlerde buna göre hazırlığını yaptı.
Mart ayı öncesi nikah ve düğün tarihi almış, evlerini hazırlamış yani her şeyi hazır olan çiftler
Haziran ve Temmuz aylarında düğün ve nikahlarını yapacaklarını, tarih almayanlarında Eylül-
Ekim ve Kasım aylarında yapacaklarını söyleyebilirim.

Bu süreçte hükümetin almış olduğu tedbir ve destekler de sektörlerin canlanmasına olumlu
katkı sağlayacak.
Mesela; Yurtiçi turizmin desteklenmesi amacıyla yurtiçi havayolu, seyahat acentaları ve
konaklama harcamalarında kredi kartı taksit sınırı 12 aydan 18 aya yükseltildi.
Önümüzdeki günlerde ya da haftalarda farklı sektörlerde de taksit sınırlamasının
artabileceğini düşünüyorum.
Özellikle altın alış verişlerindeki 8 ay taksit sınırı 12 aya yükseltilebilir.
Böyle bir uygulamanın hem düğün yapacak, hem altın borcu olan hemde altın sektörüne
büyük katkı sağlayacağını görebiliriz.
Altının gram fiyatı her yıl yüzde 35-40 aralığında değeri arttığından alım gücü azalıyor.
Ondan sebep düğün yapacak çiftler, altın aldıklarında rahat rahat ödeme imkanı olmalı.
Düğünden hemen sonra nakite sıkışıp altınlarını bozdurmamalı veya bozmak zorunda
kalmamalı.
Çiftlerin almış oldukları altın takılar ve düğünde takılan hediye altınlar, çiftlerin gelecekte ev
ya da farklı şeylere yatırım yaptıklarında peşinatı olarak biriktirmeli.
Altın taksit sınırlamasının yükseltilmesi altın borcu olanlara da bir fırsat sunacaktır.
Bugün düğün yapacak çiftler, en az 30 bin liralık alış veriş yaptıklarını göz önünde
bulundurduğumuzda taksit imkanının faydasını görmek daha kolay olacaktır.
Düğünler bu yıl sosyal mesafe kuralları içinde yapılacak.
Düğün salonları ve organizasyon yapılacak mekanlar ona göre hazırlandı.
Düğünlerde örf ve âdetlerimiz olan takı hediyeleşmesinde de farklılıklar olmalı.
Bugüne kadar süren klasik süreçte gelin ve damadın boynuna asılan kurdeleye takılar
takılırken artık hediye keselerin içerisine takılarını koymak, öpüşüp koklaşmadan tebrik
etmek şart oldu.
Takıların gelin ve damadın yaka veya kollarına takılmaması, ten iletişimini sonlandırır, sosyal
mesafeyi korur.
Bu yıl mecbur olarak bu süreci böyle sürdürmek zorundayız.
Diğer geleneklerde ise gelinin avucuna altın bırakmak artık tarih oluyor.
Salgın sürecinde vatandaşlarımızın günlük kullandıkları takıları, birbirine takmak amaçlı
emanet vermemeli.
Haziran ayının ilk haftasında altın satışlarında bir hareketlilik yaşandı.
Ancak vatandaşların altın bozdurmalarında daha fazla yoğunluk yaşandı.
Yani altın satanların sayısı, alanlardan daha fazlaydı.
Çünkü hükümetin piyasaları canlandırmak için faizleri düşürmesi, ev ve araba alacak
olanların yastık altından altınlarını nakite çevirmesine neden oldu.
Gelecek aylarda ev ve araç satışlarındaki rakamsal artışları hep beraber göreceğiz.
Virüs salgını sürecinde vatandaşların tasarruf alışkanlıklarında da değişiklikler olduğunu
gözlemledim.
Özellikle yastık altı tasarruflar arttı, birikimlerin çoğu altına döndü.
Yurtiçi yerleşiklerin bankalardaki altın mevduatları, Mayıs 2018’de 5 milyar dolardı.
Mayıs 2020’de bu rakam 20,9 milyar dolara yükseldi.
Mart’ın ikinci haftasında gümüşün gram fiyatının 2,50 liraya gerilemesi, Mayıs’ın son
haftasında 4,00 lira yükselmesi, banka mevduatlarında gümüş hesaplarının artmasına, iç
piyasalarda fiziki gümüş talebinin de artmasına neden oldu.
2,5 ayda gümüşün altından daha fazla getirisi olduğunu belirtmek isterim.
Gümüş, Türkiye’de artık takı ve süs eşyası olmaktan çıktı.

Gümüş, artık yatırımcıların yeni gözdesi.
Açıklanan altın ve gümüş ithalat rakamları şöyle;
-Türkiye'nin altın ithalatı Mayıs ayında 11.768 Kg oldu
-Türkiye'nin gümüş ithalatı Mayıs ayında 40.011 Kg oldu
-Türkiye'nin altın ithalatı Ocak-Mayıs döneminde 93.865 Kg oldu
-Türkiye'nin gümüş ithalatı Ocak-Mayıs döneminde 140.692 Kg oldu

Haber

Brexit Sonrası Yeni Vergi Oranları

Brexit Sonrası Yeni Vergi Oranları

Birleşik Krallık (BK) Hükümeti’nin 31 Aralık 2020 tarihinde sona ermesi öngörülen ‘Geçiş Dönemi’ sonrasında 1 Ocak 2021 tarihi itibarıyla uygulanması öngörülen yeni gümrük vergisi oranları yayınlanmıştır. 1 Ocak 2021 tarihi itibarıyla uygulanmaya başlayacak olan mücevher GTİP ürün tablosunu ekte bilgilerinize sunarız. Detaylı bilgi için kaynak: https://www.gov.uk/check-tariffs-1-january-2021 Saygılarımızla,

Gezi

Dünyanın en eski arkeolojik tapınağı: Göbeklitepe

Dünyanın en eski arkeolojik tapınağı: Göbeklitepe

Birçok gizemini hala saklayan, mimarlık tarihinin başlangıcı olarak kabul edilen, şaşırtıcı tasvirleri ve detayları ile büyüleyici Göbeklitepe, görmeniz gerekenler listesinde ilk sıralarda yer almalı!

öbeklitepe’de yapılan kazılarda, yerleşik yaşama geçişle ilgili mevcut bilgileri alt üst edecek buluntular ortaya çıkmıştır. Göbeklitepe, M.Ö. 10.000 yani günümüzden 12.000 yıl öncesine tarihlenen Çanak Çömleksiz Neolitik döneme ait bir inanç merkezidir. 80 dönümlük alana sahip olan ören yeri, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca 2005 yılında 1. derece arkeolojik sit alanı ilan edilmiştir. İnsanoğlu ilk kez, Neolitik Dönemde doğa ile olan ilişkisini kendi lehine çevirerek, avcılık ve toplayıcılık ile birlikte tarıma da yönelmiştir. Yine bu dönemde hayvanların evcilleştirilmesi gerçekleşmiş, ilk dini ve sivil mimari örnekleri ortaya çıkmaya başlamıştır.Şanlıurfa İl Merkezi’nin 17 km doğusunda Örencik (Karaharabe) Köyü’nün 3 km kuzeydoğusunda yer alan Göbeklitepe, adını bölgede bulunan yatır mezardan (ziyaretten) almaktadır. İnsanoğlunun ilk tapınağı Mimarlık tarihi, insanoğlunun avcı ve toplayıcı toplumdan yerleşik topluma geçmesi ile başlar. Göbeklitepe’de bulunan 12.000 yıllık yapılar, mimarlık tarihinin başlangıcı olarak kabul edilmiştir. İnsanoğlunun tek tanrılı dinlerden önceki çok tanrılı döneme ait ilk tapınağı, M.Ö.4.000 yılına tarihlenen Malta Adası’ndaki tapınak olarak biliniyordu. Göbeklitepe Tapınağı’nın tespiti ile bu bilgiler geçerliliğini yitirmiş ve insanoğlunun ilk tapınağının günümüzden 12.000 öncesine tarihlenen “Göbeklitepe Tapınağı” olduğu bilimsel verilerle kanıtlanmıştır. Göbeklitepe neden gömüldü? Dairesel yapının içerisindeki kireç taşı ve toprak yapısının homojen olması, Göbeklitepe tapınağı içerisindeki pek çok kalıntının tapınak kapatılmadan önce temizlenmesi ise alanın bilinçli bir şekilde gömüldüğünü, diğer bir deyişle kapatıldığını gösteriyor. Fakat ne yazık ki henüz “Göbeklitepe neden gömüldü?” sorusunun bir cevabı yok.   Girişi ücretli olan Göbeklitepe’yi; 15 Nisan – 2 Ekim arası 08.00 – 18.30, 3 Ekim – 14 Nisan arası 08.00 – 16.30  saatleri arasında görebilirsiniz.

Yaşam

“Bir daha dünyaya gelsem yine aynı mesleği yaparım”

“Bir daha dünyaya gelsem yine aynı mesleği yaparım”

Kapalıçarşı’da 50 yıldır aynı handa, aynı dükkanda geçen bir ömür Partam Derderyan’ın ki… Mesleğini adeta ilk günkü heyecanla yapıyor. Günümüz teknolojisini el işçiliğiyle birleştirince de ortaya harika eserler çıkarıyor. 50 yıllık meslek hayatını, usta-çırak ilişkilerini ve Kapalıçarşı’yı bir de Partam ustadan dinleyin…

Bu mesleğe nasıl başladınız? 1955 İstanbul doğumluyum. İlkokulu bitirdikten sonra maddi imkansızlıklardan dolayı okulu bırakıp 12 yaşında Kapalıçarşı’ya adımımı attım. 12 yaşımdan beri yani 55 yıldır bu dükkandayım. Şuan bulunduğum handa en eski usta benim. Bizim yaptığımız çıraklığı şuan hiçbir çocuk yapamaz. Ustamıza duyduğumuz saygı sonsuzdu. Şimdiki çıraklık dönemiyle bizim dönemimiz arasındaki fark, doğu ile batı arasındaki fark kadar. Bizler meslek öğrenmek için bu işe başladık. Çünkü bu mesleği öğrenip ileride usta olup, bu meslek sayesinde evimize ekmek götürmeyi amaçlardık. Günümüz jenerasyonu maalesef bu azimle çalışmıyorlar. Eskiden aileler çocuklarını ustalara emanet ederlerdi. Bu nedenle ustalarımıza duyduğumuz saygı, işimize duyduğumuz merak ve amaç bizi bu günlere getirdi. Ben bir daha bu dünyaya gelsem, yine aynı mesleği yapmak isterim. Sürekli yeni modeller ortaya çıkarıp her defasında yine aynı mutluluğu yaşıyorum. Ustam bana ustalıktan ziyade babalık yapmıştır. Bugün ben Partam Derderyan olduysam, onun sayesinde olmuşumdur. Benim gayretlerim, ustamın yol göstericiliği sayesinde mesleğimi bugünlere taşıdım. Ben de yetiştirdiğim kalfalarımla hala iletişim halindeyim. Çıraklarınızla samimi, içten bir iletişiminiz olması lazım. İnsanları sınıflarına göre değerlendirmemek lazım. İnsani değerlere önem vermek lazım.

“Teknolojiye ayak uyduramasaydık şu an çalışıyor olamazdık.”

Teknolojiyle aranız nasıl? Bugün bu mesleği devam ettirmemdeki en büyük nedenlerden biri de teknolojiye ayak uydurmam. Teknoloji değiştikçe talepler değişti, mıhlama türleri değişti. Ben, teknolojiyi kullanan genç ustalardan mesleğimizin teknolojiyle olan sentezini öğrendim. Teknolojiye ayak uyduramasaydık şu an çalışıyor olamazdık. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte tasarımlar da farklılaştı, daha şık oldu. Eskiden daha çok el yordamıyla, zamanın araçlarıyla mücevherler yapılırdı. Ancak günümüzde çok daha kusursuz ve farklı tasarımlar meydana çıkıyor. Günümüz tasarımlarını nasıl buluyorsunuz? Çok güzel. Dünya ile yarışacak güzellikte tasarımlarımız var. Ayrıca ülkemizin mücevherde tercih edilmesindeki en büyük nedenlerden bazıları; işçiliğin ucuz olması, tasarımların yüksek kalitede olması. Günümüzde eskiden olduğu gibi önemli ustalar var mı? Evet. Micro mıhlama yapan birçok usta, el işçiliğiyle teknolojiyi birleştiren birçok genç ustamız var. Bizim mesleğimizde hata yapma şansınız yok. Hiç hata yapmamanız lazım. Bu nedenle işimizi titizlikle yapıyoruz. Müşterileriniz arasında ünlü isimler var mı? Hayatımda en büyük taşı Vehbi Koç’un kızına mıhladım. Ajda Pekkan’dan Betina Hakko’ya, Hülya Avşar’a birçok ünlü isim dükkanıma gelmiştir. Mesleğinizin inceliklerini genç öğrencilere aktarabiliyor musunuz? Ünlü bir üniversitenin rektörü benden öğrencilere ders vermemi istedi. Ancak ben bu konuda yetkim olup olmadığını bilmediğim için yapmadım. Ancak çok sayıda stajyer yetiştirdim. Onların mesleklerinde başarılı olmaları beni çok mutlu ediyor. 50 yıldır Kapalıçarşı’dasınız… O günden bu güne Kapalıçarşı’yı sizden dinleyebilirmiyiz? Eski dönemdeki Kapalıçarşı’nın ruhu şu anda yok. Eski mağaza sahipleri, cilalı ayakkabı, kostüm, kravat ve fötr şapkasız mağazasına girmezdi. O zamanki müşteri kitlesi de öyleydi. Kürklü kadınlar, papyonlu erkekler… O günden bu güne gelinen süreçte insanların kıyafet tarzından, kalitelerine, davranış biçimlerine kadar birçok şey değişti. İşverenle usta arasındaki ilişki de günümüzde değişti. Artık standartlar parayla ölçülmeye başlandı.

Haber

Koranavirüs günlerinde en çok Facebook, Youtube ve WhatsApp tercih edildi

Koranavirüs günlerinde en çok Facebook, Youtube ve WhatsApp tercih edildi

Dijital pazarlama dünyasını yakından ilgilendiren “We Are Social 2020” raporu yayımlandı. Rapora göre, küresel çapta 3,8 milyar aktif sosyal medya kullanıcısı mevcut. Evde kaldığımız koronavirüs döneminde en çok Facebook, Youtube ve WhatsApp kullanıldı.

VOIR
EG Bilişim Teknolojileri hakkında: 2011 yılında kurulan EG Bilişim Teknolojileri, Google reklamları, SEO çalışmaları ve sosyal medya reklam yönetim hizmetleri konusunda küçük ve orta büyüklükteki kurumlara hizmet veriyor. 2016 yılında Google SMB Premier Partner Programına dahil olan EG Bilişim Teknolojileri, dijital pazarlamayı maliyet olmaktan çıkarıp yatırıma dönüştürme amacıyla çalışıyor. EG Bilişim Teknolojileri, müşterilerine dijital pazarlamayla ilgili yeni stratejiler sunarken, dijital pazarlama alandaki gelişmeleri değerlendirerek yeni yol haritaları da belirliyor. Dijital pazarlamaya ara veren kaybedecek, hiç başlamayan ayakta kalamayacak Şirketler açısından sosyal medyanın müşteri ilişkilerini sürdürmede geldiği kritik noktaya değinen Google SMB Premier Partneri EG Bilişim Teknolojileri’nin CEO’su Gökhan Bülbül, “Sosyal medyanın gücünü daha iyi anladığımız bir dönemden geçiyoruz. Pandemi sürecinde sosyal medya insanları hiç olmadığı kadar ulaşılabilir kılıyor. Salgın döneminde dijital pazarlamaya ve iletişime ara veren şirketler, bu dönem sona erdiğinde müşterileri ile aynı iletişimi kurmakta zorlanabilir. Bu nedenle şirketlerin iletişime devam etmeleri, dijital pazarlama stratejilerini geliştirmeleri ve daha çok ‘biz buradayız’ demeleri gereken bir dönemdeyiz.” dedi. Instagram’ı en yoğun kullanan 6. ülkeyiz COVID-19 salgınının beraberinde getirdiği yeni yaşam düzenine uyum süreci insanların günlük rutinlerini ve alışkanlıklarını değiştirdi. Salgın nedeniyle eve kapanmak zorunda kalan insanlar, bilgi almak, işlerini sürdürmek ve sosyalleşmek için sosyal medyayı daha yoğun kullanmaya başladı. We Are Social’ın Ocak-Nisan aylarını kapsayan raporuna göre, sosyal medyayı aktif kullananların sayısı 3,81 milyarı bulurken, dünya nüfusunun yüzde 49’unun sosyal medya kullanıcısı olduğu belirlendi. Bu oran, 2019 Ocak We Are Social raporunda yüzde 42 seviyesindeydi. 2,5 milyar kullanıcısı ile Facebook’un tahtı sallanmadı Son haftalarda evden çalışmanın ve sokağa çıkma yasaklarının artması ile sosyal medya kullanımında ciddi oranda artış oldu. We Are Social’ın raporuna göre, 2,5 milyar aktif kullanıcıya sahip Facebook, en fazla kullanıcıya sahip sosyal medya mecrası olurken, YouTube ve WhatsApp kullanan 2 milyar kullanıcı mevcut. WeChat’in 1 milyar kullanıcıya, son zamanlarda popülerleşen platform TikTok’un ise 800 milyon kullanıcıya ulaştığı görülüyor. Twitter’da yedinci sıradayız Türkiye, Instagram ve Twitter’daki kullanıcı sayısı yoğunluğu açısından dünyadaki ilk 10 ülke arasında yer alıyor. Rapora göre son bir yılda Türkiye’de Instagram kullananların sayısı yüzde 3 artarak 39 milyona ulaştı. Nisan 2020 itibariyle dünyada en çok Instagram kullanıcısının olduğu 6. ülkeyiz. Twitter kullanıcı sayısı ise yüzde 16 artarak 13,6 milyon oldu. En çok Twitter kullanıcısının olduğu ülkelere bakıldığında Türkiye’nin 7. sırada olduğu görülüyor.