Güncel

“2021’de altın fiyatları düşüşe geçecektir”

“2021’de altın fiyatları düşüşe geçecektir”

İhracat kategorisinde söz sahibi firmalar arasında yer alan Eriş Jewellery Yönetim Kurulu Başkanı Levent Eriş 2020 yılını, altın fiyatlarının seyrini ve 2021 yılı planlarını Voir Magazin’e anlattı.
Altın fiyatları geçtiğimiz yıl agresif bir seyir izledi? Bu yıl altın fiyatlarının nasıl bir seyir izleyeceğini düşünüyorsunuz? Geçtiğimiz yıl hızla artışını sürdüren altın fiyatlarırır, pandemi hafifledikçe düşüşe geçeceğini düşünüyorum. Şu anda tüm dünya piyasalarının altından ziyade nakite ihtiyacı var. Bu nedenle altın fiyatlarının düşeceğini öngörüyorum. Fuarların gerçekleştirilememesi sektörü oldukça etkiledi. Bu durumda yurtdışı iş ortaklarınızla ticaretinizi nasıl gerçekleştirdiniz? Fuarların geçtiğimiz yıl gerçekleştirilememesi tüm sektörü negatif etkiledi ve bu anlamda açığı kapatmanın imkanı yok. Ancak bu açığı kapatmak için elimizden geleni yapıyoruz. Bu noktada müşterilerimizle telefon, internet, sosyal medya üzerinden görüşmelerimizi sürdürüyoruz. Ayrıca JTR’nin sağlamış olduğu dijital satış teknikleriyle mümkün oldukça ticaret yapmaya çalışıyoruz. Bu durumun Nisan ayına kadar böyle devam edeceğini düşünüyorum. 2021 yılında nasıl bir strateji ile ilerlemeyi planlıyorsunuz? Önümüzü göremediğimiz için henüz belirli bir strateji doğrultusunda ilerleyemiyoruz. Elimizden geldiğince, normal düzene geçene kadar olabildiğince doğru kararlar ve sağlam adımlarla ticaretimizi gerçekleştiriyoruz.

Uncategorized

Alışverişte dijitalleşme yükselişini sürdürecek

Alışverişte dijitalleşme yükselişini sürdürecek

Ariş Pırlanta Yönetim Kurulu Başkanı Kerim Güzeliş hem sektör hem de Ariş Pırlanta açısından 2020 yılı değerlendirmesi ve 2021 yılı beklentilerini açıkladı. 2021 yılının Türkiye açısından bir geçiş yılı olacağına dikkat çeken Güzeliş, “yeni yılın TL’nin durumu, istihdam kayıpları gibi konularla ilgili toparlanma süreci olarak değerlendirilmesi gereken bir yıl olacağını düşünüyoruz” dedi.
115 yıllık geçmişiyle Türkiye’nin en köklü mücevher markalarından Ariş Pırlanta’nın Yönetim Kurulu Başkanı Kerim Güzeliş, 2020 yılına ülkemiz ve tüm dünya açısından pandeminin damgasını vurduğunu aktarırken, “pandemi süreci, dijitalleşmeyi hızlandırdı. E-ticarete uzak duran sektörler ve ürün grupları bile online olarak tercih edilmeye başlandı. Sektör açısından baktığımızda Mart ayından itibaren, işlerin az olmasından dolayı birçok işletme, firma yarı veya yüzde 40 kapasite ile çalışmayı tercih etmedi, kapandı. Ayakta kalanlar için bu bir fırsat oldu” dedi. Güzeliş 2020 yılı ile ilgili sözlerini şöyle sürdürdü: “Ariş Pırlanta olarak yeniliklere, üretime ara vermeden devam ettik. Toptan müşterimiz 2-3 ay beklemek istemiyordu. Biz de stoğumuzla, üretimimizle buna cevap verebildik. Ek bir maliyet getirse de müşterilerimize anında ulaştırmayı tercih ettik. Bayilerimize ve satış noktalarımıza teşvik amaçlı değiştirmek istedikleri ürünleri daha güncel ürünlerle değiştirme fırsatı sunduk. Bu da bize böyle bir dönemde sipariş, yeni müşteri ve müşteri adayları olarak geri döndü.” Bu dönemde ürün geliştirmeye ağırlık verdiklerini de söyleyen Güzeliş gösterişli, hafif, görüntüsü zengin, trend olan, trend yaratacak ürünler üzerinde çalıştıklarını bildirerek, “bu ürünlerle satış noktalarımız için özel kampanyalar oluşturuyoruz” dedi. “Aşı ve aşının olumlu sonuçları ile küresel büyüme 2021’de hızlı şekilde toparlanacaktır” Pandemi süreci nedeniyle 2020 yılının başlarında açmayı planladıkları yeni mağazalarını yılın son çeyreğinde hizmete açtıklarını aktaran Kerim Güzeliş Ekim ayında Mersin, Kasım ayında da Kayseri mağazalarını açtıklarını söyledi. Güzeliş, şöyle konuştu: “Özellikle kapanma sürecinde tüketici tarafında iletişimi gerek telefonla gerekse online olarak daima sürdürdük. Bu sayede sektörde öncü olduğumuz online mağazamız ile tüketiciyle buluştuk. Normalleşme süreci ile birlikte satışlarımızın hareketlenmesinde bu iletişimi sürdürmemizin büyük etkisi bulunuyor.” Covid – 19’un Çin’den başlayıp tüm dünyaya yayılması ile birlikte aslında 2020’nin ekonomi anlamında çerçevesinin çizildiğini söyleyen Güzeliş, 2020 yılını pek çok ülkenin daralma ile tamamlayacağını, 2021 yılı için ise biraz daha iyileşmiş şartlar olmakla birlikte çok farklı bir tablo beklemediğini belirtti. 2021 yılına damgasını vuracak olayının aşı ve pandeminin seyri olacağını ifade eden Kerim Güzeliş, aşı ve aşının olumlu sonuçları ile küresel büyümenin 2021’de hızlı şekilde toparlanacağını beklediğini aktardı. 2021 yılının Türkiye açısından bir geçiş yılı olacağına dikkat çeken Güzeliş, “her ne kadar toparlanma emareleri görünse de TL’nin durumu, istihdam kayıpları gibi konularla ilgili toparlanma süreci olarak değerlendirilmesi gereken bir yıl olacağını düşünüyoruz” dedi. Kerim Güzeliş, 2021 yılına yönelik beklentilerini şöyle aktardı: “Pandemi döneminde de yaşadığımız gibi online alışveriş önem kazanacak. Gittikçe hızlanması kaçınılmaz. Covid-19 sürecinin sosyal mesafe, hijyen gibi zorunlulukları nedeniyle online alışverişin yükselişi devam edecek. Buna bağlı olarak da tekstil, aksesuar gibi ürünlerin dijital olarak denenmesine yönelik çalışmalar hızlanacak.” Kısa vadede yatırım altına yönelecek Pandeminin küresel ekonomide yeniden yapılanmaya yol açtığını aktaran Ariş Pırlanta Yönetim Kurulu Başkanı Kerim Güzeliş, bu süreç bittiğinde yeni bir düzenin söz konusu olacağını söyledi. Güzeliş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Pandeminin tüm dünyada yarattığı işsizlik ve tüketim alışkanlıklarının değişmesi gibi etkileri var. Bu doğrultuda ekonomide, yeniden şekillenmekte olan dünya düzenine göre değişiklikler olacak. Yatırım açısından bakıldığında da halihazırda olduğu gibi kısa vadede yatırım altına yönelecek. Orta vadede yatırımlar altın, dolar, euro üzerinden devam edecek.” “Ariş Pırlanta olarak geçmişimiz 115 yıl öncesine dayanıyor” diyen Güzeliş, o günlerden bu yana çok kriz dönemleri atlatıldığına dikkat çekerek şunları söyledi: “Ayakta kalmanın sırrı, hazırlıklı, temkinli davranmak. Ancak aynı zamanda fırsatları değerlendirmek için dinamik bir yapıya da sahip olmaktır. Biz bu dönemde gereksiz yatırımdan, harcamalardan kaçınmayı, yeni ürün geliştirmeye yönelmeyi tercih ettik. Habbe Koleksiyonumuz bu dönemin bize kazandırdığı yeni koleksiyonumuz oldu.” Almanya’da bir mağaza ve 10 satış noktaları bulunduğunu söyleyen Güzeliş Kırgızistan, Moğolistan’da Hollanda ve Avusturya’da da satış noktaları ile halen görüşmelerin devam ettiği bayi adaylarının bulunduğunu aktardı. “Bulunduğumuz yerlerde genişlemek, farklı ülkelere açılmak gibi hedeflerimiz var. 2021 ile birlikte hedeflerimize ulaşmak için çalışmalarımızı hız kesmeden sürdüreceğiz. Mağazalaşma çalışmalarımız ile birlikte dijitalleşme yatırımlarımız da devam edecek” dedi.

Uncategorized

2020’de neler yaşandı?

2020’de neler yaşandı?

Tüm sektörlerde olduğu gibi kuyumculuk sektörü de zor bir yılı geride bıraktı. İstanbul Kuyumcular Odası Başkanı Mustafa Atayık 2020 yılında neler yaşandığını, İKO’nun şu anki hizmetlerini Voir Magazin’e anlattı.
2020 yılı dünya çapında olduğu gibi Türkiye’de de zorlu bir yıl oldu. Sektörel bazda bakıldığında ise lüks tüketime giren kuyumculuk sektörü zor bir yılı geride bıraktı. Nasıl bir yıl geçirdik, bir de siz özetleyebilir misiniz? 2020 yılı, Türk kuyumculuk sektörünün belki de kadim tarihinde en çok sıkıntıya düştüğü ve zorlandığı yıl olarak hafızalarda yerini alacak. Geçmiş dönemde birçok krizle mücadele etme becerisi gösteren sektörümüz, tüm insanlığı evine hapseden pandemi salgının negatif yansımalarını fazlasıyla hisseden meslekler arasına girdi. Koronavirüs karantinası ve kısıtlamalar nedeniyle sektörümüz, yüzde 50-60 oranında küçüldü, satışlar oldukça düştü. Normal zamanlarda piyasaların hareketlendiği Sevgililer Günü, Anneler Günü ve yaz düğün sezonu beklentilerin çok altında kaldı. Pandemi nedeniyle gurbetçilerin gelmemesi, düğün ve nikahlardaki kısıtlamalar, 1 Haziran’dan sonra ‘Kayıplarımı bir miktar geri alırım’ beklentisi içerisine giren meslektaşlarımızı memnun etmedi. Pandeminin zorlu koşullarına altındaki rekor fiyat seviyeleri de eklenince altın takı, mücevher, gümüş takı ve gümüş eşyadaki talebi oldukça düşürdü. Ancak, yıl boyu süren fiyatlardaki dalgalı seyir nedeniyle sadece sarrafiye ve yatırımlık altın satan mağazalarda bir hareket görüldü. İç piyasaya paralel, aynı tabloyu ihracatta da gördük. Uçuş yasağı ve kısıtlamalar nedeniyle külçe altın hariç ihracatın diğer kalemlerinde de dikkat çekici düşüşler yaşandı.  Kuyumculuk sektöründe yılın gündem konusu ne oldu? Dünyada bu yılın gündemini belirleyen de değiştiren de pandemi oldu. Sektörümüz firmaları, geçmiş krizlere hiç benzemeyen pandemi salgını ile mücadele etmek ve ayakta durmak için arayışlara girdi. Daha önce E- ticaret, online satış ve sosyal medyaya sıcak bakmayan birçok firmanın bu süreçte bu alanlara yatırım yaptığını görüyoruz. Anadolu’da pandemi korkusuyla gelemeyen esnafa ulaşmak için firmalarımız, pazarlamada B2B sitesini güncelleyip whattsapp ve sosyal medyayı daha aktif kullanmaya başlandı. Yeni arayışlar ve farklı bakış açılarının ve dijital yatırımların daha da hız kazandığını gözlemliyoruz. İKO olarak şu an kuyumculara verdiğiniz hizmetler nelerdir? Meslek odası olarak üstlendiğimiz önemli sorumluluk nedeni ile karantina süreci de dahil faaliyetlerimizi aksatmadan sürdürüyoruz. Çemberlitaş Merkez Binası ve Kuyumcukent Ofisi’nde üye işlemlerinden dış ticaret expertiz raporlarına, ayarevinden bilirkişiliğe, değerleme hizmetinden pırlanta, renkli taşlar ve mücevhere verdiğimiz uluslararası sertifikasyon hizmetimiz devam ediyor. Yoğun eve kapanmaların yaşandığı günlerde bütün dünyadaki en üst düzey kurumların başkanlarıyla sürekli fikir alışverişinde bulunduk, bunları yol göstermesi amacıyla Türkçe altyazılı videolar şeklinde tüm sektörle paylaştık. Salgınla ilgili kurallara harfiyen uyulması amacıyla 1 Haziran 2020 öncesinde Sağlık kurum ve kuruluşlarının desteği ve mesleğimizin inceliklerini göz önüne alarak sektörümüze özel bir Güvenlik ve Hijyen Rehberi hazırladık. Sağlık bakanlığının çalışmalarına bu bilgileri ekleyerek tüm sektörle paylaştık. Pandemi sürecinde uzun süredir hayata geçirmeyi planladığımız eğitim projelerimizi uygulamaya koyduk. İstanbul Ticaret Üniversitesi ile işbirliği yaparak Oda’mızın eğitim katında bilgisayarlı mücevher tasarım eğitimi Matrix Gold/Zbrush sınıfını açtık. Ayrıca, sektörümüzün ara elemanı ihtiyacını karşılamak amacıyla duayen ustalarımızın deneyimlerini paylaştığı sadekarlık, kalemkarlık, mine ve mıhlayıcılık derslerini başlattık. Öte yandan, GLT Akademi bünyesinde pırlanta ve ham elmas uzmanlığı (eksperliği) kurslarının da devam ettiğini belirtmek isteriz. Geçtiğimiz haftalarda Ataköy Hastanesi ile işbirliği yaparak kuyumcularımızın Covid-19 PCR ve antikor testlerini daha uygun fiyatlarla Oda’mıza gelerek yapmalarını sağladık. Kuyumculuk sektöründe taksit sayısı 6’ya düşürüldü. Sık sık taksit sayısında yaşanan bu durum sektörü nasıl etkiliyor? Tekrar bir revize olmasını bekliyor musunuz? BDDK’nın yeni taksit kararı bize özel değil. Bu karar, başka sektörlerde yapılan taksit sayısının düşürülmesiyle birlikte yayınlandı; ancak sektörümüz için sürpriz oldu. Sektörün temsil kurumları olarak bir süredir firmalarımızdaki stokun eritilmesi için 8 olan taksit oranının artırılmasını bekliyorduk. Taksit imkanı, özellikle yüksek fiyatlı kuyumculuk ürünlerinin satın alınmasında çok önemli bir etken. Fiyatlar çok yüksek olduğu için taksitlendirme, tüketicilerin alım gücünü oldukça pozitif etkiliyor ve piyasayı da hareketlendiriyor. Biz, ilgili kurumlara taksit konusunda yapılan bu değişikliğin geçici olması ve yeniden artırılması talebimizi ve çağrımızı yaptık. Burada bir noktanın altını çizmek istiyoruz: Fiyat hareketleri zamanında satışı hızlanan yatırımlık altın ve sarrafiye ürünlerinde taksit yok. 8 taksit olan altın takı ve mücevherde pandemi nedeniyle işler oldukça sıkıntılı. Bunun üstüne 8 olan taksit imkanı 6’ya düşünce sorun daha da büyümüş oluyor. Kuyumculuk sektörünün büyümesindeki en önemli etkenlerden biri de ihracat. İçerisinde bulunduğumuz dönemde ihracat eskisi gibi gerçekleştirilebiliyor mu, önümüzdeki süreçte ihracatın artması ya da azalması öngörülüyor mu? Türkiye, dünyada ihracatta ikinci sırada yer alıyor. Pandemi koşulları ve uçuş yasakları ihracatı oldukça zorluyor. İhracatçı firmalarımız, şartları zorlayarak dış satımları gerçekleştirmeye çalışıyor.  Ocak-Kasım döneminde 3 milyar 459 milyon ihracat yapılmış. Özellikle karantina sürecinde bu ihracatın büyük kısmını külçe altın kategorisinin oluşturduğunu not etmekte yarar var. Öyle görünüyor ki yıllık ihracatı, geçen yılın altında gerçekleştireceğiz. 2021 yılından, hem ihracat, hem de iç piyasa açısından umutlu olduğumu söylemek isterim. Birçok aşı adayı piyasada ve aşılama süreci başladı. Ülkemizde de Ocak ayının ilk haftasından itibaren aşılama süreci başlayacak.  Bu süreçte, bir sorun yaşanmazsa ilkbaharın ardından ticari anlamda güzel günler bizi bekliyor.

Uncategorized

Durin Gold 1 yaşında!

Durin Gold 1 yaşında!

Kısa sürede başarılı bir grafik izleyen, yeni showroomuyla da bunu taçlandıran Durin Gold, her geçen gün ürün yelpazesini de müşteri kitlesini de genişletmeye devam ediyor. 1 yaşını kutlayan Durin Gold’un bu dönemde yakaladığı başarıyı Firma Sahibi Mustafa Kuşkaya anlattı.
Geçtiğimiz yıl birçok sektörde birçok firma kovid 19’un etkisiyle zor günler geçirdi. Bu dönemde henüz kapılarını yeni açmış olan Durin Gold, başarılı pazarlama strateji ve geniş ürün yelpazesi sayesinde yükselen bir grafik elde etti. 1 yılda yeni showroom’unu açma başarısı elde eden firmanın gelecek planlarını ve yıl değerlendirmesi Mustafa Kuşkaya şu şekilde anlattı, “Müşterilerimizden gelen yoğun talebin de etkisiyle showroom açmaya karar kıldık. Vezirhan’ın tarihi yapısı içerisinde yer alan mağazamız hem ürünlerimizin hem de mağazamızın ziyaretçilerimizin beğenisini kazanacağına inanıyoruz” dedi. “Yeni yıla güzel bir başlangıç yaptık” Tüm olumsuz piyasa koşullarına rağmen, sektörde edindiği tecrübe ve iş ortaklarıyla kurduğu sinerjinin markalarının başarılı bir şekilde yol almasına katkıda bulunduğunu söyleyen Mustafa Kuşkaya; “Biz pandemiyi bahane ederek çalışmalarımızda hızımızı kesmedik. Yeni tasarımlara yer ayırmayı, işimize yatırım yapmayı ihmal etmedik. Yeni yıla güzel bir başlangıç yapıyoruz. Düşen altın ve döviz fiyatları, Covid 19 aşının bulunması, vaka sayılarının azalması yeni yılın çok daha iyi geçeceğini bize gösteriyor. Yılın ilk günlerine de güzel giriş yaptık. Yeni mağazamızda tüm sektör mensuplarımızı ağırlamaktan onur duyacağız” diye konuştu.

Uncategorized

Sina Pırlanta 14 ayar toptanda da iddialı

Sina Pırlanta 14 ayar toptanda da iddialı

Son yıllarda başarı grafiği her geçen gün yükselen Sina Pırlanta, 2020 yılının son aylarında 14 ayar altın toptan satışına başladı. Kısa sürede önemli bir pazar ağına ve ürün yelpazesine sahip olduklarını söyleyen Sina Pırlanta Firma Ortağı Hakan Çor, gelecek yıl hedeflerini ve yakaladıkları başarının ipuçlarını anlattı.

m dünya korona virüs etkisi altında bir yıl geçirdi. Bu durum tüm hayatımıza etki etti. Özellikle kuyumculuk sektörü zor bir yılı geride bıraktı. Geçtiğimiz yıl firmanız açısından nasıl geçti?
Sizin de belirttiğiniz gibi zor bir yılı geride bıraktık. Bu dönemde, her şeyden önce sağlığın geldiğini bir kez daha öğrenmiş olduk. Yalnızca Türkiye’de değil dünyada ticarette büyük bir yavaşlama yaşandı. Biz de bu dönemde rehavete kapılmadan, “markamız ve geleceğimiz adına neler yapabiliriz, ürün yelpazemize neler katabiliriz, daha fazla kişiye nasıl ulaşırız” sorularının yanıtları için çalıştık. 2020 yılı Sina Pırlanta için yatırım ve kurumsallaşma yılı oldu diyebiliriz. Mağaza sayımız artış gösterirken satış noktası listemize her geçen gün yeni iş ortakları eklenmeye devam etti. Ürün yelpazemize tüm kitleye hitap eden yeni ürünler eklendi. Ünlü oyuncu Emine Ün’ün yer aldığı reklam çalışmalarımız televizyon ekranlarında dönmeye başladı…
2020 yılında markamızda yaşanan en büyük gelişmelerden biri de 14 ayar altın toptan satışlarımızın başlaması oldu. Kısa sürede büyük bir ilgiyle karşılaştığımız 14 ayar ürünlerimiz yavaş yavaş Türkiye’nin birçok bölgesinde bulunan kuyumcu vitrinlerinde yerini almaya başladı. Ürün yelpazemiz arasında trend ürünler de, klasikleşmiş ürünler de yer almaktadır. Bu nedenle oldukça geniş bir skala ile iş ortaklarımıza hizmet etmeye devam ediyoruz.


Fuarların gerçekleştirilmemesi sektörü nasıl etkiledi? Bu dönemde kuyumculara başarılı bir şekilde faaliyet göstermeleri için nasıl bir strateji izlemelerini tavsiye edersiniz?
Kuyumculuk sektörü için fuarlar en hızlı ticaret bağlantılarının kurulduğu bir platform. Bu anlamda hem yurtiçi hem de yurtdışı bağlantılarının sağlanması açısından büyük önem taşıyor. 2020 yılında korona virüs dolayısıyla birçok fuar iptal oldu. Ancak Sina Pırlanta olarak biz yıl boyunca büyümemizi sürdürmeye devam ettik. Bu tür dönemlerde panik havasına kapılmadan, emin ve güçlü adımlarla ilerlenmeli. Doğru zamanda, doğru yerde, doğru stratejilerle hizmet verilmeli. Biz bu zor günleri aldığımız doğru kararlar ve iş ortaklarımızla kurduğumuz güçlü sinerji ile yükselen bir grafikle geçirmeyi başardık.

2021 yılı için bir yol haritası belirlediniz mi? Hangi konularda girişimlerde bulunacaksınız?
2021 yılında reklam çalışmalarımız devam ederken nihai tüketiciyle, bayi ve satış noktası ağımızı genişleterek iş ortaklarımızla sık sık bir araya gelmeye devam edeceğiz. 14 ayar toptan kategorisinde ürün yelpazemizi genişletmeye, daha fazla noktalara ulaşmayı sürdüreceğiz. Alanında profesyonel ekibimizle iş ortaklarımıza hızlı ve güvenilir şekilde ulaşmaya devam edeceğiz.

Uncategorized

Ekol’den benzersiz tasarımlar

benzersiz tasarımlar… 

Ekol’den benzersiz tasarımlar

Ekol Pırlanta’dan yine kusursuz bir koleksiyon mücevherseverlerle buluşuyor. Osmanlı’nın ihtişamından ilham alınarak tasarlanan koleksiyon, tamamıyla el yapımı olma özelliği taşıyor.
Kuyumculuk sektörünün en köklü markalarından Ekol Pırlanta, tüm ürün grubuyla mücevherseverlerin dikkatini çekmeye devam ediyor. Her üründe ayrı bir emek, ayrı bir hikaye barındıran Ekol, yine özel bir koleksiyona imza attı. Osmanlı’nın ihtişamı ve saray takılarından ilham alınarak tasarlanan koleksiyon tamamıyla el yapımı. 10.77 karat elmas taşlarla bezeli, 18 ayar gerdanlık damla şeklindeki formuyla zarafeti ve sonsuzluğu temsil ediyor. 6.94 karat elmas taşlarla tasarlanan yüzük de ihtişamı ile göz dolduruyor. Özel bir yapım tekniği ile üretilen ve uzun süre üzerinde çalışma gerçekleştirilen koleksiyon kusursuz detaylarıyla dikkat çekiyor.

Uncategorized

Gülay Şele;Güçlü kadınlar, güçlü projeler!

Gülay Şele;Güçlü kadınlar, güçlü projeler!

Gülay Şele… PR sektöründe gerçekleştirdiği çalışmalarla adından söz ettiren bir isim. Aynı zamanda İstanbul Reklamcılar Esnaf Odası Başkanı. Hem kendisini hem de reklam sektörünü geliştirmek adına çok önemli projelere imza atıyor. Reklamın önemini, gelecek projelerini ve markalaşmayı Gülay Şele’den dinledik.
Şele PR Yönetimi ve İstanbul Reklamcılar Esnaf Odası Başkanlığını yürütüyorsunuz. İş hayatında oldukça aktif bir rolünüz var. Gülay Şele’yi bir de siz anlatabilir misiniz? 18 yıldır sektördeyim. Önce kurumsal firmalarda reklam sektöründe çalıştım, kendimi hazır hissettiğimde de kendi şirketimi kurarak yine sektöre hizmet etmeye, yararlı olmaya çalıştım. Sanırım çalışkanlık benim için en önemli kelime. Hızlı olmak ve yılmamak ise özellikle bizim işimizde çok önemli. İş hayatında her gün yeni bir sorunla karşılaşabiliyoruz. Önemli olan bu sorunlar karşısında gerekli çözüm yöntemlerini bulmak ve hiçbir zaman vazgeçmemek. Hata yapılabilir, en önemlisi bunlardan ders alıp aynı hatayı tekrar etmemektir. Çalışkanlığımın ve karşılaştığı zorluklarla hiç yılmadığımın konuşulması beni mutlu eder. Türkiye PR, reklam ve markalaşma konusunda dünya çapında hangi seviyede. Firmalar kurumsallaşmaya ne kadar açık? Türkiye reklam sektörü açısından dünyayı her aşamada yakaladı. Özellikle günümüzde oldukça popüler uygulanan Instagram üzerinden satış bakımından dünyada ilk faaliyet gösteren ülkeydik. Ben ülkemin tüm pazarlama ve faaliyetlerde dünya çapında ileri düzeyde seyreden bir başarı gösterdiğini düşünüyorum. Aile şirketlerinin kurumsallaşmaya sıcak bakmadıkları ya da kurumsallaşmanın bu şirketler bakımından zor olacağı düşünülse de günümüzde artık kalıcılık ve geleceğe sağlam ve sağlıklı bir kurum bırakabilmek adına bu şirketlerin de kurumsallaşmaya başladığını görüyoruz. Artık ikinci ve üçüncü nesil üyeler yönetici konumunda yer almaya başlıyor. Pandemi süreci firmaları nasıl etkiledi? Bu dönemde doğru markalaşma stratejileri nasıl olmalı? Olağanüstü bir dönem yaşıyoruz, küresel ölçekte bir salgınla karşı karşıyayız. Bu krizden birçok sektör etkilenmekle birlikte böylesine hassas ve zor bir dönemde atılacak her adım hayati önem taşıyor. Çünkü bu gibi zor dönemlerde firmaların çok dikkatli olması, kabuğuna çekilmek yerine doğru zamanda doğru adımları atması gerekiyor. Birçok firma önceliklerini ve üretim süreçlerini farklı bir noktaya taşıyarak insan odaklı mesajlarla hedef kitlesine sunmaya başladı. Uzun vadede yapılan planlar pandemi ile birlikte değişime uğradı. Gerek bireyler gerekse kurumların kriz yönetimini etkili stratejiler üzerine kurgulamalıdır. Çünkü bu kalıcı izler bıraksa da geçici bir süreç. Dolayısıyla “bunlar daha iyi günlerimiz” fikri yerine, “krizi olabildiğince az zararla atlatıp yolumuza güçlenerek devam etmeliyiz”. Süreç iyi yönetilmezse aynı zamanda kaliteli iş gücü işletmelerden uzaklaşır, hisse senetleri değer kaybeder ve finansal kayıplar daha da artar. Bu noktada atılacak her adım hayatidir. Bu bakış açısıyla özellikle de sosyal medya kanalları etkili bir şekilde kullanılmalı, çalışanların ve müşterilerin güvenliği için adımlar atılmalı ve bu bilgiler sosyal medya kanalları aracılığıyla açıklanmalıdır. Markalaşma sürecinde dijital mecra ne kadar önemli? Dijitalleşme artık bir seçenek değil, zorunluluk. Dolayısıyla tüm firmaların dijitalleşmeye ekstra önem vermesi gerekiyor. Değişen bu şartlarda tüketici beklentilerine cevap verebilmek ve üretimden dağıtıma tüm süreçlerde etkin olabilmek için dijitalleşme temel kural. Bu noktada firmalar dijital alt yapılarını gözden geçirmeli, modernize edilmiş akıllı teknolojiler her zaman gündemde olmalı, inovatif adımlar atmak konusunda cesur olunmalı. Sosyal medya kanalları artık sadece kurumsal hesaplar olarak düşünülmemeli. Sosyal medya hesapları firmaların dijital vitrini olarak kabul edilmeli. Doğru stratejiler geliştirilerek sosyal medya kanalları etkin bir şekilde kullanılmalı. Bu teknolojinin algoritmasına uygun reklam modelleri geliştirilmelidir. Tekrar İstanbul Reklamcılar Esnaf Odası’na dönecek olursak, başarılı bir iş kadını olarak birçok kişiye örnek oluyor, algı değiştiriyorsunuz. Böyle bir görevi yürütmek zor mu? Ben insanlara yılmamayı ve vazgeçmemeyi öğretmek isterim. Her gün yeni bir gün… Dün ne yaşarsak yaşayalım bugün yeni bir gün olarak başlamalıyız. Başkanı olduğum Reklamcılar Esnaf Odası üyelerinin daha fazla haklardan yararlanması için markalar ile iş birlikleri yapıyoruz. İş hayatındaki kadın istihdamını artırmak için çaba sarfediyoruz. Bu görev beni zorlamasının aksine benim için, benim amaçlarımı gerçekleştirmem adına teşvik sağlıyor. Son dönemlerde yürütmüş olduğunuz bir proje var mı, önümüzdeki dönemde hayata geçirmeyi planladığınız projeleriniz olacak mı? 4 yıl Reklamcılar Esnaf Odası başkanlığım devam edecek, ulaşmadığım hiçbir üyemin kalmayacağını umuyorum. Bu sürenın sonunda yönetmek istediğim 2 proje var, bunları yerine getirmek istiyorum. İş hayatında kadınların istihdamının artması için projeleri hayata geçirmek istiyorum. Sonrasında da yine siyasetteki kadın sayısının artması için uğraşmak ve başarılı bir kadın belediye başkanı olmayı istiyorum.

Köşe

YENİ BENJAMİN BUTTON’LAR

Köşe

Benjamin Button filmini izleyenler bilir. İzlemeyenler için de kısaca bahsedeyim… Gösterime girdiği anda büyük beğeni toplayan ve ilgi çeken filmin ana teması hayatı tersten yaşamak üzerine. Çok yaşlı ve sakat bir adam olarak doğan ve yıllar ilerledikçe gençleşen, sıhhatini kazanan ve daha sonra da çocuklaşan Benjamin Button’ın yaşam öyküsünü anlatır. Filmi izleyenler şu replikleri de hatırlayacaklardır; “Her ne olursa olsun, kendin olmak için asla geç değildir. Ya da benim durumumda asla erken değildir. Bunun zamanı yoktur, istediğin zaman başlayabilirsin. Değişebilir ya da aynı kalabilirsin.” Çok güzel bir yapıt, tekrar tekrar izlenebilecek türlerden. Zamanda yolculuk, bilim kurgu, geçmiş ya da gelecekle ilgili birçok filmi izlemişizdir. Ancak bu filmi farklı kılan, başkarakter için zamanın tersten işlemesi, yaşlı olarak doğup, yaşadıkça gençleşmesi, sakatlığının düzelmesi, sonra çocuk olması, daha sonra bebek ve nihayetinde yok olması. Yani yokluğun ya da ölümün başka bir boyutuna geçmesi. Şimdi geçmişte izlenmiş bir filmi neden anlatıyorum? Çünkü günümüze başka bir açıdan uyarlamak için! Çünkü sondan başa dönüş üzerine kurulu bu filmdeki hayata dair mesajlara dikkat çekmek için! Normal hayatta insan doğar, büyür ve ölür. Doğduğumuz andan itibaren öğrenerek büyürüz. Sonra da öğrendiklerimizi bizden sonraki nesile tecrübe olarak aktarırız. Bu şimdiye kadar alışılagelmiş bir hayat döngüsü idi. Acaba bunun tam tersi olsaydı, yani zaman tersten işleseydi, Benjamin Button gibi yaşlı biri olarak doğup, varoluşun bir öncesindeki boyutuna geçseydik ne olurdu? Eminim şimdiki aklımızla geçmişte yaptığımız hataları yapmaz, eksikliklerimizi tamamlardık. Nasıl, niçin, nereden geldiğini anlayamadığımız, milyonlarca insanın ölümüne sebep olan, özgürlükleri kısıtlayan, insanları evlerine hapseden, ekonomileri sarsan, ne zaman biteceğini tahmin bile edemediğimiz bir salgın yaşıyoruz. Bu salgınla birlikte hayatlarımızda çok şey değişti. Görünen o ki daha da çok şey değişecek. Gerek ekonomik, gerek sosyolojik gerekse teknolojik her şeyi değiştiren yeni bir çağdayız. Digital Çağ! Yeni bir evre, yeni bir sistem. Henüz neler getirecek, neler götürecek bilmiyoruz. Bildiğimiz tek şey pandemi ile birlikte digitalleşmeye hızlı geçiş yaptığımız. Hani deniyor ya ‘hiçbir şey eskisi gibi olmayacak’! Belli ki olmayacak. Sağlık başta olmak üzere yaşamlarımızla, uzaktan, sanal ve mesafeli bir hayatla başka bir anlamda sabrımızla sınanıyoruz. Dile kolay alışkanlıklarımızı değiştiriyoruz. Sıcak, samimi, içli dışlı bir yaşam tarzını benimsemiş bir toplum olarak bizim için hiç de kolay olmayacak bambaşka bir hayata geçiş yapıyoruz. Bu süreç zor bir süreç, en az hasarla atlatmanın sınavını veriyoruz. Biliyoruz geçişler sancılıdır ama her şeye rağmen hayat devam ediyor. Artılarıyla, eksileriyle! İnsanız nihayetinde, duygularımızla hareket ediyoruz. Dünya digitalleşirken insan da bu yeniçağa ayak uydurmak için çaba sarf ediyor. Bu çabada en çok da belli bir yaş üstü zorlanıyor. Bilmedikleri, görmedikleri yeni dünyayı keşfetmeye çalışıyorlar. Etrafımızda yeni Benjaminler türüyor. Şimdi diyeceksiniz ki, bu Benjaminler kim? Neredeler? Nasıl çıktılar? Onlar içimizde, onlar bizim değerlilerimiz, annelerimiz, babalarımız, anneannelerimiz, babaannelerimiz, dedelerimiz, komşularımız yani büyüklerimiz. Son zamanlarda onları her yerde gördük, varlıklarını her yerde hissettik. Neredeyse bir yıldır salgınla ilgili alınan tedbirlerde 65 yaş üstünü konuştuk. Bizler için ne kadar değerli olduklarını bir kez daha hatırladık. Şimdi onlar bir başka mücadele veriyorlar. Teknolojik mücadele! Birçoğu çoktan hevesli. Eline akıllı telefonunu alan, tabletini alan büyüklerimiz ‘evladım şunu bir öğretsene’ diye çocuklarından yardım talep ediyor. Eskiden küçükler büyüklere ayak uydurmak zorunda idi, şimdi büyükler küçüklere. Artık küçükler büyüklere özenmiyor, büyükler küçüklere özeniyor. Pandemi ile birlikte alınan tedbirler yeni yeni uygulamaları da beraberinde getirdi. Evden çalışmadan, kurum ve alışveriş merkezlerine girişlerdeki kare kod uygulamalarına, online randevudan, temel gıda ihtiyaçlarını evlere servis etmeye kadar her şey elimizin altında. O kadar evimizin içine girdi ki markete bile gitmeye gerek kalmadı. Evde süt mü bitti, iste online gelsin! Parmaklarımızın dokunması yeterli. Artık bunlar hayatımızın bir parçası haline geldi. Bunları yapabilmek için de teknolojiyi bilmek ve yakından takip etmek gerekiyor. Diyeceksiniz ki bunları zaten yapıyorduk. Evet, yapıyorduk ama belli bir yaş üstü bu dönüşüme o kadar da ilgili değildi. Bakkal Mehmet Bey’e ‘nasılsın, işler nasıl, hayırlı kazançlar’ demeden bu işler nasıl yapılacaktı? Hiç mahalle bakkalıyla muhabbetin yerini tutar mı? Elbette hayır! Ama sabah akşam öyle seçenekler sunuluyor ki sistem sizi adeta içine çekiyor. Şimdi onlar da değişime ve dönüşeme ayak uydurmak zorunda. Genç beyinler bu işi çabuk kavrıyor, sisteme uyum sağlıyor. Ya belli bir yaş üstü? Onlar için de iş başa düştü… Çağın gerisinde kalmamak adına yeni Benjaminler de teknoloji ile tanışmaya başladılar. Akıllı telefonlarıyla dünyayı keşfediyorlar. Birçoğu görüntülü konuşmayı öğrendi, bazıları selfie çekip sosyal medyada paylaşıyor, kimisi de AVM’lere girişte uzun kuyruklar oluşturup kare kodlarını gösteriyor. Teknolojiden en iyi anlayan küçükler büyüklerine tercüman oluyor. Kim derdi ki bir gün teknolojiyi iyi kullanan gençler büyüklere tecrübesini aktaracak! Kim derdi ki büyüklerin yanında kahve bile içemeyen bir kültürün çocukları şimdi büyüklerinin bir bileni olacak! Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir. Zamanla birlikte insan mekanizması artık eskisi kadar çalışamıyor, beyin ve vücut o kadar öğrenmeye açık olamıyor, kabul… Ama sınırları da biraz zorlamak gerekiyor. Benjamin Button filmdeki ‘değişebilir ya da aynı kalabilirsin’ repliği bana göre çok önemli bir cümledir. Değişirsek ne olur, aynı kalırsak ne olur? Bunu tahlil etmek o kadar da zor değil. Etrafımızda kendini değiştirmeyen, geliştirmeyen daha açık bir ifadeyle dünyaya geldiği haliyle kalan insan örneklerinden çok fazla var. Digitalleşmede teknolojiye ayak uydurmak olmazsa olmazımız. Ya bu değişime ayak uyduracağız ya da modası geçmiş bir şekilde yaşayacağız.Değişime direnmeyen yeni Benjaminler hayatlarını daha bilinçli yaşarken, direnenler sadece seyirci olarak kalacaklar. Oyuncu mu, seyirci mi olacağımıza karar vermek gerekiyor. Artık hayat döngüsü büyükler ile küçükler arasındaki bilişim dengesi yeni çağ ile birlikte değişti. Belki de zaman fizyolojik olmasa bile düşünsel olarak tersine akacak. Değişim iyidir, rutini bozar, canlılık katar, heyecan verir. Belli bir dozda biraz heves, biraz çaba bu işin gençlik iksiri olacaktır.

Gündem

Anal stimulation can be pleasurable for individuals of all

Sex Toys Buy Intercourse Toys India On-line

The conversations appeared to hook up with the community for a crypto memecoin called Green Dildo Coin. On Tuesday night’s livestream, members mentioned they’d been speaking with people throwing intercourse toys at WNBA arenas. This ultra-smooth, long-lasting silicone formulation is the gold normal for anybody who refuses to tolerate subpar slip. It’s utterly scent-free, flavorless, and freed from pointless components adult spreader bar0, making it excellent for every little thing from solo periods to partnered play (yes, even anal). Plus, it doubles as a hair serum and prevents chafing, so actually, it’s a multitasking must-have. The vibrations are so deep and rumbly that they don’t just stay exterior, they creep into your bones like a scandal.

“It may be managed from anyplace on the earth, the curved head nestles comfortably towards the delicate tissues of the G-spot, and the vibrations range from a rumble to a pulsing earthquake,” Francis says. Like other remote-control choices, the Lush three can also sync up with your music spreader bar woman, creating unlimited vibration patterns for an ultra-customizable expertise. In 2014 armbinder latex, a feminine sexologist and a MIT engineer began Dame to assist shut “The Pleasure Gap” so ladies and men are equally glad with their sex lives.

Not to say lingerie that’ll deliver your bed room fantasies to life. Our couples intercourse toys section has you covered—vibrating rings, We Vibe toys, and more to show your honeymoon, staycation double ended adult toy, or random Tuesday evening into something unforgettable. Explore our anal toys part for vibrating butt plugs adult spreader bar, anal beads, and beginner-friendly gear that takes the stress out of anal play and replaces it with serious pleasure.

Another type of sex toys for both men and women are those for erotic electrostimulation. Erotic electrostimulation refers again to the act of using electrical energy for sexual stimulation. By the mid-1970s, medical transcutaneous electrical nerve stimulation (TENS) machines were widely out there. The machines work by stimulating nerve endings with electricity, sending alerts of stimulation to the brain. Electrostimulation works off this similar principle, when the mind received a sign of stimulation from the genitals, pleasure hormones are launched. Anal stimulation can be pleasurable for individuals of all genders, and anal toys can come within the form of each vibrators and dildos.

The larger, more “bulbous” top presses against your associate’s clitoris in many sex positions lesbian sex tots handsome up, permitting for optimum stimulation. These are designed to be worn across the base of the penis and might help enhance erections spreader bar woman, delay ejaculation, and increase sensitivity. Some cock rings also have vibrating options for much more fun. You can have a glance at these helpful (pun intended) finger vibrators as a simple approach to stage up your standard handbook masturbation session. “Finger vibrators are a tremendous addition to solo sex as a result of they permit you to use your hand as you normally would…while also offering vibration,” Searah Deysach, sex educator and proprietor of Early to Bed, informed SELF.

Dive into a treasure trove of delight with our full range of sex toys. Whether you’re flying solo or sharing the fun with a companion sex bar toy, there’s a toy right here to tease, thrill and wreck you. From clitoral stimulators to ridged dildos marypussy, unlock new ranges of ecstasy. It’s not just about including spice to your bedroom, it’s about creating unforgettable orgasms time and time once more. Check out our new arrivals for the most recent must-haves or pair your new favorite toy with certainly one of our erotic lingerie sets to show up the warmth. Looking to alter things up in phrases of your (ahem) alone time?

Analiz

Altın fiyatlarındaki düşüşler kalıcı değil!

Altın fiyatlarındaki düşüşler kalıcı değil!

Son 1 aydır düşüş trendinde olan altın fiyatları, yatırımcısına iyi alım fırsatları sunuyor.
Aşı iyimserliği altının ons fiyatında, dolar/TL kurunun gerilemesi altının gram fiyatında sert düşüşlere neden olduğunu gördük. Altının ons fiyatı 1.965 dolar seviyesinden 1.765 dolar seviyesine kadar geriledi. Altının ons fiyatı 1 ayda yüzde 10’dan fazla değer kaybederek 200 dolar geriledi. Dolar/TL kurunun 8,58 liradan 7,50 liraya gerilemesi, altının ons fiyatında 200 dolarlık gerilemenin aynı aya tekabül etmesi, altının gram fiyatının yüzde 18,5’lik değer kaybıyla 540 liradan 440 liraya gerilemesine neden oldu. Kasım’da yaşanan düşüşler, bu geleneğin bozulmamasına neden oldu. Almanya, Amerika, Çin ve Rusya’dan gelen aşı haberlerinin küresel piyasalarda coşkuya neden olduğunu söyleyebiliriz. Küresel piyasada yatırımcılar altın ve gümüşlerini satarak hisse senedi satın aldılar. Kovid-19 sürecinde altın ve gümüş gibi değerli metallerin yatırımcılar tarafından nakit olarak kullanıldığını Mart’tan sonra tekrar görmüş olduk. Güvenli limanlardan uzaklaşan yatırımcılar, riskli varlıklara yöneldi. Ancak bu sürecin kalıcı olacağını tahmin etmiyorum. Çünkü virüs salgınında vaka sayıların yaşanan artışlar, yeni kısıtlamalar, teşvik paketiyle alakalı çağrıların hızlanması, Fransa ve İran’da artan jeopolitik riskler, düşük faiz politikalarının devam ediyor olması gibi nedenler, altın fiyatlarının yükselişlerini destekleyeceğini düşünüyorum. Ondan sebep bu seviyeler altın yatırımcılarına iyi alım fırsatları sunduğunu söyleyebilirim. Teknik olarak altının ons fiyatında 1.765-1.880 dolar aralığını takip ediyorum. 1.765 dolar seviyesi test edildiğinden yükselişlerde 1.880 dolar seviyesini bekliyor olacağım. Düşüş veya yükselişlerin sürebilmesi için bu bant aralıklarının dışına çıkması gerekiyor. 1.765 dolar seviyesi aşağı yönlü kırılırsa düşüşler kademeli olarak 1.720-1.680 ve 1.650 dolar seviyesine kadar sürebilir. 1.880 dolar seviyesi yukarı yönlü kırılırsa yükselişler kademeli olarak 1.900-1.925 ve 1.975 dolar seviyesine kadar devam edebilir. Altının ons fiyatında 2021 yılının ilk çeyreğinde tekrar sert satışlar yaşanabilir! Tekrar yükseliş öngördüğüm emtia fiyatlarında 2021 yılının ilk çeyreğinde sert satışlar yaşanacağını tahmin ediyorum. Çünkü salgında 2.dalga bittikten sonra Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), onaylanmış bir aşıyı açıklayabilir ve insanlar üzerinde kullanılmaya başlanabilir. Kısıtlamaların kalkması, ekonomide hızlı toparlanma, psikolojik etken gibi nedenler yatırımcıları tekrar güvenli limanlardan uzaklaştırarak riskli varlıklara yönelmesine neden olabilir. O zaman altın fiyatlarındaki satışların daha hızlı ve uzun olacağını öngörüyorum. Bu öngörümün gerçekleşirse yatırımcısı satış için bir fırsat yakalamış olacak. O zaman altının ons fiyatında 1.650 dolar, altının gram fiyatında 420 lira seviyelerinin altına sarkmaları bekliyor olacağım. Bu sert düşüşlerde altın pozisyonu olan yatırımcısı, panik satışı yapmamalı. Kendine zaman tanımalı. Kısa vade altın fiyatlarında hızlı bir toparlanma görebiliriz. Bu ortamda TL ile fırsat kollayan yatırımcısı, düşüşleri fırsat olarak görmeli.