Türkiye’nin görülmesi gereken en özel adaları; Gökçeada, Bozcaada ve Cunda Adası

Tarihi yapıları, doğası, mavinin çeşitli tonlarına sahip denizi ve kendine has lezzetleri ile Türkiye’nin görülmesi gereken en güzel adaları; Gökçeada, Bozcaada ve Cunda Adası. Özellikle hafta sonları adaları ziyaret etmenizin tam zamanı!
Gökçeada Bundan 8500 yıl öncesinde bile üzerinde yerleşim olduğu kanıtlanan Gökçeada, aynı zamanda Türkiye’nin en büyük adası olma özelliğini de taşır. Günümüzde Çanakkale’nin bir ilçesidir ve Çanakkale’den yapılan feribot seferleriyle Gökçeada’ya ulaşmak mümkündür. Yıllar boyu birçok farklı medeniyetin ve ülkenin toprağı olduğu için üzerinde hepsine ait izler barındırır. Üzerinde binlerce yıllık tarihinin kanıtı olarak taş Rum evleri, kiliseler, Fatih Sultan Mehmet döneminden kalma bir cami ve daha ulaşılamamış nice kalıntı vardır. Eğer Gökçeada’nın tarihini detaylı bir şekilde öğrenmek isterseniz içindekilerin çoğunun yerli halk tarafından müzeye bağışlanmış olduğu ve adanın merkezinde bulunan Gökçeada Kent Müzesi’ni çok cüzi bir fiyata ziyaret edebilirsiniz. Ek olarak Gökçeada’nın köylerine giderek oğlak tandır, cicirya, damla sakızlı muhallebi, dibek kahvesi gibi yerel lezzetlerinden tadabilirsiniz. Düşük nüfus yoğunluğu nedeniyle doğası bozulmamış olan Gökçeada’nın eski ismi ana tanrıça, yani bolluk tanrıçasının evi manasına gelen İmroz’dur. Gerçekten de bu topraklar o kadar bereketlidir ki üzerinde sayısız bitki yetişir. Türkiye’nin en batı ucu da bu adada yer alır. Denizi de bir o kadar zengindir, içinde birçok canlı yaşar. Aynı zamanda çoğunlukla rüzgârlı bir yer olması nedeniyle burada rüzgâr sörfü gelişmiştir. İnce kumlu ve soğuk deniziyle Aydıncık Plajı, Gökçeada’da rüzgâr sörfü için en uygun yerdir. Kumsalı çakıl olan ve bunun yanı sıra Türkiye’nin tek milli su altı parkı olma özelliğini taşıyan Yıldızkoy’da ise dalış yapmak mümkündür. Bozcaada Çanakkale’ye bağlı bir ada olan Bozcaada, diğer adalara nazaran çok daha hareketli ve kalabalıktır. Bunun nedeni adada yapılacak aktivitelerin oldukça çeşitli oluşudur. Örneğin her gün adanın merkezinden ziyaretçileri gün batımını izlemeye götürmek üzere bir minibüs kalkar. Aynı noktada her gün yola çıkan bir tekne bulunur ve bu tekne ile turlar düzenlenir. Bir başka etkinlik olarak Ayazma Manastırı veya Bozcaada Kalesi ziyaret edilebilir. Tabii ki bu etkinliklerin en başında Bozcaada’nın serin ve berrak sularında yüzmek gelir. Adanın en popüler plajı, ulaşımın merkezden minibüsle sağlanabildiği Ayazma Plajı ve Akvaryum Koyu’dur. Deniz buralarda o kadar temiz ki gerçekten de suyun altındaki canlıları net bir şekilde görebilir, balıklarla yüzebilirsiniz. Ne zamandan beridir bilinmeksizin Bozcaada’nın şarap üretimi hem çok kaliteli hem de çok meşhurdur. Şarapların bu kadar kaliteli oluşunun nedeni adanın üzümlerinin kalitesidir. Nitekim adanın büyük bir kısmını üzüm tarlaları oluşturur. Her yıl eylül ayının ilk haftasında düzenlenen bağbozumu şenlikleri, Bozcaada’nın büyük gelir kaynaklarından bir tanesidir. Adada şarap tadımı ve satışı için pek çok dükkân bulunur. Ek olarak bağbozumu turlarına katılıp birçok üzüm bağına gidebilir ve üzüm türleri ile üzümlerin nasıl toplanması gerektiği üzerine bilgi sahibi olabilirsiniz. Cunda Adası Genel olarak Cunda Adası olarak bilinen ve bir diğer adı Kurtuluş Savaşı’nda işgalcilere karşı attığı kurşunla direnişi başlatmış olan Ali Bey’in anısına Alibey Adası olarak anılan bu ada, zengin bitki örtüsü ve dingin atmosferiyle ziyaretçilerin ilgi odağı olmayı başarıyor. Adada cazibeyi sağlayan unsurların en önemlisi eski Rum yapılarıdır. 1924’teki nüfus mübadelesinde bu toprakları terk eden Rumların ardından geriye manastırlar, kiliseler, eski Rum evleri ve taş sokakları kalmıştır. Yalnızca dışarıdan bakıldığında bile hakkında pek çok bilgi sahibi olabileceğimiz Rum evlerinin renklerinden tutun estetik dizilişine kadar turistleri büyülediği söylenebilir. Yine bu evlerin yan yana sıralandığı sokaklarda yürürken şehrin gürültüsünü unutup Cunda Adası’nın dinginliğinde kendinizi huzurun kollarında bulabilirsiniz. Adanın sahilinden sonra en çok ziyaret edilen yeri Aşıklar Tepesi’dir. Bu tepe hem Cunda’nın hem de çevre adaların panoramik bir görüntüsünü sunması nedeniyle oldukça sık tercih edilmektedir. Şu anda Rahmi M. Koç Müzesi olan Taksiyarhis Kilisesi ise adanın mutlaka görülmesi gereken noktalarından bir tanesi olma özelliğine sahiptir. Tarihi yel değirmenleri ise güzel bir manzara eşliğinde sizi karşılayacaktır. Cunda’da mutlaka yapılması gerekenlerden biri ise Milli Park’ta tekne turuna katılmaktır. Eğer adadan ayrılmak istemezseniz Ortunç Koyu’na yüzmeye de gidebilirsiniz. Son olarak denemeyi dilerseniz damla sakızlı kahve ve damla sakızlı dondurma; lor tatlısı, papalina ve deniz ürünlerinin yanında adanın ünlü lezzetlerini oluşturmaktadır.